NTV

Doktorlar şarkılarını meme kanserine karşı söyledi (Meme Kanseri Farkındalık Ayı)

ntv.com.tr

Sağlık

Kimi zaman 70’li yılların hafızamızdan silinmeyen şarkıları, kimi zaman rock rüzgarı.… Birbirinden farklı, unutulmaz şarkılar bu kez meme kanserine karşı söylendi. Üstelik çalan da söyleyen de doktorlardı.

Acıbadem Maslak Hastanesi ve kadın kanserleri alanında faaliyet gösteren Pembe İzler Derneği’nin birlikte düzenlediği “1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı”na özel söyleşide, ‘meme kanserinin tedavisindeki son gelişmeler’ anlatıldı. Gazeteci Balçiçek İlter’in moderatörlüğünü yaptığı söyleşide hekimler ve hastalar içten bir atmosferde düşüncelerini ve duygularını paylaştılar.

“MEME KANSERİ TANISINDA DÜNYA STANDARTLARINDAYIZ”

Ülkemizde hala kanserlerin çoğunun 1 cm’den küçük yakalanamadığını, hedeflerinin 1-1,5 cm’in altında saptanması olduğunu belirten Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Esen İçten “Ülkemizde yaygın meme kanseri taraması olmadığı ve kadınlar ancak kendi istekleriyle taramaya gittiği için, düzenli kontrollerini yaptıranlarınki erken saptanıyor ama genel olarak ülkemizde erken yakalayamıyoruz. Pek çok kişi de ele gelen kitle olsa bile korku nedeniyle hekime görünmüyor. Oysa ne kadar erken başvurulsa, o kadar az badireyle hastalığı atlatmak mümkün olabilir” diyor. Meme takibinde günümüzdeki yenilikleri de anlatan İçten, ülkemizin meme kanseri tanısında dünya standartlarında olduğunu hatta pek çok ülkeden önde olduğunu vurguladı.

 “TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIK”

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras da Türkiye’nin meme kanseri tedavisinde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu belirtirken, günümüzde meme kaybını önlemenin de mümkün olduğunu söyledi. Erken teşhis sayesinde hastalıkta tam başarı sağlanabildiğini, ileri evrede de çok gelişmiş tedavi seçenekleri sayesinde uzun yıllar sağlıklı yaşamanın mümkün olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Cihan Uras “Her kadının ayda 10 dakika ayırarak memelerini elle muayene etmesi erken teşhis açısından ilk basamak. Ailede kanser öyküsü yoksa 30 yaşından sonra düzenli hekim kontrolü, 40 yaşından itibaren düzenli mamografi şart” dedi.

“CEPHANELİKLERİMİZ ARTIK ÇOK FAZLA” 

Meme kanseri tedavisindeki son gelişmeleri anlatan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Demir de, “Eskiden her hastaya koruyucu amaçlı kemoterapi veriyorduk. Meme kanserinin moleküler genetik yapısını öğrendikçe bunun çok gerekli olmadığını gördük. Bazı meme kanseri grupları var ki kemoterapiden ziyade sadece hormonal tedavi yeterli olabiliyor. Bu meme alt gruplarını tümörün genetik haritasını çıkartarak görmeyi, bulmayı öğrendik ve gerçekten bu yeni yöntemlerin kullanılması bugün erken evrede kemoterapi kullanımını yüzde 20 azaltmıştır. Yani her 5 hastadan biri genetik profiline göre artık kemoterapi almayabiliyor. Yan etkileri nedeniyle eskiden çok korkutan kemoterapi de artık güçlü ilaçlarımız sayesinde eskisi kadar çok korkulacak bir tedavi değil” diye konuştu. 

Meme tümörlerinde artık ileri evrelerde bile tam cevaplar elde edilebildiğini belirten Demir, “İleri evre tespitinde de cephaneliğimizde artık o kadar çok silah var ki uzun yıllar kontrol altında tutulabilen bir hastalık haline getirmeyi başardık” diye konuştu.

“KANSERİ KONUŞMAKTAN ÇEKİNMEYİN”

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. İrem Yaluğ Ulubil meme kanserinden daha güçlü çıkmak için; meme kanseri tanısı alan kişinin sosyal olarak içe çekilmemesi, konuyu konuşmaktan çekinmemesi gerektiğini belirterek “Meme kanseri toplumumuzda travmatik karşılanan ve korkutucu olabilen bir hastalık. Ben buna meme kanseri değil meme hastalığı demeyi tercih ediyorum. Meme hastalığınızı ailenizle, sevdiklerinizle mutlaka konuşun” dedi.

Prof. Ulubil, meme kanseri tanısı almış bir kişiye ailesinin ve yakınlarının, arkadaşlarının desteğinin de çok önemli olduğunu söyledi.

“KİŞİYE ÖZEL ELBİSE MİSALİ TEDAVİ”

Radyasyon onkolojisinin meme kanserinde tedavinin olmazsa olmaz bir parçası olduğunu belirten Prof. Dr. Nuran Beşe “Bugün bizler artık her hastaya göre tedavi modeli uygulayabilir hale geldik. Houte Couture terzi gibi çalışıyoruz. Kişiye göre özel elbise dikiyoruz. Bir de multidisipliner çalışıyorsak en iyi elbiseyi kişiye dikebiliyoruz. Nasıl kişiye özel oluyor? Yaşına, performansına, tümör büyüklüğü gibi tümöre ait faktörlere ve biyolojisine göre bütün hastaların tedavisi birbirinden farklı oluyor. Bekleme odalarında hastalar birbirleriyle tedavi yöntemlerini konuşarak yanlış düşüncelere kapılmasın, bilin ki tüm hastalarımızın tedavisi birbirinden farklı oluyor” diye konuştu.

LENFÖDEM FARKINDALIĞI ÇOK ÖNEMLİ!

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Vildan Çerçi de, kanser tedavisi sırasında ya da sonrasında ortaya çıkan lenfödem sorununa karşı önemli bilgiler verdi. Meme kanseri tedavisi gören herkesin tedavi bittikten sonra hayatlarının herhangi bir zaman diliminde lenfödemle karşılaşma riskleri olduğunu belirten Dr. Vildan Çerçi; kollarda şişme olduğunda kişinin kendi kendisine “kanser tedavim bitti bu nereden çıktı” diye sorduğunu belirterek “Lenfödem oluşmadan önce hastayı bu konuda bilgilendirmek ve koruyucu tedavi almasını sağlamak, lenfödemle karşılaşmamak için neler yapacaklarını, karşılaşsalar bile minimal seviyede bunu nasıl yöneteceklerini öğretmek, bilgilendirici programı hemen başlatmak, eğitimini vermek çok önemli. Biz hastaların eğitimi için lenfödem okulu kurduk. Lenfödem olduktan sonra tedavi etmek hem tedavi eden hem tedavi olan açısından uzun sürebilen, çaba sarf etmesi gereken bir tedavi” diye konuştu.

MEME KANSERİNDE MÜZİĞİN GÜCÜ!

Söyleşinin ardından Prof. Dr. Gökhan Demir’in de yer aldığı hekimlerden oluşan Merdiven Altı Grubu katılımcılara mini konser verdi. Kimi zaman 70’li yılların hafızamızdan silinmeyen şarkıları, kimi zaman rock rüzgarı estiren hekimler, unutulmaz şarkıları bu kez meme kanserine karşı çalıp söylerken, katılımcılar da kendilerine eşlik etti. Müzisyen hekimlerin mini konseri büyük beğeni topladı.

ETİKETLER