Akne ergenlik çağında yüzde 80 ila 90 oranında görülen bir hastalık. Erişkinlerin ise yaklaşık yüzde 12-14’ünde iyileşmeyerek sorun yaratmaya devam ediyor. Bu sorunlar sosyal ve psikolojik boyutlar da taşıyabiliyor.

Aileler, ‘ergenlik sivilcesidir geçer’ diyerek hastalığın tedavisini erteleyebiliyor. Ancak zamanında tedavi edilmeyen akne uzun yıllar kalıcı izler bırakabiliyor. Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aydın Saray, akne sorununun cilt hastalıkları ve plastik cerrahi branşlarının desteğiyle erken yaşta tedavi edilmesinin önemini vurguluyor.

Akne en çok yüz, sırt ve göğüs bölgesinde sorunlara neden oluyor. Inflamatuvar akne ise, yüzde ve vücutta kalıcı izler bırakabiliyor; bu nedenle zamanında yeterli ve gerekli tedavilerin mutlaka uygulanması gerekiyor. Aknenin sıklığı ve buna bağlı oluşan izler yaklaşık yüzde bir olsa da, bu izlerin ergenlik çağında yarattığı psikolojik sorunlar çok büyük olabiliyor.

Prof. Dr. Aydın Saray, aknenin oluşum nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında sık sorulan soruları yanıtlayarak sivilce izlerinden kurtaran yöntemler hakkında şu bilgileri veriyor:

Aknenin başlıca oluşum nedenleri nelerdir?
• Deride yağ yapımında artış ortaya çıkıyor.
• Yağların yapısında değişiklik oluyor.
• Kıl kökünde “Propiyonyum acnes” adı verilen bir bakteri çoğalıyor.
• Kıl köklerinde keratin artışı görülüyor.
• Akne nedeniyle iz kalan hastaların yüzde 80’inde basık ve çökük izler kalırken geri kalanında kabarık ve sert izler kalabiliyor.

Akne tedavisi nasıl yapılıyor?
Öncelikle şu vurgulanmalıdır ki akne izlerinin en iyi tedavisi, bunların oluşumunun önlenmesidir. Akne izlerinin görünümünü düzeltmek amacıyla çeşitli tedaviler uygulanıyor. O tedavileri şöyle sıralamak mümkün:

Kimyasal Deri Soyma (Peeling): Kimyasal deri soyma (peeling) işleminde kimyasal maddeler kullanılarak derinin yüzeyinde hasarlı tabaka ortadan kaldırılıyor. Yerine sağlıklı yeni deri oluşumu gelmesi hızlandırılıyor. Kimyasal deri soyma işlemi, deri yaşlanması tedavisinin yanı sıra derideki renklenme bozukluklarında, kırışıklıkların ve akne izlerinin tedavisinde de başarılı sonuçlar veriyor. Akne izlerinin derinliği ve yaygınlığına göre alınacak tedavi yanıtı değişiyor. Bu amaçla farklı asitler kullanılıyor.

Glikolik asit: Meyvelerden elde edilen alfa-hidroksi asit yapısında asitlerdir. Bağ dokusunu ve kollajeni artırıyor ve yüzeyel olarak deriyi soyuyor. İki haftada bir toplam 2-5 kez uygulamakla en iyi sonuçlar alınıyor. Yan etkileri çok az ve hafif oluyor.

Triklor asetik asit (TCA): TCA, diğer asitlere göre oldukça kuvvetlidir ve çeşitli derişimlerde yüzeyelden çok derine kimyasal soyma yapabilir. Bu nedenle de dikkatle kullanılmalıdır. Daha derin akne izlerinde en iyi netice veren deri soyma asididir ancak çok esmerler ve koyu renkli derililerde kullanılmamalıdır.

