İlişkili Haberler

Diyabet, insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu kan şekeri yüksekliği ile seyreden, kronik, ilerleyen ve tip 1 ve tip 2 olmak üzere iki türde görülen bir hastalık. Tip 1 diyabeti önlemede etkili olacak bir yöntem yok ancak tip 2 diyabetin önlemesinde doğru beslenmenin ve sporun oldukça önemli bir yeri var. Diyabetik ayak yarası ise diyabet hastalarının ayaklarında bileğin aşağısından başlıyor, tüm ayağı, tüm bacağı ve hatta tüm bedeni etkileyebiliyor.

HiSSiZLEŞMEDEN DOLAYI HASTA AYAĞINDAKİ YARALARI FARK ETMİYOR

Diyabetik ayak yarasının gelişmesinin pek çok nedeni olabiliyor. En sık nedeni ise nöropati denilen sinir hasarı. Özellikle kan şekeri düzensiz olan ya da sürekli yüksek seyreden hastalarda sinir hücrelerinde hasar olabileceğini belirten Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Derya Yapar, bu hasar nedeni ile hastalarda hissizlik geliştiğini, dolayısıyla hastanın yarayı fark edemeyebileceğini belirtiyor:

“Hastalar, ayağında gelişen nasır ya da yaraların acısını, ağrısını hissetmeyebilir. Görme bozukluklarını da eklersek bu tür yaralar hem hissedilmemesinden hem de görememekten daha da büyüyerek tedavisi daha zor hale gelmektedir. Buna ek olarak damarlarda da harabiyet gelişebilir ancak ikisinin birlikte görülmesi diyabetik ayak yaralarının ayrı bir şekilde tedavi edilmesini gerektirmektedir.”

ANTİBİYOTİK DİRENCI, DİYABETIK AYAK ENFEKSİYON TEDAVİSİNİ ZORLAŞTIRIYOR

Diyabetik ayak yaralarının birçok branşı ilgilendiren bir durum olduğunu belirten Doktor Derya Yapar, hastalığın belirtileri ve tedavisi hakkında şu bilgileri veriyor:

“Diyabetik ayak yarası enfeksiyon açısından yüksek risk taşır ve enfeksiyon gelişmesi durumunda ise iyileşme oldukça zorlaşır. Ayrıca günümüzde artan antibiyotik direnci de düşünürsek diyabetik ayak enfeksiyon tedavisi oldukça güçleşir. Bu nedenle ayakta bulunan bir yarada akıntı, ısı artışı gibi enfeksiyon belirtileri geliştiğinde zaman kaybetmeden bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Uygun bir şekilde tedavi edilmediği takdirde yumuşak dokuda başlayan enfeksiyon kemiğe ve ekleme kadar yayılabilir. Ancak antibiyotik tedavisi, yaranın tamamen iyileşmesine kadar değil enfeksiyon bulgularının kaybolmasına kadar verilmelidir. Bu süreçte de tedavinin etkinliğini değerlendirmek gerektiğinden hastaların kontrollere gelmesi gerekmektedir.”

DİYABETİK AYAK YARASINDAN KORUNMANIN EN ÖNEMLİ YOLU

Diyabet hastalarının diyabetik ayak yarasından korunmalarının en öncelikli yolunun kan şekerinin kontrol altında olması için beslenmelerine dikkat etmeleri olduğunu belirten Dr. Yapar, düzenli egzersiz yapmanın da hem kilo hem kan şekeri kontrolüne faydalı olacağını belirtiyor ve diyabetik ayak yarasından korunmak için yapılacakları şöyle aktarıyor:

