İki veya daha çok çocuklu annelerin sıkça duyduğu, cevabı basit, kendisi yürek yakan, “Kardeşimi, benden çok mu seviyorsun anne?” sorusunun cevabı; “Hayır evladım, ikinizi de aynı derecede çok ama çok seviyorum” iken bir de arkasına istemsiz bir soru eklenir; “nereden çıkarıyorsun bunu?”

Kardeşler arasında yaşanan ufacık bir gerginlikte, siz anne ve baba olarak “adaletli” olmaya çalışırken, yanlış olduğunu düşünüp belkide uyardığınız taraf olan evladınız, o anda veya bir zaman içinde biriktirdikten sonra bu soruyla gelecektir size.

Arabaya önce kimin oturduğu, yolda yürürken hangi çocuğunuzun elini tuttuğunuz, ilk kime “iyi geceler” dediğiniz, kime sarıldığınız gibi yetişkin dünyasında aslında çok da anlamlı olmayan evlatlar arası hiyerarşi, çocukların dünyasında kardeş kıskançlığı, yetersizlik hissi, kardeşler arası rekabet duygusu gibi yıkıcı ve travmatik durumlara sebep olabiliyor ne yazık ki.

Anne ve baba açısından bakıldığında, durum hiç öyle olmasa da, işte adı üstünde “çocuk dünyası” çok daha basit ve gelişen durumları basit ve öz şekilde görmeye kurgulanmış.

KARDEŞ KISKANÇLIĞINA YAKLAŞIM NASIL OLMALI?

Bu durumu sıkça yaşayan, iki veya daha çok çocuğa sahip ailelere, basit ve günü kurtaracak önerilerim ise şöyle:

• Asla ve asla çocuğunuzu, kardeşiyle, kuzeniyle veya arkadaşlarıyla kıyaslamayın. “Kardeşin yemeğini bitirdi, sen bitiremedin”, “arkadaşın okumayı öğrendi ama sen öğrenemedin”, “Kuzenin senden önce yürüdü” gibi sizin için basit ve önemsiz cümleler çocuklarda rekabet hissini olumsuz şekilde kamçılayacak ve çocukta, bahsi geçen diğer çocuğa karşı kıskançlık hissi gelişecektir.

• Aynalama yapın. Çocuğunuzun hislerini ona soru cümleleriyle geri döndürün. “Bana kızgınsın, kardeşini senden daha çok sevdiğimi düşünüyorsun, bu düşünce seni üzüyor çünkü beni çok seviyorsun, bende seni çok seviyorum” gibi.

• Çocuğunuzla konuşurken, onun boy hizasına eğilin ya da yere oturun. Düşünsenize zaten olumsuz hisler içindeki çocuk bir de fiziksel olarak kendinden büyük birine şiddetli duygularını açarken, bu durumdan ötürü yukarı doğru sesini duyurma çabasında ve öfkesinin şiddeti giderek yükseliyor.

• Kardeşlerin, birlikte oynayabilecekleri oyunları seçin, siz de oyunun içinde olun ama hakem olmayın, hakem olmak sizi yine karar mercii yapıp yine kavganın ortasında bırakmaktan başka işe yaramayacaktır. Oyunlarda bir zaman sonra kavga çıksa da istikrarlı şekilde grup oyunlarına devam edin, siz motivasyonunuzu kaybetmedikçe zaman içinde kavgalar azalacaktır.

• Sevginizi çocuklarınıza hissettirirken, çoğul konuşun, “sizi çok seviyorum, sizinle zaman geçirmeyi çok seviyorum” gibi.

• Eğer sizin de ebeveyn olarak kardeşiniz, kuzeniniz varsa çocuğunuza örnekler verin; “Ben ve dayın, birlikte en çok saklambaç oynamayı severdik ve çok eğlenirdik” gibi.

• Çocuklarla oyun oynarken, “kazanmak”, “kaybetmek” gibi terimler kullanmayın. “Eğlenmek” terimini kullanın. Oyun eğlenmek için vardır ve asla rekabet duygusunu perçinlememelidir.

ÇOCUK ANNE-BABAYI ÖRNEK ALIR

Kardeşler arası, kıskançlık duygusu olmaması çok mümkün değil ama bu dönemin daha az zarar ve daha doğru duyguların gelişmesi için gerekli olduğunu düşünmek sizi de rahatlatacaktır.

Siz şu an evladınızı nasıl çıkarsız ve karşılıksız seviyorsanız, emin olun ileride onlar da yetişkin olduklarında birbirlerini öyle destekleyerek sevecekler, eminim.