Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Tasarruf yapmak amacıyla, hastaların 10 gün içerisinde aynı branşa başvuramayacaklarını öngören uygulamanın, doktorlardan ikincil görüş alma hakkını engellediğini savunan Tabipler Birliği, bunun temel insan haklarına aykırı bir tutum olduğu görüşünde. NTVMSNBC’ye konuşan Türk Tabibleri Birliği Başkanı Dr. Gençay Gürsoy, böyle bir uygulamanın insan hayatıyla ilgili çok büyük sorunlara yol açabileceği uyarısında bulunurken, Sosyal Güvenlik Müşavirleri Derneği Başkanı Ali Tezel de hastaları suçlamanın doğru olmadığını söyledi.

DOKTOR MUAYENESİNDE GÜN KISITLAMASI
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, bir hastane ile yetinmeyip aynı branşta muayene için birkaç hastane dolaşıp kuruma fatura çıkaranların sağlık harcamalarını artırdığını belirterek, “Sağlık Uygulama Tebliği gereğince, 1 Nisan’dan itibaren, 10 gün içinde aynı branşta birden fazla muayene olunamayacak. Yaptığımız incelemelerde en fazla rastladığımız ve kurumun mali yükünü artıran faturaların önemli bir bölümünün hastalık hastası diye tabir edilen kişilere ait olduğunu görüyoruz” demişti. Acar’ın açıklamalarına göre 1 Nisan’dan sonra aynı hastalık şikayetleri nedeniyle birden fazla hekime gidecek hastaları bekleyecek olan durum şu olacak:

“Hasta aynı branşta 10 gün dolmadan hastaneye gitmişse, hastane görevlileri, hastaya daha önce aynı branşta muayene olduğunu, üzerinden 10 gün geçmediğini, bu nedenle bedeli kendi cebinden ödemek zorunda olacağını bildirecek. Acar, muayenenin yanı sıra hangi filmin ne kadar arayla çekilebileceğinin de formatını oluşturduklarını belirterek, vücudun herhangi bir bölgesinden çekilen filmin tekrarının ne kadar süreyle olabileceği de belirlendi. Bu nedenle, film çekiminde de Sağlık Uygulama Tebliği’nde belirtilen sürelerin dışına çıkılmayacak.”

Dr. Gençay Gürsoy (Türk Tabibleri Birliği Başkanı):
BUNUN PEŞİNE DÜŞMEK KOMİK BİR ŞEY
Özellikle ameliyat gibi önemli, kritik kararların alındığı durumlarda ikinci bir hekimin, uzmanın görüşüne başvurma bir hak olarak tanınır. Bu yüzden özeliklikle ameliyatların sözkonusu olduğu durumlarda hastanın bir hekime daha başvurma yolunu kapayarak, önleyerek israfı azaltma çabaları çok yanlış. Burada kararı bir kurumun, sigorta kurumunun vermesi anlaşılabilir bir şey değil. Sonuç olarak bu bir sağlık sorunudur, böyle bir kararı da ancak hekimler hastalarla birlikte düşünerek verebilir. SGK Başkanı’nın sözünü ettiği “hastalık hastası” kişiler vardır ama, o kadar da çok değildir. Ortaya çıkan rakam Türkiye’nin ekonomik durumunda sözü edilebilecek bir rakam değildir. Bunun peşine düşmek hakikaten ironik bir şey, komik bir şey.

ÇOK BÜYÜK SAĞLIK SORUNLARINA YOL AÇABİLİR
Diyelim ki hasta başağrısı şikayetiyle hekime gitti. Böyle bir durumda hasta genellikle nörolojiye yönlendirilir. Nörolojiye gitti. Nöroloğun migrenle ilgili bir deneyimi yok örneğin. Ama hastada migren var. Nitekim hasta da bunu fark etti ve doktoruna güvenmedi. Bunun üzerine başağrısıyla uğraşan bir nörologa gideyim diye düşünmez mi insana haklı olarak. Ona gitmesi son derece doğal tabii. Böyle şeyler sık rastlanmasa da oluyor. Baş ağrısı beyin tümörüyle karıştırılabiliyor. SGK’nın bu uygulamasını doğru bulmuyoruz. Biz yasal yollara başvurarak bunu önlemeye çalışıyoruz.

TOPLAMDA BÜYÜK BİR TUTAR OLUŞTURMUYOR
Böyle kararlar alınacağı zaman hekim örgütlerine danışılmalı. Sigorta kurumu sonuç olarak finansal bir kurumdur. Ayrıca bununla bir açığı kapama düşüncesi varsa bu tür muayenelerin toplamda büyük bir tutar oluşturmayacağını biliyoruz. Asıl büyük masraf sistemin kendisinden doğuyor. Asıl masraf kaynağını sağlıkta dönüşüm programının hizmeti özel alandan satın alma politikası oluşturuyor. Bu sistem dünyanın en pahalı sistemi.

