Cinsel istismar ile ilgili bilimsel araştırmaya vurgu yapan Dicle Üniversitesinden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Yrd. Doç. Dr. Serhat Nasıroğlu, “Araştırmalarda, cinsel istismar mağduru çocukların yaklaşık yüzde 70’inde istismarcı tanıdık çıkıyor. Çocukların sadece yüzde 30’u tanımadığı kişiler tarafından bir cinsel eyleme maruz kalıyor” dedi.

Çocukların istismar bildiriminde bulunduğu zaman toplumun genel eğiliminin, bunun yalan olduğu ve çocuğun kişiye kızdığı için böyle bir şey söylediği yönünde olduğunu belirten Nasıroğlu şöyle konuştu:

“Aslında öyle değil, çocuğa cinsel istismar eylemleri daha çok tanıdık kişiler tarafından yapılıyor ve bunun bir süresi de yok. İstismar mağduru bir çocuk bu olayı hemen o anda anlatmayabilir. Bazen yıllar sonra anlatabilir. Bu anlatma da olayını tetikleyen herhangi bir durum da olabilir. Örneğin 5 yaşında bir çocuk cinsel istismara uğramıştır ama 15 yaşında babası kendisine kızmıştır ya da ağabeyi kızmıştır. Bir şekilde o ergenliğin de getirmiş olduğu dinamiklerle birlikte çocuk öfke şeklinde ‘Ben aslında küçükken aile içinde ya da dışında bir şekilde bir cinsel istismara uğradım’ şeklinde bir beyan verebilir. Burada çocuğun beyanı esas olduğundan, çocuğa inanılması gerektiğini bilmemiz gerekiyor. ‘Olsaydı daha önce anlatırdı, bize kızdığı için, intikam için bunu yapıyor’ gibi bir yaklaşıma girersek hem suçu gizlemiş olabiliriz hem de çocuğun iyileşmesini engellemiş oluruz.”

“İSTİSMARCININ CEZA ALMASI ÇOCUĞUN RUH SAĞLIĞINI TOPARLIYOR”

Cinsel istismarda bulunan kişinin ceza almasının çocuğun ruh sağlığını ciddi oranda toparladığına dikkat çeken Nasıroğlu, şöyle devam etti:

“Çocukların istismarı anlatmamalarının birçok sebebi olabilir. En başta inanmayacaklarını düşünüyorlar. Ya da kendisine istismarda bulunan kişi hapse girdiği zaman kardeşlerinin ya da yakınlarının aç kalacağını düşünüyor. Cinsel istismarcı da tehdit edebilir. ‘Bunu bir başkasına anlatırsan kardeşine de aynı şeyi yaparım, seni öldürürüm’ gibi şeylerle tehdit edebilir. O yüzden çocuk bunu gizleme eğiliminde bulunuyor. Çocuk, aileye bu istismarı anlattığı zaman ailenin genel tavrı bunu gizlemek olmamalıdır. Ailenin tavrı gizleme şeklinde olursa, çocuk hayatı boyunca ailesiyle olan güven ilişkisini tekrar kuramayacaktır. Çünkü istismara uğramış ve beden bütünlüğü bozulmuştur. Ailesi onu korumak yerine bu istismarı gizlemiştir.

BAŞKA ÇOCUKLARIN İSTİSMARA UĞRAMASI ENGELLENEBİLİR

Daha sonraki süreç çocuğun ruhsal olarak sorun yaşayabileceği bir süreci beraberinde getirecektir. Adalet duygusu burada çok önemli bir nokta oluyor. Çocuk kendisine zarar veren kişinin ceza aldığını ve bu ceza almanın da ailesi tarafından başlatıldığını ve kendisinin korunduğunu hissederse ruhsal belirtileri azalıyor. Ayrıca istismarcı da ceza alınca, bir başka çocuğa daha cinsel istismarda bulunması bir şekilde engellenmiş oluyor. Şunun çok net bilinmesi gerekiyor, çocuğa inanılmamasının sonucu çocuğa cinsel istismara devam edilmesi anlamına gelir. İstismarcı, sadece o çocuğa değil bir başka çocuğa da istismar eyleminde bulunabilir. Çünkü cinsel istismar eyleminde bulunan kişiler bu eylemi sadece bir kez yapmazlar."

“İSTİSMARA UĞRAYAN ÇOCUK UYUR TAKLİDİ YAPIYOR”

Cinsel istismara uğrayan çocuğun kendisini bir masal dünyasında gibi gördüğüne vurgu yapan Nasıroğlu, şunları kaydetti:

“Cinsel istismar esnasında çocuk, ‘Bu aslında benim başıma gelmiyor, bu ben değilim ya da babam hasta, ağabeyim hasta o yüzden bunu yapıyor’ şeklinde gözünü kapatıyor. Çünkü istismarcıyla yüz yüze gelmek istemiyor, gözünü açmak istemiyor. Gözünü açtığı zaman istismarcısıyla o anı yaşadığı zaman o gerçekle yüzleşmek zorunda kalacağını biliyor. O yüzden uyur taklidi yapıyor. Özellikle aile içi istismar olgularında uyur taklidi yaparak gerçeklikten uzaklaşmaya çalışıyor. Erkek çocukları ya da bebekler istismara uğramaz diye bir algı var. Bebeklerin de, erkek çocukların da sık olarak istismara maruz kaldıklarını görebiliyoruz. Küçük çocuk dahi olsa cinsel istismara uğradığında bunun onda bazı ruhsal belirtileri oluşabiliyor. Daha önce çok rahat sosyal iletişim kurabilen bir çocuğun bir anda bu iletişimi kestiğini görebiliyoruz. İnsanlardan uzaklaştığını görebiliyoruz.

CİNSEL İSTİSMARA UĞRAYAN ÇOCUKTA DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİ OLABİLİR

Bazı davranış değişiklikler görebiliyoruz. Tuvalet eğitimini bitirmiş bir çocuğun tekrar tuvaletle ilgili sorunlar yaşadığını görebiliyoruz. Örneğin gece işemesini bırakmışsa tekrar başlıyor. Buna benzer sorunlarla karşılaşabiliyoruz ya da yaşadığı ruhsal travmanın bir belirtisi olarak kekemelik gibi, tik bozuklukları gibi bazı sorunlar ortaya çıkabiliyor. Ani ve hızlı başlayan vücuduna dokunma, küfürlü konuşmak, cinsel organlarıyla aşırı oynamak gibi belirtiler oluşabiliyor. Ailenin de buna yönelik olarak dikkatli olması gerekiyor.”