Pazara, markete giden tüketicinin, alıştığı renk ve biçim dışında karşısında gördüğü sebze-meyveleri ''hormonlu-GDO'lu'' olarak nitelendirmesine karşın, bu ürünlerin, aslında tüketicilerinin veya pazarın taleplerine göre geliştirilmiş çeşitler olduğu belirtiliyor.

Pazara yönelik sebze meyve üretiminin kaynağı olan tohumluk firmaları, çeşit geliştirirken, ıslah çalışması yaparken en önemli belirleyicilerin, tüketici tercihleri ve pazar istekleri olduğunu vurguluyor. Üreticiler, piyasaya sürülen ürünleri, semt pazarlarında bile takip ederek, tüketici eğilimlerini belirlemeye çalıştıklarını ifade ediyor.

Firma sahibi Mehmet Yüksel, tohum ıslah çalışmalarında tüketici tercihi ve pazar taleplerinin çok etkili olduğunu belirtirken, bu nedenle her bir sebzede binlerce çeşit arasında ıslah çalışmaları yürüttüklerini söyledi. ''Bütün tüketiciler aynı çeşidi tercih etse, bütün pazarlardan aynı tip talep gelse, biz de o zaman tek bir çeşidi üretiriz'' diyen Yüksel, şöyle devam etti:

''Şimdi, yerli tohum çeşitleri, domateste yüzde 50'ye, biberde yüzde 85'e, kavunda yüzde 90'a ulaştı. Bunlar büyük başarı. Artık dünya tüketicileri için ıslah yapıyoruz. Türk çiftçisi, İspanya'daki üreticiden daha kaliteli üretiyor. Tüketicinin endişe edeceği bir durum yok.''

AB UZUN, RUS DİKENLİ TÜRK ÇENGELKÖY SEVİYOR
Yüksel, AB tüketicisi uzun, Rus tüketici dikenli, Türk tüketici Çengelköy-küçük salatalık istiyor. AB tüketicisi, ortalama 35 cm uzunluğunda salatalık alıyor, daha küçüğünü almıyor. Ukrayna'daki tüketici ise Rusların aksine, dikenli salatalıktan nefret ediyor. Türk tüketici ''sivri'' ve ''çarliston'' biber ve küçük dolma biberden vazgeçmezken, Avrupa'daki tüketici, büyük kalın etli, sarı ve kırmızı biberi tercih ediyor. Yunan tüketici büyük domatesi seviyor. Kahvaltıda dışı yeşil, içi kırmızı ve yatay doğranmış büyük domatesten vazgeçmiyor. Arap ülkeleri, neredeyse tanesi yarım kilogram gelen dev dolma biberleri seviyor. Türk tüketici son yıllarda salkım domatese yöneldi. İtalyan tüketicinin tercihi de aynı yönde.

KARPUZLAR, NEDEN KABAK TADINDA?
Türkiye'de karpuzda yerli tohumların pazar payının yüzde 25-30 olduğunu kaydeden Mehmet Yüksel, ''karpuzların son yıllarda neden kabak tadını verdiği'' yönündeki soruya, şöyle yanıt verdi:

''Karpuzlar artık, hastalığa dayanıklı olduğu için kabağa aşılanarak üretiliyor. Böylece ilaç kullanmadan üretim mümkün oluyor. Karpuz piyasasında fiyatlar çok çabuk düşüyor. Bir günde bile fiyatlar yarı yarıya düşebiliyor. Çiftçi, daha fazla gelir elde etmek için mümkün olduğunca erken hasat etmek istiyor. O zaman karpuz olgunlaşmıyor ve tadı kötü oluyor. Oysa bir gün beklese, karpuz olgunlaşacak ve çok tatlı karpuz yiyeceğiz. Kabak fidanında karpuz üretilmesi ile karpuzun tadının bir alakası yok.''

KOPARILDIKTAN SONRA UZAMAZ...
Hafif sarı iken koparılan domatesin yolda renginin kızarması'' ve ''salatalığın dolapta bile boyunun uzaması'' gibi salatalık ve domatesle ilgili çeşitli şehir efsaneleri anlatıldığına işaret eden Yüksel, salatalığın koparıldıktan sonra boyunun asla uzamayacağını, özellikle soğukta bitkilerde gelişmenin olmadığını belirtirken, domatesteki renk değişikliğini ''bebeğin uyuması sırasındaki gelişmeye'' benzetti.