AKNE İZLERİNİ GİDERMEDE LAZER ETKİSİ
Akne izlerinin giderilmesinde günümüzde lazerler de etkili bir şekilde kullanılıyor. Ancak tüm tedavilerde olduğu gibi lazer tedavisinde de dikkatli olunması gerekiyor. Her cildin kalınlığı, rengi birbirinden farklı olduğundan kullanılan lazerin seçiminde, tedavinin süresinde dikkatli olmak gerekiyor. Deri renginde sorunların ortaya çıkmaması için de, ekim-nisan arasındaki güneşsiz ayların seçilmesi önem taşıyor.

Dermabrazyon ve Mikradermabrazyon: Cerrahi olarak hızla dönen bir aşındırıcı cihazla, hasarlı yüzeyel deri mekanik şekilde çıkartılıyor. Bu iki teknik yüzü yenilemeye yardımcı oluyor. Mikrodermabrazyon dermabrazyona göre daha yüzeyel aşındırma yapıyor. Lokal veya genel anestezi altında uygulanıyor. Aşınan derinin kendisini tekrar daha sağlıklı ve düzgün bir yüzey oluşturarak yenilemesi prensibine dayanıyor. Yüzeyel ve derin tüm akne izleri lazer tedavisinden fayda görüyor.

Lazer tedavisi: Karbon dioksid ve Erbiyum YAG lazerleri akne izleri için en çok kullanılan lazerlerdir. Bu cihazlar yüzeydeki hasarlı deri ve izlerini “kazırlar” ve kollajen liflerini sıkılaştırıyorlar.
• Diod ve NdYAG lazerler ise deriyi sıkılaştırır ve deri altında yeni kollajen liflerinin yapımını uyararak deri altını doldurup akneye bağlı çökük izleri doldurma yoluyla etki sağlıyorlar.
• Lazerler hem yara iyileşmesini uyarırken hem de bağ dokusu miktarını da artırıyorlar.
• Lazerle akne izlerinin tedavisine uygun hastaların son bir yıldır akne tedavisi için A vitamini kullanmamış olması gerekiyor.
• Son 6 ay içinde Herpes virüs hastalığı geçirmemiş olmaması, deride iz kabarması ve sert birtakım yapıların oluşmaması lazım.
• Lazerlerin deriyi kazıyarak etki eden tiplerinde bazen uzun süreli kızarıklık, iz kalması ve koyu renklenme olabiliyor. Bu gibi komplikasyonları önlemek için yenilik olarak “Fraksiyonel Fototermoliz” tekniği gündeme gelmiştir.
• Deride belli bir derinlikte ısıya bağlı hasar oluşturarak deriyi yenileme prensibine dayanıyor. Fraksiyonel fototermoliz lazerlerinin yan etkileri çok azdır ve etkinliği oldukça iyidir. Lazer tedavisi ideal olarak deri rengi ile ilgili komplikasyonları azaltmak için ekim-nisan arasındaki güneşsiz aylarda uygulanmalıdır.

Dolgu maddesi enjeksiyonları: Yağ enjeksiyonu, kişinin kendisinden alınarak yağ dolgunluğu noksan başka yerlere yağ enjekte edilmesidir. Bölgesel enjeksiyonlar akne izlerinde tam dolgunluk sağlayamayabilir. Kişi kendisinden bir madde alınıp kendisine enjekte edilmesini istemiyorsa dışarıdan alınan Hyaluronik asit, kollajen, artecoll, fibrel ya da alloderm gibi maddeler de enjekte edilerek dolgunluk sağlanabiliyor. Ancak tavsiye edilen madde Hyaluronik asittir zira bu madde normalde bağ dokusunun yapı taşlarındandır.

Cerrahi tedavi: Skarın çıkartılması ve W-plasti veya Z-plasti, akne izi içine kortizon enjeksiyonu kabarmış olan (hipertorfik skar veya keloid) akne izlerinde uygulanabilir. Kortizon enjeksiyonları en etkili ve efektif tedavi seçeneklerindendir zira akne izleri için cerrahi uygulanırsa yeni izler ve yeniden kabaran izlerin oluşum riski de belirir. Cerrahi işlemler sonrasında iz üzerine silikon krem veya silikon tabaka uygulaması da izlerin belirginliğinin azaltılmasında oldukça faydalı olacaktır.”