İlişkili Haberler

Tip 2 diyabette kandaki insülin düzeyi normal hatta fazla olabiliyor. Ancak insülinin vücut tarafından kullanılması bozulduğu için şeker, hücre içerisine giremiyor, kanda birikiyor ve kan şekerini yükseltiyor.

Tip 2 diyabetin tedavisinde en önemli faktör iyi bir diyet. Uygun egzersizler de kan şekerinin düşmesine yardımcı oluyor. Bu şekilde şekeri yeterince düşmeyenlerde tedaviye kan şekerini düşürücü haplar veya insülin enjeksiyonu ekleniyor.

Ailelerinde diyabet olanlarla, 40 yaş üstündekilerde diyabet gelişme riskinin arttığını dile getiren Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bilgehan Sonbahar, diyabet hastalarının büyük kısmının şişman olduğuna dikkat çekti.

Diyet, egzersiz ve insülin tedavisine rağmen iyileşmeyen diyabette "transit bipartisyon” adı verilen ameliyatın da önemli bir seçenek olduğunu belirten Dr. Sonbahar, hastaların yaşam kalitesini ciddi anlamda bozan diyabetin aynı zamanda ekonomik külfet de yarattığını vurgulayarak, "İnsülin kullanımına, egzersize ve diyete rağmen istenilen kan şekeri kontrolü sağlanamadığı durumlarda hastalarımıza ameliyat öneriyoruz“ dedi.

DİYABET AMELİYATI NASIL YAPILIR?

Diyabet ameliyatının laparoskopik yani kapalı yöntem ile uygulandığını dile getiren Metabolik Cerrah Sonbahar, ameliyat süreci ile ilgili şu bilgileri aktardı:

“Hastalarımız hastanede 4 veya 5 gece yatar. Ameliyat akşamında hasta kalkıp gezebilecek düzeyde olur. Kapalı ameliyatta ilk basamak, hastadaki aşırı iştahı kontrol altına alabilmek için tüp mide (sleeve gastrektomi) uygulamasıdır. Aynı ameliyat seansında ince bağırsakların son 250 cm’lik bölümü ölçülerek midenin alt ucuna yan-yana dikilerek birleştirilir. İnsülin salgılanmasını sağlayan hücreler ince bağırsakların bu son 250 cm’lik bölümündedir.

Çok su içme, çok yemek yeme, çok idrar yapma, görme bozukluğu, el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, sık enfeksiyon geçirme, kaşıntı ve yaraların geç iyileşmesi tip 2 diyabetin en belirgin belirtileri.

AYNI AMELİYATTA İKİ İŞLEM YAPILIYOR

Bu ameliyat tekniği ile hastaya hem iştah azaltıcı tüp mide ameliyatı (kısıtlayıcı-restriktif-yöntem) hem de gıdaların 2/3‘ünün bağırsakların son 250 cm‘lik bölümüne hızlıca ulaşmalarını sağlayan gastrik bypass tekniği kombine edilmiş olur.

PANKREAS İNSÜLİN SALGILAMAYA BAŞLIYOR

Sonuç olarak; bu teknik sayesinde, tüp mide içinden geçen gıdalar, hemen ince bağırsakların son bölümüne geçer ve hormonların aktive edilmesiyle pankreastan insülin salgısı başlar. Böylece kendi vücudundaki insülini kullanan ve kan şekeri düzeyi kontrol altına alınan hasta şeker hapları ile insülin iğnelerinden kurtulabilir.“

AMELİYAT SONRASI NE GİBİ KOMPLİKASYONLAR GÖRÜLEBİLİR?


