Arnavutluk'ta ev hanımı olan 45 yaşındaki Shkendr Hoxha, eşinin, 15 yıl önce de Türkiye'de bir böbrek nakli geçirdiğini söyledi. Hoxha, babasının bağışladığı bu böbreğin ömrünü doldurması nedeniyle yeniden Türkiye'ye geldiklerini kaydetti.

Hoxha, Arnavutluk'ta nakillerin yeni başladığını ve böbrek bağışının fazla olmadığını ifade ederek, ''Çapraz nakil için ismimizi yazdırdık. Annesi çok yaşlı olduğu için riske girmesini istemedik. Ben hem daha gencim hem de eşimi çok seviyorum. Ben kendi kendim böbreğimi vermeye karar verdim. Şimdi çok memnunuz'' dedi.

Ameliyattan bir gün önce Türkiye'deki çiftle sohbet ettiklerini anlatan Hoxha, kendi sağlık durumunun iyi olduğunu ve eşinin böbreğinin çalışmasından başka bir şey istemediğini söyledi. Hoxha, her insanın elbette yaşamak istediğini belirterek, insanları organ bağışında bulunmaya çağırdı.

Sultan Bacacı da eşinin 10 sene diyalize girdiğini, annesinin şeker hastası olması, kardeşinin de böbreğinin uymaması nedeniyle çapraz nakle başvurduklarını kaydetti.

Eşinin, sürekli diyalize gidip gelmesine dayanamadığını belirten Bacacı, eşinin diyalize girdikten sonra tansiyonunun yükseldiğini, halsiz kalıp, kaşıntılarının arttığını ve gözünün önünde eriyip gittiğini ifade etti. Bacacı, kendisinin sağlıklı olduğunu ve eşine böbreğini verebileceğini söylediğini anlattı. Bacacı, eşi İsmail Bacacı'ya (45) uygun böbreğin 10 sene sonra Arnavutluk'taki Shkendr Hoxha ile uyumlu çıktığını belirterek, 1 Mart'ta çapraz nakil ameliyatının iyi gerçekleşmesinden dolayı çok mutlu olduklarını, şimdi sağlıklarına kavuştuklarını ve daha iyi olacaklarını ifade etti.

Arnavutluk'taki aileyle görüşmeye devam edeceklerini anlatan Sultan Bacacı, ''Biz artık böbrek kardeşi olduk. Bir hastanın hayatını kurtarmak çok önemli. Herkesin organ bağışında bulunmasını istiyorum. Biz kendimizi şanslı hissediyoruz'' dedi.

DİYALİZ HASTALARININ SAYISI HIZLA ARTIYOR
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Taşçı, ''Bu çapraz nakilde, iki eş kocalarına böbreklerini vermek istiyor, ancak doku uyuşmazlığı nedeniyle bağışta bulunamıyordu. Biz de dokuları uyan kişilerin, çapraz şekilde nakillerini gerçekleştirdik'' dedi.

Her nakilde, nüfus müdürlüklerinden yakınlık derecelerini belgelendirdiklerini anlatan Taşçı, sadece 4. dereceye kadar yakınlıklarda canlı organ nakli yapabildiklerini anlattı. Prof. Dr. Hasan Taşçı, normal şartlarda bir canlıdan, bir de beyin ölümü gerçekleşen insanlardan organ nakli yapabildiğini belirterek, gelişmiş ülkelerde organ naklinin yüzde 80'inin kadavradan, yüzde 20'sinin canlıdan yapıldığını, Türkiye'de ise yüzde 20'sinin kadavradan, yüzde 80'inin canlıdan alındığını söyledi.

Her yıl yeni diyaliz hastalarının topluma eklendiğini ifade eden Taşçı, canlı nakillerde doku uyum sorunu yaşadıklarını ve son zamanlarda bir çözüm olarak, çapraz nakillerin gündeme geldiğini kaydetti ve şunları söyledi:

KADAVRADAN ORGAN NAKLİ ARTMALI
''Bir hastanın akrabası, yakını organını vermek istese de doku uyumsuzluğu var. Bir başka hastada da aynı durum söz konusu olduğunda, iki hastaya yakınlarının organları değiş tokuş yapılıyor. Buna da çapraz nakil deniliyor. Bu nakilde hastaların yaşlarının, dokularının, risklerinin denk olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Hastalardan birinin vazgeçmesini önlemek için de aynı anda ameliyata alıyoruz.''

Çapraz naklin yapılma amacının, bekleyen hasta listesini azaltmak olduğunu anlatan Taşçı, bu listedeki hastaların, bir kısmının bir yıl sonra hayatını kaybettiğini ve bu sebeple listeye ölüm listesi denildiğini aktardı. Taşçı, canlı ve çapraz nakillerle bu açığı kapatmaya çalıştıklarını belirterek, kadavradan organ naklinin, diğer ülkelerin seviyesine ulaştırılması gerektiğini kaydetti.