Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Kozmetoloji Yüksek Lisans Programı Yürütücüsü Doç. Dr. Figen Tırnaksız, dermakozmetik ürünlerin bazılarının sadece eczanede satılıyor olmasının, tüketicinin doğru bilgilendirilmesi açısından çok önemli olduğunu söyledi. Tırnaksız, “Eczacı kendisine danışan tüketiciye, tüketicinin değişik kanallardan ulaşabileceği reklam ağırlıklı bilgiden ziyade ürünle ilgili bilimsel bilgiyi vermekle yükümlüdür. Bu mesleki bir sorumluluktur” dedi.

Medimagazin’den Dr. İbrahim Ersoy’un haberine göre, Doç. Dr. Tırnaksız, kendine bakan bir kişinin bir günde yaklaşık 15-20 çeşit kozmetik ürünü kullandığını, çoğu insanın neredeyse bütün hayatı boyunca bu ürünlerle temas halinde olduğunu ifade etti. Bu ürünlerin kullanılan ilaçlar kadar güvenilir ve kaliteli olması, ayrıca etiketinde belirtilen etkiyi gösteriyor olması gerektiğini belirten Tırnaksız, “Kozmetik ürünün kaliteli olması demek, İyi İmalat Teknikleri (GMP Kuralları)’ne uygun olarak üretilmesi demektir. Üretici firmalar bu kuralları sağlayacak şekilde üretimlerini gerçekleştirmekten sorumludurlar. Ürünün güvenli olduğunun en önemli göstergesi, içeriğindeki tüm maddelerin sağlık otoritesi tarafından kabul edilmiş maddeler olması ve bunların izin verilen miktarlarda kullanılmasıdır” diye konuştu.

Tırnaksız, zaman içinde tüketici bilincinin artmasının, bir kozmetik üründen beklenenlerin de fazlalaşmasına neden olduğunu kaydetti. Bundan yaklaşık 20-25 sene öncesine kadar tüketicinin, kullandığı kozmetik üründen uyguladığı bölgeyi iyi temizlemesini, iyi nemlendirmesini, bir miktar renklendirmesini veya kokulandırmasını beklediğini anımsatan Tırnaksız, “Bugünün beklentileri ile karşılaştırıldığında bunlar basit ve o zamanın koşulları için yeterli olan isteklerdi. Ancak, günümüz tüketicisi kullandığı kozmetik üründen bir klasik kozmetik ürünün sağlayacağı faydalara ek olarak daha farklı etkileri oluşturmasını da beklemektedir. Örnek vermek gerekirse; kullanılan şampuanın sadece saçı temizlemesi yetmemekte, aynı zamanda saçı nemlendirmesi, yumuşatması veya güneşin zararlı etkilerine karşı koruyabilmesi istenmektedir. Aynı tüketici, kullandığı diş macunundan diş yüzeyini temizlemesinin yanında diş çürüğünü engellemesini veya diş hassasiyetini azaltmasını da beklemektedir” dedi.

NANOTEKNOLOJİ KULLANILIYOR
Doç. Dr. Tırnaksız, bugünün tüketicisinin kullandığı bakım ürünlerinin neredeyse tamamının çok işlevli olduğunu, bu ürünlerin dermakozmetik veya kozmesötik olarak adlandırıldığını söyledi. Tırnaksız şöyle devam etti:

“Bugünün yaşlılık karşıtı bazı cilt bakım ürünleri peptid yapısındaki değişik etken maddeleri, bazı mikroorganizma özütlerini, bazı büyüme hormonlarını, bazı bitkilerin kök hücrelerini veya biyoteknoloji ile üretilen bazı etkin maddeleri içermektedir. Bazı ürünlerde de deriden emilimleri zor veya çok zor olan etken maddelerin derinin alt tabakalarına kadar ulaşmasını sağlamak için nanometre boyutunda uygun bir taşıyıcı sistemler kullanılmaktadır. Diğer alanlarda olduğu gibi, nanoteknolojinin de kozmetik bilimi içinde gittikçe artan oranda yer almaya başladığı görülmektedir. Özellikle nanometre boyutundaki taşıyıcı sistemler (nanoemülsiyonlar, nanokapsüller, nanoküreler, lipozomlar, niosome’lar, transfersome’lar, ethosome’lar, katı lipit nanotanecikler) ile kozmetik sektörü yeni bir döneme girmiştir. Araştırma ve geliştirmeye yapılan yatırımlar sonucu ortaya çıkan son gelişmeler gerçekten heyecan vericidir ve bunların maddi açıdan bir bedeli vardır. Bu nedenle özel madde gruplarını içeren veya formülasyonunda taşıyıcı sistemlerin kullanıldığı bazı kozmetik ürünlerin birim fiyatı (1 litresi veya 1 kilogramı) neredeyse asgari ücret kadardır.”

