Avrupa Birliği Komisyonu - Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupa Aracı Türkiye Programı (DİHAA) ve Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) tarafından desteklenen proje, Yasama Derneği (YASADER), Sivil Toplumu Güçlendirme Merkezi (STGM) ve Uluslararası Af Örgütü ile ortaklaşa yürütülüyor.

Projenin amacı; HIV'le yaşayan kişilerin karşılaştığı ayrımcılık, damgalanma ve dışlanmaları azaltma konusunda sivil toplum kuruluşlarının, kamu kuruluşlarının ve parlamento üyelerinin farkındalığını arttırmak, bu konuda toplumsal sorumluluk geliştirmek ve HIV/AIDS'le ilgili bir yasa tasarısı oluşturmak.

TÜRKİYE İÇİN "HIV/AIDS YASASI" GEREKLİ
Çeşitli ülkelerin HIV/AIDS Yasaları ile ilgili sunumu yapan Pozitif Yaşam Derneği proje koordinatörü Murat Köylü; “HIV ile yaşayanların hakları bazı ülkelerde doğrudan yasalar ile korunurken kimi ülkelerde mevcut diğer yasalar çerçevesinde değerlendirilmekte ve korunmaktadır. Gelişmiş ülkelerden biri olan Fransa’dan Pakistan’a kadar daha dezavantajlı pek çok ülkede HIV/AIDS ile ilgili tüm konulara değinen, oldukça kapsamlı yasalar mevcuttur. Bu yasaların ortak amacı; HIV‘in yayılımını engelleyici politikalar ve HIV/AIDS ile yaşayan kişileri ayrımcılıktan korumak, haklarını kullanılabilir hale getirmektir” dedi

Türkiye'de HIV ve AIDS'le ilgili yasal düzenlemelerin olmadığına işaret eden Köylü, “HIV ile yaşayanların sahip oldukları haklarını koruyan bir yasa olmadığı için her türden ayrımcılığa maruz kalabiliyorlar. Pek çok uluslararası ve ulusal yasa açısından açık suç teşkil etmesine rağmen HIV ile yaşayanların statüleri kendi rızaları ve bilgileri olmadan 3. kişiler ile paylaşılıyor. Hiçbir gereği ve dayanağı olmadığı halde okuldan uzaklaştırılıyor, işten çıkartılıyor, evlendirilmiyor, sosyal çevrelerinden dışlanıyorlar” dedi.

DEMOKRATİK BİR EŞGÜDÜM VE İŞ BİRLİĞİ YARATMAK
Etkileşimli bir düşünce alışverişinde bulunmak amacıyla düzenlenen toplantıda Proje Direktörü Serhan Karataş ise “Sivil toplum kuruluşlarının, hükümet kuruluşlarının ve parlamento üyelerinin HIV ile yaşayanların insan hakları konusundaki farkındalıklarını zenginleştirmek ve HIV/AIDS`e yönelik toplumsal sahiplenmeyi arttırmak” adlı, çok bileşenli ve geniş kapsamlı bir proje yürütmekteyiz. Toplumun tüm kesimlerini doğrudan ve eşit olarak ilgilendiren HIV/AIDS konusunda ayrıntılı ve kapsamlı bir yasa taslağı oluşturmak, projenin hedeflerindendir. Bu taslağı, çeşitli toplantılar ve demokratik katılımcı bir süreç sonucunda Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunmayı diliyoruz” dedi.

