Kalp hastalıkları gençlerde artıyor! (Genç kalpler neden “tekliyor”?) (29 Eylül Dünya Kalp Günü)

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kalp-damar hastalıkları, dünyada her yıl 17.9 milyon kişinin hayatına mal oluyor. Bu kadar ölüme yol açan ve eskiden daha çok yaşlı nüfusta görülen kalp-damar hastalıkları artık gençler için de ciddi bir risk. Çünkü kardiyoloji polikliniklerine başvuran, kalp krizi ile acil servislere götürülen, stent takılan ve kalp nedeniyle hayatını kaybeden genç insan sayısında artış yaşanıyor. Projeksiyonlar; genç yaşta kalbine yenik düşen insan sayısının önümüzdeki yıllarda daha da artacağını gösteriyor.

Kalp hastalıkları gençlerde artıyor! (Genç kalpler neden “tekliyor”?) (29 Eylül Dünya Kalp Günü)

Kalp-damar hastalıkları ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer alıyor, dünyadaki tüm ölümlerin %31’i kalp ve damar hastalıkları nedeniyle gerçekleşiyor. Ülkemizde ise bu oran %41. Kalp-damar hastalıklarının başlıca nedeni olan damar sertliğinin değiştirilebilen (önlenebilen) ve değiştirilemeyen (önlenemeyen) risk faktörleri bulunuyor. Yaşlanma, birinci derece aile yakınlarında genç yaşta kalp-damar hastalığına yakalananların bulunması ve erkek cinsiyet, değiştirilemeyen risk faktörleri.

Kontrol altına alınabilecek risk faktörleri ise majör ve minör risk etkenleri olarak gruplandırılıyor. 29 Eylül Dünya Kalp Gününde kalp sağlığı ile ilgili konuları ntv.com.tr’ye değerlendiren Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Semiz, majör risk faktörlerini; diyabet, sigara kullanımı, hipertansiyon, LDL (kötü) kolesterol ve trigliserid yüksekliği olarak sıralıyor. Minör olanların da fazla kilo, obezite, hareketsizlik, aşırı alkol tüketimi, çok stresli yaşam, ürik asit, fibrinojen, homosistein gibi etkenler olduğunu belirten Doktor Ender Semiz, “Önlenemeyen risk faktörlerine yapabileceğimiz bir müdahale yok ancak önleyebileceğimiz risk faktörleri önlememizdeki yetersizlik ve koruyucu stratejiler olarak bilinen sağlıklı diyet, fiziksel aktivite ve sigara içilmemesi gibi yaşam tarzı değişikliklerinin hayata geçirilememesi sebebiyle, kalp-damar hastalıkları ölüm nedenlerinde birinci sıradaki yerini korumaya devam edecektir” uyarısında bulunuyor.        
KADIN KALBİ MENOPOZDAN SONRA DAHA KIRILGAN OLUYOR

Kalp-damar hastalıkları açısından erkekler kadınlardan daha şanssız. Ancak bu durum menopozla birlikte değişiyor ve risk eşitleniyor.

Türk Kardiyoloji Derneği verilerine göre, 45-47 yaş grubunda Avrupa’da kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerin erkeklerde binde 2-8, kadınlarda binde 0,6-3 aralığında olmasına karşılık, Türkiye’de bu oranların erkeklerde binde 7,6, kadınlarda ise 3,8 olduğunu aktaran Kardiyolog, menopozla birlikte östrojen hormonunun damar sertliğinden koruyucu özelliğinin ortadan kalktığını, dolayısıyla kadınların bu dönemde kalp hastalıkları açısından daha kırılgan olduklarını belirtiyor.   

KALP KRİZİ GEÇİREN VE STENT TAKILAN GENÇ SAYISI ARTIYOR

Kardiyoloji profesörünün dikkat çektiği bir başka nokta ise son yıllarda gençlerde görülen kalp-damar hastalıklarındaki artış. Amerikan yaklaşımı, kardiyolojik açıdan 40-45 yaş öncesini genç kabul ediyor. Henüz dünyada kalp hastalıklarının gençlerde artışına dair kesin bir oran belirtilmemiş olmasına rağmen projeksiyonlar; kardiyoloji polikliniklerine başvuran, kalp krizi ile acil servislere götürülen ve stentlenen kişilerin risk faktörleri ile yaş ortalamalarına bakarak gençlerde kalp hastalıklarının arttığını, önümüzdeki yıllarda daha da artacağını net olarak ortaya koyuyor.

