NTV

Darbe girişiminin yarattığı toplumsal travma nasıl atlatılır?

ntv.com.tr

Sağlık
Darbe girişiminin yarattığı toplumsal travma.jpg

15 Temmuz darbe girişimi, sonrasında yaşananlar toplumda ruhsal izler bıraktı. Panik, sebepsiz tedirginlik, her türlü ses, görüntü ve kokuya aşırı irkilme gibi tepkiler toplumsal travma belirtileri arasında yer alıyor. "Tehlike geçmiş değil" şeklindeki yorumlar da toplumun ruh sağlığını önemli ölçüde etkiliyor.

İlişkili Haberler

Darbe girişimi ve sonrasının toplumsal travmaya neden olduğunu belirten Klinik Psikolog Gizem Konuş, travma sonrası stres bozukluğunun kişilik özelliklerine ve deneyimlere göre farklılık gösterdiğini söyledi.

Duygusal ve fizyolojik olarak; şok, korku, panik, sebepsiz tedirginlik hissi, huzursuzluk, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık, kendini işe verememe, uyku sorunları, tahammülsüzlük, benzer deneyimi hatırlatan her türlü ses, görüntü, his ve kokuya karşı aşırı irkilme ve buna eşlik eden yoğun bedensel tepkiler, toplumsal travmanın belirtilerini oluşturuyor.

Bu şikâyetlerin zamanla azalmasının beklendiğini hatırlatan Konuş, kişisel ve genetik özelliklerin de durumun atlatılmasında rol oynadığını söyledi ve ekledi: “1 ay geçmesine rağmen bu belirtiler sürer, stres ve kaygı ile baş etmekte güçlük çekilir, günlük işleri yapmakta zorlanılır ya da kişi uyku problemleri gibi durumlar yaşarsa travma alanında uzmanlaşmış profesyonellerden destek alınmalıdır.”

İYİ HİSSETMENİZ GEREKMİYOR

Darbe girişimine verilen psikolojik tepkilerin, sağlıklı insanların anormal durumlar karşısında verdiği normal tepkiler olduğunu vurgulayan Psikolog Konuş’un darbe girişimi ile yaşanan toplumsal travma ve onunla başa çıkma yollarıyla ilgili tespit ve önerileri şöyle:

“Başınıza gelenlerin sizin kontrolünüz dışında geliştiğini ve bu gibi durumlar karşısında hiçbir şekilde hazırlıklı olunamayacağını unutmayın. Her zaman iyi hissetmek zorunda değilsiniz. Hele ki milyonlarca insanı derinden etkileyen olağanüstü bir hal söz konusuyken… Kişiselleştirme yapmaktan kaçının; bu sadece sizin ya da yakınlarınızın başına gelmedi. “Ben yaşıyorum ama bunu başkaları da yaşıyor” düşünce şekline “normalleştirme” ya da “psiko-eğitim” denir. Yasınızı yaşamak için kendinize izin verin, güçlü gözükmek için çaba göstermeyin. Sizi anlayan ve destekleyen kişiler ile iletişiminizi koparmayın.

CESARET, KORKMAK AMA ADIM ATMAKTIR

Yaşanan olaylar ve devam eden gelişmelerden sonra, sırada ne olacağını düşünürken, bazen devam etmek bizi korkutur. Ama cesaretin gerçek anlamı korkmak, dizleriniz titrerken bile yine de adım atmaktır. Eğer korkuya izin verirseniz sizi tamamen hareketsiz hale getirir. Her neden korkuyorsanız, korktuğunuz şeyin hiçbir gücü yoktur. Güçlü olan korkunuzdur. Korktuğunuz şey size dokunamaz ama korkunuz elinizden hayatınızı alır. Ona her boyun eğdiğinizde siz gücünüzü kaybedersiniz. İşte bu yüzden önünüzdeki yol ne kadar zor görünse de endişenizden sıyrılıp ileri doğru adım atmaya devam edin. Dışarısı ne kadar stresli ve karmaşıksa, içeride o kadar sakin olmak gerekir.

