Tip 1 ve tip 2 olarak 2 türü bulunan ve halk arasında ''şeker hastalığı'' olarak bilinen diyabet hastalığının büyük ölçüde genetik olduğunu belirten Prof. Hatemi, 20 yaşın üstündeki diyabetiklerin yüzde 8'inin tip 2 diyabetli olduğunu ifade etti.

Ülke nüfusunun yüzde 5'iinin diyabet hastası olduğunu söyleyen Hatemi, Türkiye'de her yıl diyabetin yüzde 0,35 oranında arttığını belirterek, ''Türkiye'de 29 yılda diyabetik sayısı yüzde 2,5 oranında artış gösterdi'' diye konuştu.

Diyabetin kökünün kazınamayacağını, ancak toplumların doğru beslenmeye yöneltilmesiyle diyabetin yaygınlaşmasının azaltılabileceğine dikkati çeken Hatemi, diyabetteki artışın sadece Türkiye'ye mahsus olmadığını ifade etti.

Prof. Dr. Hüsrev Hatemi, diyabetin gelişmiş ülkeler ile az gelişmiş ülkeler arasında farklılık gösterdiğini vurgulayarak, ''Az gelişmiş ülkelerde aile içi evlenmeler çok oluyor. Gelişmiş ülkelere göre az beslendikleri halde ilkel adetler sebebiyle kapalı bir toplumda yaşayan bireylerde diyabet daha fazla görülüyor'' dedi.

"ŞİRKET REKABETLERİ HASTALARI ETKİLİYOR"
Diyabet hastalarının kullanmak zorunda olduğu ilaçların şirket rekabetleriyle yanlış haberlere malzeme olmasından rahatsız olduğunu dile getiren Hatemi, şunları söyledi:

''1970'li yılların başlarında tatlandırıcıların mesane kanserine neden olduğuyla ilgili bir haber patladı ve etkisi bir yıl sürdü. Sonra bakıldı ki mesane kanseri diye bir şey yok. Şimdi de rosiglitazon etkili ilacın kalp krizine neden olduğuyla ilgili haberler çıkıyor. Bu yeni ortaya çıkmış bir şey değil. Kalp rahatsızlığına sebep olabileceği prospektüsünde yazıyor. Hekimlerimiz bu konuda gayet bilinçli. Mutlaka rosiglitazon da temize çıkacaktır.''

Prof.Dr. Hatemi, ümitsizliğe kapılmadan hastalığın risklerini gözönünde bulundurarak temkinli davranmalarını istediği hastalara, diyetlerini ve egzersizlerini düzenli uygulamalarını tavsiye etti.