“Diyabetik ayak yarasını önleme konusunda egzersiz oldukça önemlidir, ancak uzun süre ayakta kalınmamalıdır. Bu süreçte ayakkabı seçimi önemlidir. Ayağı sıkmayan deri veya bez ayakkabılar giyilmelidir. Çıplak ayak ya da açık ayakkabı ile yürünmemelidir. Ayaklar her gün kontrol edilmeli; ayak cildinde renk değişikliği ve cilt bütünlüğü değerlendirilmelidir. Ayak temizliğine özen gösterilmelidir. Ayaklar her gün ılık suda tahriş etmeyen bir sabunla uygun bir sürede yıkanmalıdır. Ayaklar sabunla temizledikten sonra durulanıp, özellikle parmak aralarında oluşabilecek mantar enfeksiyonlarını önlemek için iyice kurulanmalıdır. Yıkama sonrası cilt kuruluğunu önlemek için de parmak araları hariç nemlendirici losyon sürülmelidir. Tırnaklar banyodan sonra yumuşakken düz bir şekilde kesilmeli; nasırlar ise kesilmemelidir. Aile bireyleri de hastaların kan şekeri ve kilo kontrolünde mutlaka hastaya yardımcı olmalıdır. Özellikle görme problemi olan hastaların ayaklarının bakımında, ayakkabı çıkarıldıktan sonra ayakkabıların çivi ya da yabancı cisim açısından incelenmesinde, tırnak kesiminde mutlaka yardımcı olunmalıdır. Çoraplar her gün değiştirilmelidir. Pamuklu, yünlü, olası yara akıntılarını erken fark edebilmek için açık renkli çoraplar tercih edilmeli; bilekleri sıkmayan lastiksiz çoraplar kullanılmalıdır. Mümkünse hastaların kendi ayak ölçüsüne göre üretilen ayakkabılar kullanmalıdır. Ayakta gelişen bir yarada akıntı, kızarıklık olması durumunda geciktirmeden bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurulması konusunda hastaya yardımcı olunmalıdır.”

DİYABETE BAĞLI AYAK KESİLMESİNİ ÖNLEMEK MÜMKÜN

Dünyada her 30 saniyede bir diyabete bağlı ayak kaybı yaşandığını, diyabetik ayak hastalığında durumun ayak ve bacak kesilmesine kadar ilerleyebildiğini söyleyen Yapar, ampütasyon işleminin önüne geçmenin mümkün olduğunu belirterek, “Kan şekerinin regülasyonu ve ayak bakımı hastanın kendi kendine alacağı önlemlerdir. Diyabetik ayak yaralarının erken dönemde tespitiyle yara iyileştirilebilir. Yarada enfeksiyon gelişmesi durumunda yaranın cerrahi bakımı, uygun antibiyotik tedavisi ile parmak, ayak hatta tüm bacağın kesilmesi önlenebilir. Verilere göre tüm dünyada her 30 saniyede bir diyabete bağlı ayak kaybı yaşanmaktadır. Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise ülkemizde uzuv kesilmesi yılda yaklaşık 12.000 dolayındadır ve bunun çoğu maalesef diyabete bağlıdır” şeklinde konuşuyor.

“AMPÜTASYONDAN KAÇINIYORUZ”

Günümüz imkanlarıyla artık çok daha fazla hastanın kurtarılabileceğini belirten Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Doç. Dr. Murat Kendirci ise, “Birçok ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de oldukça zahmetli ve uzun olan diyabetik ayak ülseri tedavisi için kesin olumlu sonuç vaat edilemediğinden hekimler ve hastaneler hem maliyetleri hem de yatak sirkülasyonlarını düşünerek ampütasyondan yana tavır almaktadır. Ancak biz olabildiğince ekstremite koruyucu yaklaşım sergileyip ampütasyon kararını ancak uzuvdan ümidimizi kestiğimizde uyguluyoruz. Bununla birlikte yaranın septik odak oluşturması durumunda hasta hayatını kurtarmak için erken ampütasyon kararı aldığımız nadir vakalar da olabiliyor” diyor.

VİDEO: DİYABET NASIL ANLAŞILIR? (14.11.2018)