İlişkili Haberler

Küba'da kanser aşısı çalışmalarına katılan onkologlar İstanbul’da yapılan basın toplantısında uyguladıkları tedaviler hakkında bilgi verdi.  Dünyanın birçok ülkesinden kanser hastasının tedavi amacıyla Küba’ya gittiğini söyleyen Onkolog Dr. Anabely Estevez Garcia, "Aşı tedavisini yüzde 80 oranda kanserin 3. ve 4. evresindeki hastalara uyguluyoruz. Bu tedaviyle sağlık standardı yüksek ve uzun bir hayat sağlayabiliyoruz. Maalesef kanser agresif olarak ilerliyor, ölene kadar da kronik bir ilerlemeyle devam ediyor. Eğer 1. ve 2. evrede müdahale edilirse nüksetmeden müdahale edildiği takdirde başarı oranı artıyor” dedi.


“BAĞIŞIKLIĞA YAPILAN SALDIRIYI ORTADAN KALDIRMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Dünyada her yıl 14 milyon insanın kanserden öldüğünü, 32 milyon kişinin de kanser hastası olarak yaşadığını belirten Dr. Garcia, “2011 yılından beri bir gelişme içindeyiz. Kanserin bağışıklık sistemine yaptığı saldırıyı ortadan kaldırmak için çalışmalar yapıyoruz. Kanserin içindeki iltihapla savaşarak ve onu baskılayarak kanseri etkisiz hale getirebiliriz. Biyolojik tedevi konusunda dünyada bir devrim yaşanıyor, bağışıklık sistemi ve hücre tedavisini arttırmayı hedefleyen bir durum yaşıyoruz" diye konuştu.

Uyguladıkları tedavilerin başarı oranlarına yönelik istatistiksel bilgi vermeyen ve bağışıklık sisteminin kanserle savaşmasını sağlamak için çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Dr. Garcia, bu tedavilerin, küçük hücre dışı akciğer kanserinde, yüksek dereceli maligniteli merkezi sinir sisteminin primer tümörlerinde, özofagus, pancreas, baş ve boyun kanserlerinde kullanılabildiğini söyledi.

“AMERİKALI DOKTORLAR DA KÜBA’DA ARAŞTIRMA YAPIYOR”

Dr. Eskatherine Urgelles Blanco ise Küba’nın dünyanın birçok ülkesinden onkologları ağırladığını belirterek, “Amerikalı doktorlar da medikal araştırma için Küba’da bulunuyorlar ancak araştırmalarının sonuçlarını, siyasi nedenlerle Küba Sağlık Bakanlığı ile paylaşmıyorlar. Türk doktorlar da araştırma için Küba’ya geliyor. Dün Tabipler Birliği ile bir konferans gerçekleştirdik ve fikir alışverişinde bulunduk. Bu toplantıları dünya çapında gerçekleştirmeye çalışıyoruz ve bu tür çalışmaları çok önemsiyoruz” ifadesini kullandı.

Dr. Eskatherine Urgelles Blanco ve Dr. Anabely Estevez Garcia
Dr. Eskatherine Urgelles Blanco ve Dr. Anabely Estevez Garcia

TÜRK ONKOLOGLAR KÜBA’NIN KANSER AŞILARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYOR?

Kübalı onkologların, ülkelerinde geliştirdikleri kanser tedavileriyle ilgili görüşleri böyle. Türk onkologların Küba’nın kanser aşılarına yaklaşımı ise farklılık gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde ntv.com.trye yaptığı açıklamada, Küba’nın geliştirdiği kanser aşılarının, genellikle ileri evre hastalıkta kemoterapi ile alınan iyi tedavi cevabının sürdürülmesinde kullanıldığını belirten Medikal Onkolog Prof. Dr. Gökhan Demir, bu aşıların kanserle savaşan hücreleri güçlendirdiğini söyledi, “Küba yıllar önce vücudun bağışıklık sistemini ve kanser hücrelerini uyararak mücadele etmeyi sağlayan bir takım aşılar geliştirdi. Bunlardan biri sadece akciğer kanserlerinde kullanılan aşıydı, diğeri de kanser hücrelerinin yüzeyinde bulunan büyüme molekülüne karşı bir aşıydı. Her iki aşı da ileri evre kanserlerde kullanılıyor. Tedavi yanıtını yüzde 15-20 oranında arttırdıklarına yönelik faz 1 ve faz 2 çalışmaları var” dedi.  