SGK BAŞKANI’NINDA BÖYLE BİR RAKAM YOK
SGK 17 milyar civarında bir prim toplayabiliyor. Neredeyse onun 1,5 misli ilaç ve teknoloji tüketimine gidiyor. Hastaları iki defa doktora gitmeyi engelleyerek bu açığı kapamaya çalışmak boşa çaba. SGK Başkanı’nında böyle bir rakam yok. Olamaz da zaten. Hastanın ikinci bir hekime gittiğini varsayalım. O hekimin yazdığı ilaçlar zaten kontrolde. Daha önce aynı ilaçlar veya benzeri ilaçlar yazılmışsa bunlar zaten verilmiyor. Bunu ilaç üzerinden önlemek zaten mümkün. Çünkü tüm bu bilgiler artık elektronik ortama geçirilmiş durumda. Yani siz kaç günde bir hekime gidiyorsunuz, hangi ilaçları kullanıyorsunuz, dozları nedir; bunların hepsi biliniyor. Eğer mutlaka lüzumsuz ilaç tüketimini önleyeceksek bu tedbirlerle önlenebilir pekala.

Ali Tezel (Sosyal Güvenlik Müşavirleri Derneği Başkanı):
HASTALARI SUÇLAMAK DOĞRU DEĞİL
Sanki ilk defa rastlanıyormuş gibi, 10 gün içinde birden çok branşa gidenlerin sağlık harcamalarını artırdığı gibi bir sav ve suçlamanın getirilmesi doğru değil. Bu, sağlık hizmetlerinde devletin yavaş yavaş geri dönüşümü sağlayacağının göstergesi. Çünkü bir hakkı insanların elinden almak isterseniz önce o hakkı sınırsız verirsiniz sonra suiistimalleri kamuoyunun gündemine getirirsiniz. “Bakın, biz size bu hakları verdik. Siz bu hakları iyi kullanamadınız. O nedenle bu hakları elinizden yavaş yavaş alacağız” derler. Şimdi o aşamaya geldik.

SGK BİRDEN ÇOK MUAYENEYE GİDEN KİŞİ SAYISINI SÖYLESİN
SGK, bir yıllık dönemde 10 gün içinde birden çok muayeneye giden kişi sayısını söylesin. Zaten sayı yüksek olsaydı söylerlerdi. Konuşulacak kadar yüksek boyutlu olduğunu düşünmüyorum. Sosyal güvenlik dayanışma değil midir? Sistem hasta olanlara hasta olmayanların bakması, çalışanların çalışmayanlara para ödemesi üzerine kurulu değil mi?

Hastalık masraflarını arttıran sadece bu olgu değil... Zaten genel sağlık sigorta sisteminin kendisi diyor ki; dilediğin kadar istediğin zaman dilediğin hastaneye git, parasını ben vereceğim. Türkiye için söylüyorum. Zaten Genel Sağlık Sigortası sistemi insanlar ne kadar çok hastalanırsa o kadar çok para kazanacağız sistemi üzerine kurulu. Bu sistemi zaten sizsiniz. Diyorsunuz ki ‘Bu sistemi siz iyi kullanmıyorsunuz. Yaramazlık yapıyorsunuz o yüzden sistemi yavaş yavaş geri alacağım.’

MART’TAN SONRA KATKI PAYLARINI ARTTIRDIK DİYECEKLER
Şu anda sağlık harcamalarımız 25 milyar liraya doğru gidiyor. Bu harcamalar 2000 yılında sadece 2 milyar liraydı. Yani 2000 yılından 2009’a geldiğimizde 9 yılda 12-13 kat artmasının sebebi zaten sağlık sisteminde getirilen uygulamalar. Sağlığın özelleştirilmesi, sağlığın paralı hale getirilmesi. Diyorlar ki önce biz alıştırdık sizi yavaş yavaş bu parayı keseceğiz, isteyen cebinden ödesin. Bir müddet sonra göreceğiz bakın. Mart ayından sonra katkı paylarını arttırdık diyecekler. Mesela ‘ilaçtan yüzde 10- 20 değil, yüzde 30-40 lira ödeyeceksiniz’ veya ‘muayene paraları 10 lira değil 30 lira olacak’ diyecekler. Önce alıştırdılar, alıştırdıktan sonra şimdi de kötüleyerek, getirdikleri sistemin suçunu da millete yükleyerek yine milletten çıkarma yöntemini deniyorlar.