EN ÖNEMLİ ETKEN HAREKETSİZLİK VE FAZLA KİLO

Bu tabloda hareketsiz yaşam ve kilo artışının rolüne vurgu yapan Kardiyoloji Uzmanı, “Televizyon ya da bilgisayar başında uzun süre hareketsiz kalmanın ya da sürekli masa başında çalışmanın getirdiği hareketsizlik ve durağan yaşam tarzı ile ağırlıklı ‘fast-food’ türü veya gereğinden fazla yüksek kalori içeren gıda tüketimi nedenleriyle kalp ve damar hastalığı riski son yıllarda gençlerde de artış göstermektedir. Bunun en önemli nedeni, damar sertliğine davet çıkaran metabolik sendromun en önemli bileşeni olan obezitenin çocuk ve gençlerde tüm dünyada son 30 yılda 2-3 kat oranında artmasıdır” değerlendirmesinde bulunuyor. 

“KIRIK KALP SENDROMU”AŞIRI STRESLE TETİKLENİYOR

Kalp sağlığını ilgilendiren ve son yıllarda çok konuşulan bir konu da halk arasında “kırık kalp” sendromu olarak bilinen Takotsubo kardiyomiyopatisi. Genellikle üzücü bir olaydan, bir yakının kaybedilmesi gibi stresli ve duygusal bir dönemden sonra görülen “kırık kalp sendromu”, kalp kasının düzelmesiyle geçici olabildiği gibi bazı hastalarda ölümle sonuçlanabiliyor.

Doktor Semiz, “kırık kalp sendromu”nun aşırı fiziksel ve ruhsal stres temelinde, adrenalin gibi katekolamin denen maddelerin kanda belirgin şekilde yükselmesiyle ortaya çıkan ve kalp krizi ile karıştırılan bir durum olduğunun altını çiziyor.  

“KIRIK KALP SENDROMU” KADINLARDA DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR

Kırık kalp sendromunda hastada kalp krizi ve geri dönebilen kalp yetmezliği bulguları görüldüğünü kaydeden Kardiyolog, “Menopoza girmiş kadınlarda daha fazla görülür. Kanda troponin gibi kalp krizi belirteçleri yüksek bulunur, elektrokardiyogramda kalp krizi bulguları vardır, ekokardiyografide (kalp ultrasonunda) kalbin apex (tepe) kısmında balonlaşma vardır ancak koroner anjiyografi yaptığımızda hastanın kalp damarlarını açık buluruz. Bu sendrom, kalpteki küçük damarların fonksiyon bozukluğu ile açıklanır” diyor.

Kalp hastalıkları gençlerde artıyor! (Genç kalpler neden “tekliyor”?) (29 Eylül Dünya Kalp Günü) - 1

SAĞLIKLI KALP İÇİN ATILMASI GEREKEN 10 ADIM

Basit ama etkili yöntemlerle kalp hastalıklarından korunmanın mümkün olabileceğini, kalp sağlığı bozulmuş olanların ise bu önlemlerle daha sağlıklı yaşayabileceğini belirten Prof. Dr. Ender Semiz, kalp-damar sağlığını korumada etkili olabilecek önerilerini ise şu şekilde sıralıyor:

Beslenme şekli önemli: Sebze, meyve ve tam tahıllı ürünler tüketin, bakliyat ve balık ağırlıklı beslenmeye öncelik verin. Çalışmalar; Akdeniz diyetinin ölüm riskini azalttığını gösteriyor. Fast-food yiyeceklerden, salam, sosis ve sucuk gibi işlenmiş ürünlerden, trans ya da doymuş yağlardan, rafine karbonhidrat diye bilinen basit şekerlerden ve gazlı ya da gazsız tatlandırılmış içeceklerden uzak durun. Bu içeceklerin günde bir kez tüketilmesi bile diyabet riskini yüzde 20 artırıyor. 

Hareketli yaşam tarzını benimseyin: Düzenli fiziksel aktivite, kalp ve damar sağlığını koruma ve geliştirme açısından temel bir yaşam biçimi olmalı. Fiziksel egzersiz kalp ve damar hastalığı riskini azaltıyor. Haftada en az 150 dakika orta derecede ya da en az 75 dakika ileri seviyede fiziksel aktivitede bulunun.

