Kocaman kahverengi gözleri, aydınlık bir yüzü, yaşıtlarından hayli uzun boyu vardı. Ağabey ve ablalarının aksine okumaya meraklıydı, tarlalarda çalışmaktansa okula gitmeyi istiyordu. Her fırsatta kardeşlerine, "Sizin yapamadığınızı ben yapacağım" diyordu. Derslerindeki başarısı karnesine de yansımış, ders yılı sonlarında eve hep takdirlerle dönmüştü. Öğretmenleri de sık sık ailesine, "Mutlaka liseye yazdırın" diye telkinde bulunuyordu.

Fahrettin Tekin 13 yaşına geldiğinde halsizlikler baş göstermeye, ateşi yükselmeye başladı. Kızıltepe ilçesinde götürdükleri devlet hastanesi doktorları, kulağında bir sorun olduğunu söyleyip eve gönderdiler Fahrettin'i ama ne yazık ki sorunları devam etti. Aile, bu sefer çocuklarını Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesine götürdü. İşte Fahrettin'in beynindeki tümör de burada tespit edildi.

Hastanenin teknik olanakları yeterli olmadığı için Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilen Fahrettin Tekin, burada ameliyat edildi. Patolojik incelemede Fahrettin'in beynindeki tümörün kötü huylu olduğu belirlendi. Sonraki bir yılı hastanede geçiren Fahrettin Tekin'in görme yetisinde bozukluklar, bilincinde kayıplar ve yürüme güçlüğü başladı. Fahrettin'in doktorları, artık yapılacak bir şey olmadığını, çocuğun birkaç aylık ömrü kaldığını söyleyerek evlerine gönderdi aileyi.

Eve döner dönmez Fahrettin'in durumunda gözle görülür bir iyileşme oldu. Görme yeteneği ve hafızası geri gelmeye başlayınca ailesi bir kez daha Ankara'ya götürdü çocuklarını. Yapılan incelemede Fahrettin'in beynindeki tümörde küçülme tespit edildi ancak oluşan hasar yüzünden yutma sorunları oluşmaya başladı. Yediği tüm yemeklerin akciğere kaçması yüzünden nefes alıp vermesi bozulan Fahrettin'in beslenebilmesi için midesine hortum takıldı. Bu süreçte koltuk değnekleriyle yürüyebilen Fahrettin, artık ayağa da kalkamaz hale geldi.

KARDEŞLERİN FAHRETTİN NÖBETİ
Dokuz çocuklu Tekin ailesinin sekizinci çocuğu olarak dünyaya gelen Fahrettin'in ağabey ve ablaları, geçimlerini sağlayabilmek için Antalya'daki seralarda mevsimlik işçi olarak çalışıyor. Tam teçhizatlı bir sağlık kuruluşunda tedavisi şart olduğu için kardeşlerini de Antalya'ya getiren Tekin kardeşler, çalıştıkları serada toprak sahibinin kendilerine verdiği iki odalı evde yaşıyor.


Sera işlerini yapan kardeşler, sırayla Fahrettin'e bakıyor. Kardeşler, sıvı mamayı Fahrettin'in midesine bağlanan tüpe boşaltıyor, tümör nedeniyle göz kırpma yeteneğini kaybeden kardeşlerinin gözüne her 15 dakikada bir ilaç damlatıyor. Gözü yaşlı kardeşler, "Bakmalara doyamazdınız" diyerek elini öpüyor, yanağını okşuyor Fahrettin'in.

EN BÜYÜK SIKINTI FAHRETTİN'İ HASTANEYE GÖTÜRMEK
Anne ve babaları yaşlandığı için Fahrettin Tekin'in tüm sorumluluğunu üstlenen kardeşlerden Nurettin Tekin, yaşadıkları dramı paylaştı. Tekin, kardeşlerini bazen haftada bir iki kez hastaneye götürmek zorunda kaldıklarını ancak araç konusunda büyük sıkıntı yaşadıklarını anlattı. Kent merkezine uzak bir noktadaki seradan hastaneye ulaşmanın zorluklarından yakınan Tekin, şöyle konuştu:

"Kardeşimin tedavisi için çırpınıyoruz ancak mesafe alamadık. Çoğu zaman sera sahibinin aracıyla taşıyoruz ama bazen haftada bir iki kere hastaneye götürmemiz gerekiyor. Hastaneye yatırdığımızda da biz dışarıda kalıyoruz. Yatacak yerimiz olmuyor. Bir araç olursa hiç olmazsa o araçta geceyi geçirebiliriz. Ekonomik olarak artık neredeyse eksiye düştük. Bir araç almaya gücümüz yetmiyor. Kardeşimin ağır engelli raporu var. Bir engelli aracı olursa çok yararlı olur. Allah rızası için biri bizim elimizden tutsun, kardeşimin yüzü gülsün."