Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazif Elaldı, Türkiye'nin yaklaşık 10 yıldan fazladır Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığıyla yüz yüze olduğunu söyledi.

KKKA hastalığının ilk defa 2002 yılında tespit edildiğini ancak bu tarihten 3-4 yıl önce de benzer vakaların olduğunu bildiklerini ifade eden Elaldı, hastalığın en çok İç Anadolu Bölgesi'nin Karadeniz'e yakın kesimlerinde, Kelkit Vadisi civarında görüldüğünü belirtti.

Hastalıkla ilgili birkaç il dışında olgu bildirilmeyen şehir olmadığını dile getiren Elaldı, Cumhuriyet Üniversitesi'nde yıllardan beri bu hastalıkları takip ettiklerini ve dünyada en fazla olguyu takip eden hastane olduklarını vurguladı. Elaldı, şu ana kadar üniversite hastanesinde bin 100 olguyu takip ettiklerini, Türkiye genelindeki olguların ise 6 bin 100'e ulaştığını bildirdi.

22 VAKADAN 2’Sİ HAYATINI KAYBETTİ
Hastalığın, havaların ısınmasıyla kenelerin ortaya çıktığı nisan ayı gibi artmaya başladığını ifade eden Elaldı, şöyle konuştu: ''Bu yıl ilk olgu nisan ayında geldi. Şimdiye kadar 22 olguya müdahale ettik. Bunlardan ikisi maalesef kaybedildi. Gelen hastalar Yozgat ağırlıklı. Tokat, Giresun ve Sivas'tan gelen vakalar da oldu. 22 vakanın yüzde 100'ü köy merkezlerinden veya ilçe merkezinde yaşayıp da kırsal kesime gidip gelenlerden oluşuyor. İl merkezinde oturanlarda böyle bir olgu yok. Ancak il merkezinde yaşayıp da çeşitli nedenlerle kırsal alanlara gidenlerde de bu hastalık görüldü.''

Elaldı, özellikle çiftçilerin ve hayvan yetiştiricilerinin risk altında olduğunu, kenelerin bulunduğu alanlara piknik yapmaya gidenlerin de risk grubunda yer aldığını söyledi.

KAPLUMBAĞA KENESİ
Her kenenin öldürücü olmadığına dikkati çeken Prof. Dr. Elaldı, şöyle devam etti: ''Dünyada 850'den fazla keneden, 7-8'inde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı virüsü tespit edilmiş. Bu virüsü taşıyanlardan en tehlikelisi ''hyalomma marginatum marginatum''dur. Şehir merkezinde kene tutması şikayetiyle hastanelere başvuranların çoğunluğunda kaplumbağa kenesi olgusuna rastlanıyor. Bu keneler, zararsızdır. Bu nedenle özellikle şehir merkezlerinde kalanlar fazla panik yapmamalı. Çünkü her kene öldürücü değil. Ancak yine de her kene ısırmasında bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Zira vatandaşlar, kenenin türünü bilemez.''

KKKA virüsünü taşıyan kenelerin, genellikle kırsal alanda domuz, tilki, kurt ve yabani tavşanlarda ve bu hayvanların gittiği yerlerde görüldüğünü bildiren Elaldı, ''Bu alanlardan kaçınmak lazım. Ama hayvancılık ve tarım yapanlar mecburen gitmek zorundalar. Bu kişiler de dünya genelinde kabul edilen bazı önlemleri almalı. Açık renkli kıyafet giymeli, eve geldiğinde vücudunda kene kontrolü yapmalı, permetrin içeren kene kovucu ilaçlardan kullanmalı, hayvanlarını ilaçlamalı. Bu yöntemlerden en etkilisi kırsal alandan geldikten sonra evde soyunularak çıplak gözle vücudun kene varlığı açısından kontrol edilmesidir. Bu çok etkili bir yöntemdir. Özellikle eşlerin birbirlerini, ebeveynlerin de çocuklarını kontrol etmesi önemli'' şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Elaldı, tüm tedavilere ve verilen çalışmalara rağmen olguların yüzde 5-6'sının kaybedildiğini, aşı çalışmalarının devam ettiğini sözlerine ekledi.