İKİNCİL TRAVMAYA DİKKAT!

Terör mümkün olduğunca çok insanda ruhsal hasar bırakmak ister. Böylece toplumu esir edebileceğini ve istediği istikâmette yönlendirebileceğini düşünür ve bir umutsuzluk dalgası yaymak ister. Bu yüzden günlük hayatı durdurmadan, ayrışmadan - dertleşerek, konuşarak ve paylaşarak yas tutmalıyız. Travmayı yaratan olaya dair, çok sayıda görüntü ve fotoğrafı sürekli izlemekten kaçınmanın önemi büyük… "İkincil travma” dediğimiz bu durum, insanları tanımlayamadıkları bir huzursuzluk ve tedirginlik hali ile esir alarak sokağa çıkmasını engeller. İnsanlar kendini ifade etmekten kaçınır, kaygı giderek artar. “Orada ne oldu, kim nasıl zarar gördü” sorularının cevabını birincil ve güvenilir kaynaklardan alınmalıdır. Özellikle çocukların bu görüntülere maruz kalmamaları konusunda sağduyulu olunmalıdır.

ÇATIŞMACI DİLDEN UZAK DURUN, PAYLAŞIN

Artan nefret söylemleri de travmaların aşılması önünde büyük bir engeldir. Hoşgörüyü, karşıdakini anlama becerisini kavrayamadığımız sürece toplum olarak da sağlıklı bir noktaya gidemeyiz. Kutupları bir araya getirip konuşabilir hale gelebiliriz. Paylaşmak; konuşmak, kaçınmamak, duyguları bastırmaya çalışmamaktır. Duyguları en yakın arkadaşlarımızla, ailelerimizle paylaşmak önemlidir. İngiltere’de yapılan bir çalışmada, insanların %70’inin, travmatik bir deneyimden sonra aileleri ve yakın arkadaşları ile konuşarak kendilerini tekrar güvende hissedebildikleri, geleceğe dair umut kazandıkları belirtilmiştir. 

İZOLE OLMAYIN, GÜNLÜK RUTİNLERE DEVAM EDİN

Paylaşmanın ötesinde, bireysel olarak kendimizi gerçekleştirecek bir şeyler yapmamız da gereklidir. Çalışmak, yaşanan olaylardan önceki günlük rutin yaşantınıza dönmek için yardımcı olabilir. Geçmişteki günlük işler yapılarak, işlerin normal olduğu ve kontrolde gittiği hissi, daha sakin kalmaya yardımcı olur. Bazı insanlar sporla, müzikle, meditasyonla, bahçe işleriyle zaman geçirerek ya da dini vecibeleri yerine getirerek zor zamanları, travmayı aşabilir. Böyle zamanlarda beslenmeye de dikkat etmek gerekir. Çaresizlik ve öfke vücudun tüm yakıt depolarını boşaltmaktadır. Fiziksel açıdan kuvvetli olabilmek için, iyi beslenmek, düzenli ve yeterli uyumak, sigara ve alkolden uzak durmak önemlidir. Dinlenmek için kendinize zaman verin. Spor yapmak stresi azaltmanın en iyi yollarından biridir.

TRAVMA SONRASI BÜYÜME

Maruz kalınan darbe girişimi ve sonrasında, hemen herkesin ortak bir duruş ve mücadele sergilemesi, bu toplumsal travmatik yaşantının yıkıcı ruhsal etkileri karşısında onarıcı bir etki yaratmıştır. Bu ortak savunma ve baş etme; travmanın yıkıcı etkileri karşısında kısa vadede önleyici, uzun vadede ise iyileştirici olmuştur. Sonraki günlerde, farklı görüşlere sahip ideolojik oluşumların ortak bir ses ile birlikte olmaları da güven duygusu ve ortamını yeniden oluşturmuştur. Yıpratılmaya çalışılan birey ve toplumların en çok gereksinim duydukları şey de budur: Bütünleştirici ve güven verici bir ortam.”

ETİKETLER