REKLAM DEĞİL, BİLİMSEL BİLGİ VERİLMELİ
Doç. Dr. Figen Tırnaksız, dermakozmetik ürünlerin bazılarının sadece eczanede satılıyor olmasının, tüketicinin doğru bilgilendirilmesi açısından önemli olduğuna dikkat çekti. Eczanedeki her kozmetik veya dermakozmetik ürünün eczacı tarafından iyice incelenmesinin, hakkında bir ön araştırmanın yapılmasının zorunluluk haline geldiğini ifade eden Tırnaksız, “Öyle ki, tüketiciye yeterli bilgiyi verebilmek için eczacı sadece kendi eczanesinde bulunan dermakozmetik ürünler hakkında değil, başka yerlerde satılmakta olan ürünler hakkında da bilgi sahibi olmak zorundadır. Eczacı kendisine danışan tüketiciye, tüketicinin değişik kanallardan ulaşabileceği reklam ağırlıklı bilgiden ziyade ürünle ilgili bilimsel bilgiyi vermekle yükümlüdür. Bu mesleki bir sorumluluktur” dedi.

Tüketicinin ürünün kullanımı, etkisi veya olası yan etkileri hakkında ayrıntılı bilgiyi en doğru şekilde eczacıdan aldığını dile getiren Tırnaksız, bunun eczacıların tüketici ile ürünler arasında bir köprü görevi üstlenmesine neden olduğunu söyledi. Tırnaksız, almış oldukları çok yönlü eğitim sayesinde tüketiciye ürün hakkında en sağlam ve doğru bilgiyi verecek olan kişinin doğal olarak eczacı olduğunu belirterek, lisans eğitimi veren tüm eczacılık fakültelerinde hem klasik kozmetik ürünler hem de dermakozmetik ürünler hakkında bir eczacının bilmesi gereken tüm bilgilerin öğrencilere verildiğini vurguladı. Tırnaksız, “Bunun yanı sıra, bazı eczacılık fakültelerinde konu ile ilgili yüksek lisans programları bulunmaktadır. Kozmetik ürün çeşitliliği o kadar fazladır ki, lisans veya yüksek lisans eğitiminden sonra bile yeni bilgilere ulaşmak ve var olan bilgileri yenilemek gerekmektedir. Türk Eczacıları Birliği ve eczacı odaları bu konuda meslektaşlarına sürekli eğitim olanağı sunmaktadır. Bütün bunlara rağmen eczacının yeni çıkan ürünler hakkında bilgiye ulaşması için en uygun kaynak internettir. Yeni bir kozmetik ürünün içindeki maddeler eczacı için çok önemli ipuçları verir ve bu sayede ürünün etkinliği hakkında bir fikir oluşur” diye konuştu.

TÜKETİCİYİ YÖNLENDİRMEK ZOR
Doç. Dr. Figen Tırnaksız, bir eczacı için benzer dermakozmetik ürünlerden hangisinin daha iyi veya daha etkili olduğuna karar vermenin ve tüketiciyi buna göre yönlendirmenin gerçekten zor olduğunu söyledi. Temizleme veya nemlendirme gibi temel bir amaç için kullanılan klasik kozmetik ürünlerin, aralarında farklılıklar olmasına rağmen aşağı yukarı benzer güçte etkiye sahip olduğunu belirten Tırnaksız, şunları dile getirdi:

“Ancak, yaşlılık karşıtı veya selülit için kullanılan dermakozmetik ürünlerde aynı genellemeye gitmek doğru değildir. Genellikle yapılan doku kültürü çalışmaları, bu ürünlerde kullanılan etken maddelerin veya bitkisel özütlerin etkili olduklarını göstermektedir. Bu çalışmalar için bilimsel makaleler ve patentler (http://patft.uspto.gov, http://ep.espacenet.com) iyi birer kaynaktır. Burada bir husus çok önemlidir: Etken maddenin veya bitkisel özütün tek başına ilgili doku kültürü üzerinde etkili olması yeterli değildir. Bu maddeler bir formülasyon içinde ürün haline getirildikten ve sağlıklı deriye uygulandıktan sonra deriden emilip ilgili hedef hücrelere veya deri tabakasına ulaşamıyorsa etkisini gösteremeyecektir. Bu nedenle en azından deriden geçiş çalışmalarının ve daha sonra da insan deneklerin kullanıldığı etkinlik çalışmalarının yapılması gerekir. Değişik araştırma laboratuvarlarında yapılabilen bu çalışmaların sonuçları değişik nedenlerden dolayı araştırma makalesi haline getirilmeyebilir.

Bu nedenle bir dermakozmetik ürünün etkinliğinin incelendiği çalışma sonuçlarına veya benzer amaçla kullanılan dermakozmetik ürünlerin birbiri ile kıyaslandığı etkinlik çalışmalarına ait sonuçlara ulaşmak oldukça zordur. Bu durumda hangi ürünün daha etkili olabileceği üzerine yapılan yorumlar bilimsel tahminden öteye gidemez. Ancak ürün içindeki tüm maddelerin ciltteki etkilerinin, etkin maddenin deriden emilip emilemeyeceğinin ve formülasyonda taşıyıcı sistemin kullanılıp kullanılmadığının bilinmesi bu konuda bilimsel temele oturan yorum yapılmasını kolaylaştırır. Burada, eczacının sahip olduğu mesleki bilgi ve bilgisini yenileme isteği çok önemlidir.”