Her cerrahi müdahalede bulunan enfeksiyon, kanama gibi komplikasyon riski diyabet cerrahisinde de mevcut. Bunların dışında diyabet ameliyatından sonra gelişebilecek en ciddi komplikasyonun dikişler arasından sızıntı olduğunu aktaran Cerrah, “Bu ameliyatlarda özellikle dikkat ettiğimiz ve olmasından çekindiğimiz komplikasyon; kaçak yani dikişler arasından sızıntıdır. Kaçak diyabet cerrahisinde tüp mide ameliyatına göre oldukça düşük oranlarda görülmektedir. Ameliyat esnasında, ameliyatın 2. gününde ve ameliyatın 1. haftasında hastalarımıza ilaçlı su içirip o esnada canlı röntgen çekimleriyle 3 kez kaçak testi yapmaktayız. Günümüz teknolojisi ve cerrahi deneyimimiz sayesinde kaçak olan vakaları profesyonelce yönetip tedavisini yapmaktayız” değerlendirmesinde bulundu.

Op. Dr. Bilgehan Sonbahar
Op. Dr. Bilgehan Sonbahar

ÖLÜM RİSKİ VAR MI?

Son dönemlerde obezite cerrahisi sonrası hastaların hayatlarını kaybetmesi sık sık haberlere konu oluyor. Obezite cerrahisine çok benzeyen ve diyabetle birlikte obeziteyi de tedavi edebilen diyabet cerrahisinden sonra da ölüm riski var mı, varsa ne kadar? sorusuna Dr. Sonbahar’ın yanıtı şöyle:

“Obezite cerrahisi ve metabolik cerrahi yöntemleri birbirine benzeyen yöntemler olduğundan ve aynı zamanda obezite hastalığı ile diyabet hastalığının birlikte görülme sıklığı çok yüksek olduğundan her iki ameliyat çeşidi ve ameliyat komplikasyonları birlikte değerlendirilebilir. Diyabetik ve obez hastalarda ölümle sonuçlanabilecek komplikasyonların başında emboli yani akciğere pıhtı atması, kalp krizi geçirilmesi ve kaçak gelmektedir. Emboli atmasını engellemek için hastalarımıza ameliyat öncesi anti embolik varis çorabı giydiriyoruz, aynı zamanda kan pıhtılaşmasını önleyen ilaçlar uyguluyoruz. Kalp ile ilgili ölümcül olabilecek komplikasyonlara karşı her hastayı mutlaka ameliyat öncesi kardiyoloji bölümü detaylı olarak değerlendiriyor. Böyle bir risk varsa gerekirse ameliyat erteleniyor ve kalp ile ilgili tedavi uygulanıyor. Kaçak riskine gelince eğer varsa kaçakları erken saptamak için 3 kez test yapıyoruz, erken aşamada saptadığımızda ölümcül risk oluşturmadan tedavi ediyoruz. Komplikasyon riski hastanın yaşı, kilosu, ek hastalıkları gibi birçok değişken parametreye bağlı olduğu için bilinen bir ölüm riski oranı yoktur.”

DİYABET CERRAHİSİ NE KADAR BAŞARILI?

Diyabet ameliyatlarındaki başarı oranlarına da değinen Op. Dr. Bilgehan Sonbahar, transit bipartisyon ameliyatına ait 8 yıllık sonuçların 2015 yılında yayımlandığını söyledi, “Sonuçlar; hastaların 8 yıllık süre zarfında fazla kilolarının %74’ünü verdiklerini ve hastaların %86’sının kan şekeri değerlerinin ilaçsız olarak kontrol altında olduğunu göstermektedir” dedi.

KİMLERE UYGULANABİLİR?


Diyabet cerrahisi 18-65 yaş arasında pankreas insülin rezervi bitmemiş tip 2 diyabet hastalarına uygulanabiliyor. Aynı zamanda zayıflatıcı bir ameliyat olduğu için vücut kitle indeksi 30 ve üzerinde olan hastalara da uygulanması söz konusu olabiliyor. Bu ameliyatlar henüz SGK geri ödeme listesinde değil, listeye ekletmek için çalışmalar sürüyor.

VİDEO: MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATI İLE İLGİLİ HER ŞEY