İlişkili Haberler

Sara nöbetleri (epilepsi hastalığı) toplumda sık görülen ve antik dönemden beri bilinen bir hastalık. Epilepsi, beyin dokusunun ya da bir grup beyin hücresinin (nöronların) zaman zaman ve düzensiz aralıklarla ortaya çıkan, anormal ve güçlü elektriksel deşarjlarının doğurduğu klinik bir tablo. 

Toplumda en çok tanınanı ‘grand mal epilepsi’ (bütün vücudu tutan, şiddetli kasılıp gevşemelerle görülen, bilinç kaybı ve bir takım istemsiz - otonom hareketlerin de bulunduğu, genellikle birkaç dakika süren nöbet tipi) olmakla birlikte epilepsi hastalığının çok sayıda türü olduğunu söyleyen

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Beyin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Nadir görülen bazı şekillerinde (örneğin; bazı hastalarda tamamen psikokognitif – psikomotor belirtilerle, bazı hastalarda otonom sinir sistemi belirti ve bulgularıyla, bazı hastalarda çok kısa süreli dalmalarla vb. sayısız farklı biçimlerde, bilincin etkilendiği ya da etkilenmediği durumlar) tanı koymak tecrübeli uzmanları bile zorlayabilir. Bunun yanında, bazı durumlar da epilepsi atağını taklit edebilir/benzerlik gösterebilir ki en sık senkop (bayılma) ve psişik durumlar – somatizasyon atakları epilepsi ile karışabilir” şeklinde konuştu.  

İLERİ YAŞTAKİ EPİLEPSİ ATAKLARINA DİKKAT!

Epilepsinin her yaşta, farklı şekillerde ve farklı derecelerde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof.  Bozbuğa,“Çoğu hastada kendi başına bir hastalık olup tedavi doğrudan sara nöbetlerine yönelik olmaktadır. Bu tedaviler genellikle ilaç tedavisi şeklinde yapılmakta ve özellikle günümüzde pek nadiren cerrahi girişimleri gerektirmektedir” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak, bazı durumlarda sara nöbetleri kendi başına bir hastalık olmayıp, bir takım beyin hastalıklarının belirtisi olarak da görülebilmektedir. Bu hastalarda dikkat çeken en önemli özelliklerden biri, genellikle çocukluk yaşlarında ortaya çıkan primer idiopatik epilepsi hastalığının (kendi başına hastalık olan epilepsi ataklarının) aksine, epilepsi ataklarının geç yaşlarda (erişkin dönemde) ortaya çıkmış olmasıdır. Dolayısıyla, ilk atağın ileri yaşlarda ortaya çıktığı epilepsi nöbetleri daima altta yatabilecek birincil bir beyin hastalığını akla getirmeli ve bu yönden uzmanların değerlendirmesi ve tetkikleri gerektirmektedir.

ERİŞKİN YAŞLARDA GÖRÜLEN EPİLEPSİ, BEYİN TÜMÖRÜNE İŞARET EDİYOR

Erişkin yaşlarda başlayan epilepsi hastalığında birincil bir beyin hastalığı olarak sıklıkla beyin tümörleri görülmektedir. Beyin tümörlerinin belirtisi olabilen bu nöbetler bütün vücudu tutabildiği gibi bazen sadece belirli bir vücut bölgesinde olabilmekte (fokal motor epilepsi atağı), belirli bir yerden başlamasıyla bedenin diğer bölgelerine dağılabilmekte (motor Jacksoniyen epilepsi atağı) ya da duyusal algılama bozuklukları ve davranış değişiklikleri ya da daha farklı şekillerde kendini gösterebilmektedir. Yaygın ya da bölgesel tipte olsun epilepsilerin beyin tümörlerinde görülme sıklığı %25-50 oranındadır ve genellikle yavaş büyüyen tümörlerde ve beyinde korteksin (beyin kabuğunun) uyarılmasının yüksek olduğu bölgelerin tutulduğu/etkilendiği tümörlerde sıklıkla bir belirti olarak ortaya çıkmaktadır. Yavaş ilerleyici tipte klinik tabloya yansıyan baş ağrısı, kişilik ve davranış değişiklikleri gibi sinsi ve çoğu zaman yeterince uyarıcı olmayan beyin tümörü belirtilerinin yanında epilepsi nöbetleri hastalığın tetkiki ve tanınması için uyarıcı olabilmektedir.  

