Yeni yapılan bir araştırmanın sonucunu değerlendiren Prof. Dr. Canfeza Sezgin, ntv.com.tr'ye yaptığı açıklamada kronik hepatit B (HBV) tedavisinde, virüsün kendisini tekrar çoğaltmasını engellemek amacıyla uzun süreli nükleozit tedavisi kullanıldığını belirtti.

“Bu tedaviler hastalığın siroz gibi daha ciddi duruma ilerlemesinin engellenmesi veya geciktirilmesinde çok faydalıdır” diyen Prof. Sezgin, kronik HBV tedavisinde kullanılan nükleozit ilaçlarının uzun vadede ne kadar güvenli olduğu sorusuna yanıt aranması için araştırma yapıldığını belirterek araştırmanın detayları hakkında şunları söyledi:

“NÜKLEOZİT TEDAVİSİ ALANLAR KANSER RİSKİNDEN KORUNMALI”

“Hong Kong’ta bulunan Chinese Üniversitesi’nde yapılan araştırma sonucuna göre, hepatit B virüsüsü taşıyanların nükleozit analogları ile tedavisinde karaciğer, akciğer, meme ve idrar yolları kanseri sıklığında artış olmazken bu tedavilerin kalınbağırsak ve serviks (rahim ağzı) kanseri riskini arttırdığı görülmüştür.”

Bu çalışma bulgularının önemli olduğunu söyleyen Sezgin, ‘Nükleozit tedavisi alan bu hastaların kalınbağırsak ve serviks kanseri gelişmesi riskine karşı korumak için beslenme ve yaşam tarzı stratejilerinin uygulanması ile düzenli erken tanı / tarama testelerinin yapılması gerekir” dedi.

Ortalama 7 yıl takibin yapıldığı araştırmada toplam 45.299 hastanın değerlendirildiğini aktaran Sezgin, “Nükleozit tedavisi almayan kişilerin % 2,1’inde, nüklozit tedavisi alan kişilerin ise % 5,7’sinde kanser geliştiği saptanmıştır. Nükleozit tedavisi alan kişilerde kalınbağırsak ve serviks kanseri riskinin belirgin arttığı gözlenmiştir. İçerisinde akciğer, plevral, meme ve böbrek kanserinin de olduğu diğer kanserlerin gelişimi açısından, nükleozit analog tedavisi gören ve tedavi görmeyen hastalar arasında farklılık göstermemiştir.” değerlendirmesinde bulundu.

“TEDAVİ KESİLMEMELİ, KORUYUCU TEDBİRLER ALINMALI”

“Geniş ölçekli yapılan bu araştırma, kronik HBV hastalığı için nükleozit analogları ile tedavi gören hastalarda kalınbağırsak ve serviks kanseri gelişimi arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir.” ifadesini kullanan Prof. Sezgin, nüklozit analogları ile tedavinin kesilmemesini, artan risklere karşı koruyucu önlemler alınarak sorunun çözülebileceğini vurguladı.

Prof. Sezgin’e göre kişiye özel beslenme, nütrisyonel destekler, yaşam tarzı değişiklikleri ve erken tanı/ tarama yaklaşımları bu konuda yarar sağlayabilir.

Kaynak: Wong G. The International Liver Congress; April 13 - 17, 2016; Barcelona, Spain.