Dünyada en çok sigara içilen ülke Çin. Gelişmekte olan ve geri kalmış ülkeler ilk sıraları paylaşıyor ve her yıl 5.500 milyar adet sigara üretiliyor.

Amerikan Hastanesi Dahiliye Bölümü İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Yardımcı, gelişmiş ülkeler gibi ülkemizde de artık sigara yasağının uygulanacağını söyledi ve sigarayla ilgili şu bilgileri verdi:

Ülkemize 1.660’lü yıllarda İngiliz ve Venedikli tacirler tarafından getirilen, ilginç bir şekilde ‘Akciğer hastalıklarına iyi geldiği’ söylenerek pazarlanan ve kullanımı hızla yaygınlaşan bu alışkanlık, bugün toplum sağlığını tehdit eden en büyük tehlikelerden birisi haline gelmiştir.

Sigara Türkiye’de yıllık 100.000 kişinin ölümünden sorumludur. Sigara içenlerin 1/3 ile 2/3’ü tütüne bağlı olarak daha erken ölürler. Sigara içenler içmeyenlere oranla ortalama 20 yıl daha kısa yaşarlar. Sigara içenlerde 40 yaşından sonra ortalama yaşam beklentisi her yıl 3 ay daha kısalmaktadır. Dünya her 10 saniyede bir kişi sigaraya bağlı hastalıklardan ölmektedir.

Türkiyede yaklaşık 17 milyon kişi sigara bağımlısıdır. 1970’li yıllara göre 2000’li yıllarda sıgara içme oranı 3 kat artmıştır. Maalesef kadınlardaki sigara içme oranları daha büyük bir hızla artmaktadır. Sıgara kullanımının yüzde 80’den fazlası 18 yaş öncesinde başlamaktadır. Bu nedenle gençler sigara üreticilerinin en önemli hedefidir.

Türkiyedeki orta dereceli okullarda erkeklerde yüzde 30 kızlarda yüzde 15 civarında sıgara kullanımı söz konusudur. Üniversitede bu oran erkeklerde yüzde 57 kızlarda ise yüzde 41’e çıkmaktadır. 1999 yılında yapılan geniş çaplı bir araştırmada erişkin nüfusumuzda sigara içme oranı erkeklerde yüzde 56,9, kadınlarda yüzde 13,5 tür. Türkiye dünyada çok sigara tüketilen ülkelerden birisidir.

Sigarayı neden içiyor ve bırakamıyoruz?
Tütün bağımlılığının en önemli nedeni içindeki nikotindir. Nikotin sigaradan bir nefes alındıktan sonra hızla akciğere, oradan da hızla beyine gider. Nikotin beyinde ödül ve keyif duygusu yaratan ‘Dopamin’ denilen bir madde salgılatır. Böylece gevşeme, stress azalması ve konsantrasyon artışı görülür. Bu durum bağımlılık yaratır.

Nikotinin bu etkisi 15 dakika civarında başlar ve 2 saat kadar sürer. Tiryakiler kandaki nikotin düzeyi azaldığında sinirlilik, huzursuzluk ve konsantrasyon güçlüğü gibi belirtiler gösterirler. Bu nedenle gün boyunca kan nikotin düzeyini yüksek tutacak şekilde sigara kullanırlar. Gün boyunca yeterli sigara içenler sabah hemen sigara isteği duymazlar. Fakat koyu tiryakiler sabahtan itibaren istek duyarlar ve hemen sigara içmeye başlarlar.

Sigara bağımlılığının tek nedeni nikotin değildir. Psikolojik ve sosyal etkenler de bağımlılıkta önemli rol oynarlar. Daha önce, ergenlik döneminde büyümenin ve toplumda sosyalleşmenin bir göstergesi gibi algılanan sigara kullanımı, yürütülen kampanyalar sayesinde bu özelliğini yitirmiştir. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde sigara içme oranları azalırken, gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde bu oran artmaya devam etmektedir.

Psikolojik bağımlılıkla mücadele etmede birinci faktör sigara kullanıcısının tutumudur. Arzusu olduğu sürece sigarayı bırakması mümkün değildir. Yoğun sigara içilen çevreler ise sigara bağımlılarını teşvik eden en önemli sosyal faktördür.

Sigaranın zaraları nelerdir?
Çok biliniyor gibi görünmesine rağmen insanlar halen sigara bağımlılığının ciddi sonuçlarını yeterince algılayamamaktadırlar. Sigara bir çok organ ve sistemi etkiler. Tütünün yanması sonucu 4.000 civarında kimyasal madde oluşur ve bunların 60 ton fazlası kanser yaptığı bilinen bileşiklerdir. Tütünün yanması sonucu, polisiklik aromatik hidrokarbonlar, nitrozaminler, aldehitler gibi birçok kanser yapıcı madde oluşmaktadır.

Sigaranın hem katranı hem de dumanı zararlıdır. Bu nedenle sigara içmeyen fakat dumana maruz kalan pasif içiciler de risk altındadır. Dünyada neredeyse her 5 ölümden 1 tanesi sigara ile ilişkilidir. Sigara kullananlar da akciğer kanseri riski erkeklerde 22 kat, kadınlarda 12 kat fazladır. Sigara kullanmayanlara oranla kronik bronşit ve benzeri hastalıklar (KOAH) 10 kat, kalp hastalığı ise 3 kat daha sık görülmektedir.

