Deniz suyu, kulak yolundaki asit-baz dengesini bozarak enfeksiyona ve şiddetli kulak ağrısına neden olabilir. Kulak yolunda bulunabilecek bir kir de daha ileriye, kulak zarına doğru hareketlenerek veya su ile şişerek kulağın tıkanmasına yol açabilir.

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Erkhan Genç, kulak sağlığı açısından asıl tehlikenin dalma sonucu gerçekleştiğini söylüyor. "Su altındaki muhteşem dünyanın görülmesindeki dayanılmaz cazibe yüz yıllardır insanoğlunun ilgisini çekmiştir" diyen Doç. Genç, dalmanın kulak sağlığı üzerindeki etkisini şöyle özetliyor:

"Son zamanlarda teknik imkanların artması dalmayı kolaylaştırdığı kadar yaygın bir spor haline gelmesini de sağladı. Ancak bu sporda bizi bekleyen tehlikeyi hiçbirimiz ilk bakışta göremeyiz. Sadece vucudumuza uyguladığı kuvveti hissedebiliriz. Bu kuvvetin adı da su basıncıdır. Vücut boşluklarımız ve damarlarımızdaki kan içindeki çeşitli gazların basıncı ile suyun derinliğine göre değişen basıncı o kadar hassas bir dengede olmadır ki biz dalarken başımıza kötü birşeyler gelmesin. Bunu ayarlamaksa her zaman o kadar kolay değildir. İyi bir basınç denge ayarının yapılamaması sonucu kulakta basıncın dengelenemesine bağlı olarak oluşabilecek olumsuz durumlardan başlıcaları kulak yolunda kanama ve kan oturmas, yırtık, orta kulakta kanama veya sıvı toplanması, iç kulakta hava baloncuklarının oluşması, baş dönmesi ve ani işitme kayıpları olarak özetlenebilir."

Kulak yolunda kanama veya kan oturmasının ağrı kesicilerle ve antibiyotiklerle tedavi edildiğini söyleyen Genç, orta ve iç kulakta oluşabilecek sorunların tedavisiyle ilgili olarak da şu bilgileri veriyor:

KULAK ZARINA TÜP TAKMAK GEREKEBİLİR
"Kulak zarında kanama, kan oturması gibi durumlarda da ağrı kesiciler ve antibiyotikler kullanılabilir. Kulak zarı yırtıklarında izlenebilecek yol yırtığın büyüklüğü ile değişebilir. Küçük deliklerde antibiyotikli kulak damlası kullanılabilir ve kendi kendisine kapanması beklenebilirken nadiren doktorunuz tarafından zardaki delik üzerine sigara kağıdı uygulaması yapılarak delik kapatılabilir. Büyük deliklerin ise cerrahi yoldan onarılması gerekir. Orta kulakta toplanan kan veya sıvıların birkaç hafta içerisinde antibiyotik ve dekonjestan tedavisi ile gerilemesi veya kaybolması beklenir. Uzun süre sonrasında kendi kendisine çözülmeyen ve tedaviye dirençli kan toplanmaları veya sıvı birikmelerinde kulak zarı kontrollü olarak delinip sıvı veya kan boşaltılabilir. Hatta östaki borusunun iyi çalışmadığı yönünde bir şüphe varsa kulak zarına tüp takmak gerekir.

İç kulakta oluşabilecek hava kabarcıkları hastanın tekrar basınç odasında indiği derinliğe yakın basınç altında uzun süre kalması ile geçebilir. Bu kabarcıklar başdönmesi ve işitme kayıpları ile kendisini gösterirler. Tedavi edilmezlerse kalıcı hasar oluştururlar. Bazen nadir olarak kendi kendilerine kaybolabilirler. Başdönmesi ani basınç değişikliklerine bağlı olarak iç kulakta hava kabarcıklarının oluşması ile kendisini gösterebilirken iç kulakta çeşitli yerlerdeki veya iç kulağın orta kulak komşuluğundaki zarların yırtılmasına da sebep olabilir. Bu gibi bir durumda iç kulaktaki zarların birbirinden ayırdığı hassas sıvılar birbirine karışacağı için işitme kaybı ve başdönmesi olur. İşitme kayıpları geri dönüşsüz olabilir.

İŞİTME KAYBI AMELİYAT NEDENİ OLABİLİR
Orta kulak iç kulak arasındaki zarın yırtılması durumunda ise iç kulak sıvısının orta kulağa akmasıyla ani işitme kayıpları olabilir. Bu durumda hastanın ameliyata alınarak orta kulak ile iç kulak arasndaki zarın gözlenip kaçak yapan yerin bulunması ve onarım yapılması işitme kaybını ve başdönmesini engelleyebilir.

Ancak en önemli tehlike dalma derinliğinin artması ile kanımıza karışan azotun aniden derinlik azalmasında damarlar içerisinde bir anda gaz haline geçerek bloncuklar oluşturması ve buna bağlı olarak baloncuklarla tıkanan, kalp, beyin, akciğer gibi hayati organların kan ile beslenemesidir. Bu durum ölümcül olabilir. Derhal önlem alınması gerekir.