Üroonkoloji Derneği’nin Antalya’da düzenlediği Üroonkoloji Kongresi’ne katılan yerli ve yabancı uzmanlar, ürolojik hastalıklarla ilgili yeni gelişmeleri anlattı. Üzerinde durulan konuların başında ise prostat hastalıkları geldi.

Cinsel yaşamla ilgili olan, yaklaşık 20 gram ağrılığındaki prostat bezi, mesanenin (idrar torbası) çıkışında bulunuyor ve idrarın dışa atılmasını sağlıyor. Prostat salgısının sperm içeren meni sıvısını da oluşturduğunu söyleyen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Sözen, prostat bezinin iyi ve kötü huylu hastalıkları olduğunu söyledi.

Sözen, “İyi huylu prostat hastalıkları bezin iltihaplanması veya irileşmesidir. Bu hastalıklar göreceli olarak sık gelişir ve hemen her yaşta görülebilir. Bezin iyi huylu büyümesi en fazla görülen prostat hastalığıdır. Öncelikli yakınmalar; idrar akış hızında ve kalınlığında azalma, gündüz ve gece sık tuvalete gitme gereksinimi ve idrar atım zorluklarıdır. Bazı hastalarda idrar tutma ve cinsel yaşamla ilgili sorunlar da görülebilir" dedi.

Üroonkoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Sözen, cinselliğin biteceği endişesinin erkekler için idrar kaçırma komplikasyonundan daha önemli olduğunu belirterek, gelişen ışın tedavisi sayesinde cinsel hayatın sekteye uğramaması konusunda önemli yollar alındığını söyledi.

PROF. ÇAL: CİNSEL HAYATIN % YÜZ BİTECEĞİ KANISI YANLIŞ
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağ Çal ise cinsel hayatın % yüz biteceği şeklindeki düşüncenin yanlışlığına vurgu yaptı, tedavinin yan etkisi olarak bu tehlikenin her zaman var olduğunu ama ışın tedavileri ve ameliyatlarla bu sorunun da çözülebileceğini ifade etti. Prof. Çal, "Hastanın hekimiyle uyumlu olması gerekiyor. Yardımcı ilaçlar, belki ameliyatlarla cinsel yaşamı sürdürmesi mümkün. 'Prostat kanserim var. Cinsel hayatım da ölüyor, kendim de ölüyorum' diye bir şey yok. Bir iyileşme dönemi var, arkasından bunu çözecek şeyler de var" diye konuştu.

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu da bunun için önce kişiye göre değişen yaşam kalitesinin tanımının yapılması gerektiğini söyledi. Prof. Müezzinoğlu, "Bunu ne yakını ne hekimi bilir. Herkesin yaşam kalitesi kendiyle ilgilidir. Prostat tedavisinde hastanın yaşam kalitesinin etkilenmesi, cinsel hayatın kendisi için ne kadar önemli olduğuna bağlıdır. 70 yaşında prostat kanseri tedavisi gören biri için cinsel hayat ilk sırada gelmeyecektir" dedi.

ERKEKLERDE EN ÇOK GÖRÜLEN KANSER TÜRÜ
Prostat kanserinin erkeklerin korkulu rüyası olduğuna ve görülme sıklığının giderek arttığına dikkat çeken Prof. Sözen, "Türkiye genelinde 6693 kişinin incelendiği saha çalışmasından elde edilen verilere göre ülkemizde prostat kanseri 35/100.000 oranında görülmektedir. Birinci derece akrabalarında prostat kanseri teşhis edilen erkeklerin hastalığa yakalanma olasılıklarında artış söz konusu olduğu için muayene ve kan PSA değerlerinin takibi daha büyük önem taşımaktadır. Parmakla prostat muayenesinde sertlik saptanan ya da kan PSA değerinde artış belirlenen erkeklere biyopsi yapılması gerekir. Prostat biyopsisi, makatta kalınbağırsağın son bölümüne yerleştirilen bir ultrasonografi cihazı ile gerçekleştirilir" diye konuştu.

PROF. MÜEZZİNOĞLU: SİGARA VE TARIMSAL İLAÇLAR ETKİLİ
İdrar kesesi kanseriyle ilgili en önemli etkenlerden birinin sigara, diğerinin de tarım işçiliği olduğunu belirten Prof. Müezzinoğlu, Ege Bölgesi'nde yürüttüğü bir çalışmada tarımsal alanlarda kullanılan kimyasal ilaçların tarım işçilerinde mesane kanseri riskini yükselttiğini ve bu bölgede hastalığa çok sık rastlandığını söyledi.

İdrar kesesi kanserinde de ilk bulgunun böbrekte olduğu gibi idrardan kan gelmesi olduğuna işaret eden Prof. Müezzinoğlu, "İdrarında en ufak kan gören birisi mutlaka üroloji hekimine gitmelidir. Diğer kanser türlerinde belki de erken tanı idrar kanserindeki kadar önemli değildir ama gözden kaçırıldığında organın alınmasına ve yaşamın sonlandırılmasına kadar gidebilir. En önemli konu sigaradır ve artık sigaradan ayrılma zamanınız gelmiştir" ifadesini kullandı.

PROF. ÇAL: BÖBREK KANSERİNE KARŞI SİGARADAN UZAK DURUN
Prof. Çağ Çal, böbrek kanserine 2000'li yıllarda % 35 oranında erken teşhis konulurken, ultrasonun yaygınlaşmasıyla bugün bu oranın % 80'lere yükseldiğini söyledi. Her yıl yaklaşık 10 bin kişiden birinin böbrek kanserine yakalandığı ve 30 bin kişiden birinin öldüğünü belirten Prof. Çal, böbrek kanserlerinin çoğunlukla kimyasalların ve dış faktörlerin etkisiyle meydana geldiğini, sigaranın böbrek kanseri riskini % 40 oranında arttırdığını söyledi. Çal, böbrek kanserinde de en önemli belirtinin idrarda kan görülmesi olduğunu sözlerine ekledi.


GENÇ ERKEKLERİN KORKULU RÜYASI TESTİS KANSERİ
Genç erkeklerde en çok görülen kanser türünün testis kanseri olduğunu anlatan İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği'nden Dr. Gökhan Toktaş ise, "Testis kanseri erken teşhiste % 98 oranında başarıyla tedavi edilmektedir. Nezle, grip gibi basit hastalıklar için bile % 98 oranı verilememektedir. Toplumumuzda neden farkındalık yok, biraz da kapalı toplum olduğumuzdan. Aslında tanısı çok zor değil, ürolojik organlar içinde muayenesi en kolay olanıdır çünkü vücudun dışındadır. Testis kanseri gayet rahatlıkla tedavi edilebilmektedir ve testisinde ağrısız sertlik ve şişme hisseden kişi doktora başvurmalıdır. Fakat bizim toplumumuzda bir takım düşüncelerden dolayı pek kendi kendini muayene etme alışkanlığı yoktur. En azından banyo yaparken elleriyle muayene ederek doktora başvurabilirler."

PROF. TÜRKERİ: ERKEKLER ARABAYI DAHA ÇOK SEVİYOR
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Türkeri ise erkeklerin hastaneye gitmeyi pek sevmediklerini ve pek çoğunun hanımlarının zoruyla hastaneye giderek hastalıklarından haberdar olduğunu söyledi. Prof. Türkeri, “Erkekler hastaneye gitmeyi sevmiyor ama arabalarını sanayiye götürmeyi çok seviyor" dedi.