En çok bilinen bu zararları dışındakiler oldukça geniş bir liste oluşturmaktadır. Ağız içi ve gırtlak kanserleri; yemek borusu, mide, rahim ve pankreas kanserlerinin de sigara ile yakın ilişkisi saptanmıştır. Beyin damar hastalıkları sigara içenlerde çok daha fazla görülmektedir. Bunların dışında göz hastalıkları, ağız ve dişeti hastalıkları, cilt kırışıklıkları, iktidarsızlık, sırt ve boyun ağrıları, şeker hastalığı ve bazı bağırsak rahatsızlıkları gibi öldürücü olmayan, fakat yaşam kalitesini düşüren bir çok problem, sigara içenlerde daha yüksek orandadır.

Sigara kullananların çocuklarına da zarar verdikleri bilinen bir gerçektir. Hamilelikte sigara kullanımı düşük doğum ağırlığına neden olmaktadır. Ayrıca gelişme geriliğinin yanında daha sonraki yıllarda öğrenme güçlüğü, hiperaktivite, davranış bozukluğu gibi durumlarla ilişkisi olduğu düşünülmektedir. Sıgara içilen evlerde büyüyen çocuklarda sık solunum yolu enfeksiyonu, orta kulak iltihapları ve akciğer problemleri olduğu saptanmıştır. Çocukların yanın da içilmemesi tek başına yetmemekte, evlerde hiç bir odada sigara içilmemesi gerekmektedir.

Sigarayı ne zaman bırakalım?
Sigarayı bırakmanın bir yaşı veya zamanı yoktur. Ne zaman bırakılırsa bırakılsın, kişiler hemen yararını görmeye başlarlar. Kalp ya da akciğer hastalığı gelişse bile sigarayı bırakmak, hem hastalığı geriletecek, hem de yeni hastalıklar gelişmesini önleyecektir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda 70 yaş üzerinde sigarayı bırakanlarda dahi sağlık açısından çok olumlu gelişmeler olduğu görülmüştür. Bu nedenle her yaştaki, sağlıklı bireye veya sigaraya bağlı herhangi bir hastalığı gelişen insanlara sıgarayı bırakması öğütlenmelidir.

Sigara bırakıldığı anda olumlu etkiler başlar. İlk gün vücudun oksijeni artar ve dolaşımı düzelir. Akçiğerlerde biriken salgılar temizlenmeye başlar. Üçüncü günde vücuttan karbon monoksit atılmış, solunum yolları gevşemiş, solunum düzene girmiştir. Yaklaşık 1,5-2 ayda dolaşım düzelir ve 1 yıl sonunda kalp krizi riski yarıya iner. Sigara bırakmanın onuncu yılında akciğer kanseri ve diğer kanser riskleri yarıya düşmüştür. Bu değerler uzun süreli sigara içenler için geçerlidir. Daha kısa ve az miktarda sigara içenlerde iyileşme süreci çok daha kısadır.

Sigarayı bırakma yöntemleri nelerdir?
Sigara içilmesine neden olan dürtüleri alışkanlık, nikotin bağımlılığı, sıkıntı ve öfke gibi duyguların azaltılması, rahatlama isteği, sıgarayı bir ritüel olarak algılama, toplumsal iletişim kurma isteği, sosyal güven oluşturma ve sigaranın uyarıcı etkisi olarak sayabiliriz.

Sigarayı bırakmada ilk adım kişinin bu konuda bir düşünce oluşturmasıdır. Daha sonra bu düşünce olgunlaşıp eyleme geçilecektir. Sigara bırakmada çoğunlukla yardım gerekmektedir. Çünkü çok yönlü, kuvvetli bir bağımlılıktır. Sigarayı bırakma konusunda sigara ile savaşım dernekleri, toplumsal kuruluşlar, devlete ve özel sektöre bağlı sağlık kuruluşlarından yardım alınabilir.

En sık uygulanan tedaviler nikotin yerine koyma tedavileri (Nikotin bant ve sakızları), ilaçlar (Bupropion ve Vareniklin–her ikiside Türkiye’de var), akupunktur, hipnoz, destek grupları, bireysel danışmanlık ve davranış terapileridir. Sağlık kesiminde nikotin yerine koyma tedavileri veya ilaçlarla beraber bireysel destek tedavileri daha çok uygulanmaktadır.

Sigarayı bırakmayı istemek tedavinin en önemli kısmıdır. Gerçek anlamda isteği olmayanlarda tekrar başlama oranı çok yüksektir. Son yıllarda geliştirilen ilaçlar ve destek tedavileri sigara bırakma başarı oranını çok arttırmıştır.

Sigarayı bırakmada başarısız olmak daha sonra da başarısız olunacağı anlamına gelmemektedir. Yapılan her yeni denemede başarı olasılığı daha da artabilir.

Toplu yerlerde sigara içme yasağı yararlı olacakmı?
Bu yasağın birinci amacı sigara içmeyenleri korumaktır. Bu sayede pasif içicilik azalacaktır. Sigara içenler için de büyük yararları olacaktır. Bu yasak nedeniyle sigara içilecek yerler azalacağından günlük kullanılan sigara miktarı azalacaktır. Gençler için sigara içilmeyen sosyal ortamlar sigaraya özenmeyi ve kullanımı azaltacaktır. Her uygulamada olduğu gibi başlangıçta bir süre sıkıntı yaşanacağı muhakkaktır. Fakat zaman içerisinde toplum sağlığı açısından yararlı etkileri görülecektir.