İlişkili Haberler

Diyabet ve diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar pek çok komplikasyonu da beraberinde getirebiliyor.

Diyabetin sebep olduğu akut ve kronik komplikasyonlar hem Tip 1 hem de Tip 2 diyabetli bireylerde görülebiliyor. Hipoglisemi, ketoasidoz, laktik asidoz, bakteriyel/fungal enfeksiyonlar diyabetin akut komplikasyonları iken; kardiyovasküler rahatsızlıklar, retinopati, nefropati, nöropati ve impotans da kronik komplikasyonlar arasında değerlendiriliyor.

DİYABETTE GÖZ SAĞLIĞI İHMAL EDİLEBİLİYOR

Medimagazin'e konuşan Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Bora Eldem, diyabette göz kontrolünün önemine vurgu yaptı.

Eldem, “Diyabet nedeni ile ortaya çıkan diyabetik retinopati tedavisi için Türkiye Endokrin Cemiyeti, Türkiye Diyabet Vakfı, Türkiye Diyabet Cemiyeti yetkilileri ve endokrin uzmanı pek çok hocamız ile sürekli bir iş birliği içindeyiz. Onlarla yaptığımız toplantılarda gördük ki Türkiye’deki diyabet hastalarını, daha çok aile hekimleri ve pratisyen hekimler takip ediyor. Diyabet hastalarında diyabet ile birlikte hipertansiyon, koroner arter, diyabetik ayak, erektil disfonksiyon hastalıkları daha fazla görülüyor. Bu kadar komorbiditesi olan bir hasta, doktor doktor gezmek zorunda. Hastalar buna vakit bulamıyorlar. Bu sırada ihmal edilen en önemli nokta gözün ikinci plana atılması olabiliyor” dedi.

MUTLAKA GÖRME KAYBI OLMASI GEREKMİYOR

Meslektaşlarına mesaj veren Prof. Dr. Eldem, diyabet hastalarını muayene eden hekimlerin, hastalarına mutlaka göz hekimine muayene olup olmadıklarını ve düzenli göz kontrolünden geçip geçmediklerini sormalarını önerdi.

Eldem’e göre bu durumu sorgulamak için hastada mutlaka görme kaybı olması gerekmiyor. Durumun önceden kontrol edilmesiyle erken teşhis şansının artırılacağını ve böylece hastada oluşabilecek görme problemlerinin çok önceden kontrol edilebileceğini belirten Prof. Dr. Eldem, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu konuda en çarpıcı nokta şudur ki; bir kişi diyabetik ise sağlam bir kişiye göre kör olma riski 25 misli daha fazladır. Bu da istatistiksel olarak çok büyük bir risktir. Bu nedenle tüm branşların; endokrin, dâhiliye, pratisyen hekim, aile hekimi, göz hekimi, nefrolog, kardiyolog, nörolog ve ürolog herkesin iş birliği içinde olması gerekiyor.”