TIBBİ BOYUT, SAĞLIK MEVZUATI VE HIV/AIDS
HIV/AIDS’in tarihi ve Türkiye’de HIV/AIDS, Tıbbi boyut ve sağlık mevzuatını aktaran Ege Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ABD öğretim görevlisi Prof. Dr. Deniz Gökengin tanı ve testler, sosyal güvence ve tedaviler ile ilgili bilgi verdi, yaşanan sorunlara dikkat çekti. Prof. Gökengin şunları söyledi:

“Türkiye’de güncel tanı yöntemleri kullanımda 2007 yılında 4 ilde 11 Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri (GDTM) kuruldu. Ancak; halen eski kuşak testleri kullanan hastaneler var ve GDTM’nin hiçbiri çalışmıyor. Buralarda kişisel bilgiler sorgulanıyor, mahremiyet gözetilmiyor. Bunlarda kişilerin geç HIV tanısı almasına ve kimi zaman da ölümlerine neden olabiliyor. Tanı ve tedavi 1996’dan bu yana sosyal güvence kapsamında. SGK uygulamalarında katkı payı alınmıyor. Buradaki en önemli sorunlar ise: HIV’i baskılayan (ARV) tedaviler her eczanede satılmıyor. Dirençli hastalar için yurt dışından ilaç lisans başvurusunun işlemi çok zahmetli ve uzun sürüyor. Son ilaç seçeneği olan HIV pozitif kişinin tedavisi kesintiye uğrayabiliyor. Direnç gelişen hastalarda hayati önem taşıyan ilaçlar için başka seçenek yok.”

HIV/AIDS BİR İNSAN HAKLARI MESELESİDİR
Pozitif Yaşam Derneği Hukuk Danışmanı Av. Habibe Yılmaz Kayar da “HIV/AIDS, sadece tıbbi ve toplumsal bir sorun olmayıp, üzerinde önemle durulması gereken bir insan hakları meselesidir. HIV’le ilgili olarak tıbbi ve toplumsal düzeyde edinilen yanlış bilgiler HIV ile yaşayan insanlar/kurumlar için çözülmesi gereken en büyük sorunlardan birini oluşturmaktadır. İnsan haklarına saygılı, insani yaklaşım HIV/AIDS ile mücadelede tek etkili yöntemdir” diye konuştu.

SAĞLIKÇI HASTA YARARINA ÖNCELİK VERMEK ZORUNDA
İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevki Sözen HIV/AIDS temelinde hasta hakları, hekim sorumluluğu ve adli tıp sunumunda HIV ile yaşayanların sağlık hizmetlerinden adalet ve hakkaniyet çerçevesinde yararlanma, diğer hastalardan ayrım yapılmaksızın, uygun sağlık bakımı alma ve bu tedaviye devam edebilmelerinin önemini vurguladı.

Sözen; “Her türlü tıbbi uygulamada ve her tür koşulda sağlık çalışanları hasta yararına öncelik vermek zorundadır” diyerek sağlıkta yararlılık ilkesinin altını çizdi.

HIV VE AIDS BİRBİRİNDEN FARKLIDIR
HIV ve AIDS’in birbirinden çok farklı iki kavram olduğuna değinen Pozitif Yaşam Derneği İletişim Sorumlusu Çiğdem Şimşek, HIV’in tıbbi boyutunu özetle şu sözlerle anlattı:

“HIV; tedavi edilmediği takdirde AIDS’e neden olan virüstür. Sadece 3 temel yol ile bulaşabilmektedir. Dış ortamda hava ve güneş ile temas ettiğinde çok kısa sürede bulaştırıcılığını yitiren HIV; sosyal ilişkilerle, öpüşmekle, sarılmakla, kondom ile cinsel ilişkiye girmekle, aynı ortamda bulunmakla, aynı çatal – kaşığı, aynı havuzu, aynı tuvaleti kullanmakla, sivrisinek ısırmasıyla, tükürük ve ter ile bulaşmaz.

Dünya Sağlık Örgütü’nün kronik hastalıklar listesinde olan HIV, 1996’dan bu yana mevcut gelişmiş ilaç seçenekleriyle kontrol altında tutulabilmektedir. Doğru zamanda ilaç tedavisine başlayan HIV pozitifler kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilirler. HIV pozitif olmak eğitim görmeye, çalışmaya, evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya engel değildir. HIV ile yaşayan kişilerin hayatını yanlış bilinenler ve önyargılar zorlaştırmaktadır. HIV/AIDS ahlaki değil tıbbi bir durumdur” dedi.