Sigara en büyük düşman: Kalp hastalığına bağlı her üç ölümden yaklaşık biri sigara kullanımından ya da pasif sigara içiminden kaynaklanıyor. Çalışmalar, elektronik sigaraların masum olmadığını, klasik sigara içiminde görülen riskleri barındırdığını gösteriyor.

İdeal kiloda olun: Fazla kilo; diyabet, kan yağlarında yükseklik, hipertansiyon ve sonunda kalp-damar hastalığına yol açıyor. Dolayısıyla ideal kiloya inmek çok önemli. Obezite sorunu, hareketsizlik ve kötü beslenme alışkanlıkları nedeniyle ülkemizde çocuklar ve gençler arasında da giderek yaygınlaşıyor.

“MASAYA TUZLUK KOYMAYIN”

Tuz tüketimini kısıtlayın: 30-80 yaşlarında ve kan basıncı yüksek olan yetişkinlerde tuz tüketiminin günde 1 gram azaltılmasının, büyük kan basıncı değerini 3-4 mmHg düşüreceği, dolayısıyla kalp ve damar hastalığı riskini azaltacağı biliniyor. Tuz tüketimini azaltmanın en pratik yolu ise masaya tuzluk koymamaktan geçiyor. Yemek pişerken tencereye eklenen az miktardaki tuz ile salçadaki, ekmekteki ya da sebzelerdeki doğal tuz vücut gereksinimimizi karşılayacaktır. 

Kaliteli uyuyun, uyku düzenini sağlayın: Altı saatten kısa süreli ya da kalitesi düşük uyku kan basıncını yükseltiyor, dolayısıyla kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlıyor. Çok uzun uyku süresi de kalp hastalığı riskini artırıyor. Bu nedenle uyku düzeninizi sağlamaya özen gösterin.

Stres yönetimini iyi yapın: Psikososyal iş stresi ve iş kaybına yönelik endişeler ile depresyon, huzursuzluk ve öfke gibi ruhsal durumlar, kalp hastalıkları ve buna bağlı ölüm riskini artırıyor. Bununla birlikte özel ve sosyal yaşama ait sıkıntılar da kalp sağlığını tehdit ediyor. Bu nedenle stres yönetiminin akılcı bir yaklaşımla çok iyi yapılıp, bu sıkıntıların bertaraf edilmesi ve etkilerinin en aza indirilmesi gerekiyor. 

SAĞLIKLI SOSYAL İLİŞKİ SAĞ KALIM SÜRESİNİ YÜZDE 50 ARTIRIYOR

Yalnız kalmayın, sosyalleşin: Küçük çevre, yalnızlık ve zayıf ruhsal destek kalp hastalığı riskini artırıyor. Toplumsal ilişkiler ile ölüm riskinin bağlantısını araştıran büyük çaplı 148 araştırmanın sonucu; kötü ve yetersiz sosyal ilişkilere kıyasla, yeterli ve sağlıklı sosyal ilişkilerin sağ kalım sürelerini yüzde 50 artırdığını gösteriyor.

İlaçlarınızı ihmal etmeyin: Özellikle kan sulandırıcı, kolesterol düşürücü ya da tansiyon düşürücü ilaç kullanıyorsanız, doktorunuza sormadan kesinlikle ilaçlarınızı kesmeyin, doz değişikliği yapmayın ve ilaçlarınızı zamanında alın! Canlı hücre duvarının önemli yapıtaşlarından biri ve tüm hormonların ana maddesi olan kolesterol, elbette canlı yaşamı için gereklidir ama bir yere kadar. Fazlasının ya da yüksek riskli kişilerde ilaçlarla kolesterolün belirli seviyelerin altına çekilmemesinin, kalp krizi ve felç başta olmak üzere, kalp-damar hastalıklarını önemli oranda zemin hazırladığını unutmayın.

Kalp sağlığınızı kontrol ettirin: Özellikle damar sertliğinin artmasına yol açan diyabet hastalığı, hipertansiyon, kolesterol ya da trigliserid yağlarının yüksekliği gibi sorunlardan birisi ya da birkaçı, ailenizde genç yaşta kalp krizi ya da felç geçiren yakınlarınız varsa, sigara kullanıyorsanız, orta yaşı da geçtiyseniz; düzenli olarak yıllık kalp kontrollerinizin yapılması büyük önem taşıyor.  

VİDEO: "KIRIK KALP SENDROMU"NUN GİZEMİ ÇÖZÜLÜYOR MU? (06.03.2019)

Sayfa Yükleniyor...