UYKUSUZLUK VE STRES EPİLEPSİ OLUŞUMUNU KOLAYLAŞTIRIYOR

Beyin tümörleri dışında, beyin ve sinir cerrahisinin çok önemli hastalıklarından biri olan beyin damarlarının yumaklarında da yine epilepsi atakları ortaya çıkabilir. Beyin damarlarının arteriyövenöz malformasyonlarında ortaya çıkan epilepsiler genellikle genç ve orta yaş grubunda öne çıkmakta, beraberine baş ağrısı, kol ve bacakta güç kaybı, duyusal bozukluklar, konuşma bozuklukları vb. durumlar ile birlikte olabilmekte ve tanı için önemli bir belirti - bulgu oluşturmaktadır. Epilepsi ataklarının nedeni elbette pek çok hastalıkları kapsamaktadır. Biz beyin cerrahları için çok önemli olan beyin tümörleri ve beyin damar yumaklarının yanında beyin apseleri, metabolik hastalıklar, beyin iltihaplanmaları, kafa travmaları, kullanılan ya da birden kesilen bazı ilaçlar, beynin dejeneratif hastalıkları (MS vb.) gibi hastalıklar da epilepsiye neden olan hastalıklar arasında özellikle belirtilmelidir. Ayrıca, uykusuzluk, emosyonel stres, hormonal değişiklikler/bozukluklar, sıvı – elektrolit dengesi bozuklukları vb. birçok durum da epilepsi oluşumunu kolaylaştırabilmektedir.   

ÇOK GEÇMEDEN UZMANA BAŞVURUN!

Epilepsi atağının gözlemlendiği her durum aslında bir ölçüde aciliyet de gösteren bir tıbbi olgudur. Epilepsi atağı olduğunda gecikmeden bir hekime ve konunun uzmanına başvurulması gerekir. Epilepsi atağı esasen bir belirti olarak düşünülmeli ve bunun altında yatan sorunun anlaşılmasına çalışılmalıdır. Bu nedenler – hastalıklar çok geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Yenidoğan döneminden çok ileri yaşlara kadar, yani her yaşta görülebilen epilepsinin hangi yaşta ortaya çıktığı, nasıl bir epilepsi ve ne sıklıkta olduğu, ne gibi belirti ve bulguların eşlik ettiğine bakılarak birincil hastalığın tanısı sağlanır. Bu süreçte pek çok incelemenin de titizlikle yapılması şarttır. Beynin görüntülenmesi, elektroensefalografi (EEG), çeşitli kan tetkikleri ilk aşamada yapılması gereken tetkiklerdir. Tüm muayene ve tetkiklerden sonra beyin tümörü tanısı konmuş ise (ve epilepsinin bu tümör sonucu ortaya çıktığı düşünülmüşse), beyin tümörünün cerrahi rezeksiyonu/çıkartılması ve gerekiyorsa diğer yardımcı tedaviler sonrasında epilepsinin ortada kalkması beklenir; ama yine de hastalarımızın küçük bir oranında da olsa bazı hastalarımızda epilepsinin devam ettiğini görmekteyiz. Bu aşamada da uygun ilaçlar ile epilepsi kontrol altına alınabilmektedir.” 

EPİLEPSİ NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?

Epilepsinin, ayrıntılı bir biçimde tetkik edilip değerlendirildiğini, altta yatan nedenlerin, kolaylaştırıcı faktörlerin belirlenir ve esas nedene yönelik tedavi düzenlendiğini aktaran Beyin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa, “Bu, ya epilepsiyi kendi başına bir hastalık olarak teşhis koyup değerlendirdiysek uygun ilaç tedavisine başlamak, yaşam biçimini düzenlemek şeklindedir ya da epilepsiye neden olan birincil bir beyin hastalığı (beyin tümörü, beyin damarlarının yumağı, beyin apseleri ya da iltihaplanmaları, beyin travması, beynin dejeneratif hastalıkları ve kolaylaştırıcı faktörler) ortaya konmuşsa nedene yönelik tedavi yapmak ve epilepsinin seyrini izleyerek gerekirse ek tedaviler de uygulamak şeklindedir” dedi.

VİDEO: "EPİLEPSI" İÇİN UMUT