Devletin istediği testler içinde, bulaşıcı olan HIV/ AIDS ve Hepatit B ile daha nadir rastlanan ama daha tehlikeli olan Hepatit C ile VDRL/ Frengi taraması yer alıyor. İstenen bir diğer test ise hemogram yani kan testi. Bu testle, Akdeniz anemisi taraması da yapılıyor.

Ülkemizde seyrek rastlanan Akdeniz anemisi, daha çok Kıbrıs’ta görülüyor. Taşıyıcı olan anne ve babanın çocuklarında hastalık riski çok yüksek oluyor.

Gebelik öncesi testlerde ise, rubella denilen kızamıkçığa bakılıyor. Kızamıkçık gebeliğin erken döneminde ortaya çıkarsa; düşüklere, bebekte sağırlık ve çeşitli anomalilere neden olabilecek bulaşıcı bir hastalık. Toplumumuzda genellikle evlilik öncesinde yüzde 70-80 oranında geçirilmiş ve bağışıklık kazanılmış oluyor ama yine de tahlillerde bağışıklık kazanmadığı görülenlere aşı yapılarak birkaç ay beklemek gerekiyor.

Bunun dışında mutlaka kadına PAP-smear testi yapılıyor. Rahim ağzından bir sürüntü ile alınan bu testte, rahim ağzı kanseri riski ve enfeksiyonların durumu ortaya çıkıyor. Normalde de kadınlara yılda bir kez bu testi yaptırmaları öneriliyor.

METABOLİK VE GENETİK HASTALIKLARA DA BAKILIYOR
Son olarak da, metabolik sendrom içeren durumlar analiz ediliyor. Örneğin, ailesinde diyabet hastalığı olanlarda gebelik öncesi şeker taraması yapılıyor veya adet düzensizliği, kilo değişimi, metabolizması düşük olanlarda hipotiroidi denilen tiroid bezinin az çalışması durumu olabileceğinden, gerekli araştırmalar bu yönde oluyor.

Sağlıklı bir gebelik ve doğum geçirmek için hamileliği planlamadan önce bu testlerin yaptırılması büyük önem taşıyor.