İlişkili Haberler

Türkiye’de her 3-4 bin bebekten birinde görülen kistik fibrozis hastalığınde erken teşhis hayat kurtarıyor. Doğumdan itibaren birçok organı, çoğunlukla akciğerleri ve sindirim sistemini etkileyerek işlev bozukluğuna yol açan kistik fibrozisin erken teşhisi için ise ‘ter testi’  yapılması gerekiyor.

Ancak Kistik Fibrozis Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KifDer), hayati derecede önemi olan bu testin bir yıldır yapılamadığını açıkladı.

KifDer: KİTİN ACİLEN TEMİN EDİLEMESİNİ BEKLİYORUZ
 
Kistik Fibrozis hasta ve hasta yakınlarının bir araya gelerek kurduğu bir sivil toplum kuruluşu olan Kistik Fibrozis Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KifDer) hastalığın tedavisi için çok önemli olan ter testinin, test için gerekli kit temin edilemediği için yapılamadığını belirtti.

Ter testi kitinin prosedürdeki aksaklıktan ötürü bulunamadığını bildiren KifDer, “Yaşam süresini kısaltan ve yaşam kalitesini azaltan kistik fibrozis hastalığında erken tanı ve tedavilere erken başlamak büyük önem arz ediyor. Yenidoğan tarama programından pozitif sonuç alan bebeklerimiz, ter testi kiti hastanelerde olmadığı için tanı alıp tedavilerine başlayamıyor. KifDer yönetimi olarak, kitin acilen temin edilebilmesi ve ter testinin hastanelerde tekrar yapılmaya başlanabilmesi için üretici firmayla bakanlık arasındaki sürecin tamamlanmasını bekliyoruz” açıklamasında bulundu.  

KİSTİK FİBROZİS NASIL BİR HASTALIK?
 
Kistik fibrozis (KF) kalıtsal/genetik bir hastalık. KF hastalarında vücuttaki bütün salgılar susuz, koyulaşmış ve yoğun kıvamda olup akışkan özelliği kaybolmuştur. Bu nedenle; akciğer, karaciğer, pankreas, bağırsaklar gibi organların kanallarında salgılar birikerek tıkanmaya, enfeksiyonlara ve hasara neden olur. Hastalık, hastaların beklenen yaşam sürelerini ve kalitelerini ciddi olarak etkiliyor. Birçok sistemi tutan bu ilerleyici hastalıkta erken tanı ve tedavi yaşamsal öneme sahip. Sağlık Bakanlığı, 2015 yılından beri Ulusal Yenidoğan Tarama Programı kapsamında, tüm yenidoğanları KF açısından tarıyor. Bu yaklaşımla gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yaşam süresi ve yaşam kalitesinde artışlar bekleniyor.