“FAZLA SAĞKALIM FARKI YARATMADIKLARI GÖRÜLÜYOR”

Aşıların bazı kanser türlerinde yaşam süresini sadece birkaç ay uzatabildiğini, dolayısıyla tedavi başarısının düşük olduğunu söyleyen Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Sezer Sağlam ise, “Akciğer kanseri aşısının, tıp dünyasının kabul edeceği tek bir bilimsel çalışması 1 Ağustos 2016’da Cancer Research dergisinde yayınlanmıştır. Ancak yazının metodolojik olarak kusurları vardı. Bu yazıyı kaleme alan yazarların kendileri de sağkalım farkı yaratmadıklarını, faydalı olmadıklarını ifade ediyor. Yani, istatiksel anlamı ve farkı olmayan bir çalışma yazarlar tarafından açıkça ifade edilmiştir. Aşılı kanser hastalarında birkaç aylık sonuçlar biraz iyi ama eş kemoterapiler alınmış mı, hiçbir bilgi yok” değerlendirmesinde bulunmuştu.  

“2 AYLIK FARK İSTATİKSEL OLARAK ANLAMLI DEĞİL”

Küba'da geliştirilen aşıların, bağışıklık sistemi hücrelerini artırdığını, koruyucu bir aşı olmadığını ve kanser hücrelerinin gelişimini yavaşlatmayı hedeflediğini belirten Tıbbi Onkolog Yrd. Doç. Dr. Esat Namal’ın görüşü de, “Sınırlı hasta sayısı ile yapılmış Faz 3 çalışmada 6 kür kemoterapi sonrası, hastalık ilerlemesi olmayan hastalara idame tedavi verilmiş ve ortalama yaşam süresinde 2 aylık uzama sağlanmıştır ve bu 2 aylık fark istatiksel olarak anlamlı değildir (Clin Cancer Res. 2016 Aug). İstatiksel olarak anlamlı olmama demek, 2 aylık farkın tesadüfi olabileceğini, bilimsel anlamı olmadığını ifade eder” şeklinde.

“ÇOK ULUSLU KLİNİK ÇALIŞMALARDA TEST EDİLMEKTEDİR”

2016 yılında, Roswell Park Kanser Enstitüsü’nde daha önce ileri “küçük hücreli olmayan akciğer kanseri” yönünden tedaviye alınmış hastalarda kombine ilaçlarla aşının Faz 1 ve 2 çalışmalarının başlatıldığını, çalışmaların üç yılda tamamlanmasının beklendiğini belirten Dr. Namal, “Küba'da geliştirilen ikinci kanser aşısı ise Ocak 2013'ten beri Küba'da küçük hücre dışı akciğer kanseri için birincil tedavi olarak kullanılmıştır. Küba'daki mevcut çalışmasında bu aşı, günümüzde standart olmayan, etkinliği az olan tedavilere karşı 3 aylık sağkalım üstünlüğü göstermiştir. Şu anda birçok büyük çok uluslu Faz 3 (benzer özellikteki iki hasta grubuna farklı tedaviler vererek bire bir karşılaştırılarak yapılan çalışma) klinik çalışmada test edilmektedir” dedi.

“YETERLİ BİLİMSEL KANITI OLAN TEDAVİLERE NİYE KARŞI OLALIM?”

Küba'da geliştirilen bir diğer ilacın ise ileri evre baş-boyun kanseri, yüksek dereceli glioma (beyin tümörü) ve ileri evre yemek borusu kanserinde onaylı olduğunu belirten Onkolog Namal, “Beyin tümöründe ülkemizde de onaylıdır. Baş-boyun kanserindeki faz 3 çalışması 2019 başı sonuçlanacaktır. Yeterli bilimsel kanıtı olan tedavilere niye karşı olalım ki? Yukarıda da belirttiğim gibi bu üç ilacın akciğer kanseri tedavisinde yeterli bilimsel kanıtları yok. Bilimsel çalışmalar etkinliğini kanıtlarsa elbette hastalarımız için kullanırız” diye konuştu.

“STANDART TEDAVİNİN YERİNE GEÇMESİ UYGUN DEĞİL”

Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Özlem Er’in görüşü ise şöyle: “Güncel klinik çalışmalarda akciğer kanseri ve diğer birçok kanser türü için faz 3 sonuçları açıklanan immunoterapi ajanları var. Küba aşısının bildiğimiz anlamda yayınlanmış faz 3 sonuçları olmaması nedeniyle standart tedavinin yerine geçmesi uygun değil.”

“HASTALARDA YAŞAM SÜRESİ VE KALİTESİNİ ETKİLEMİŞTİR”

Türkiye’de bu tedavilere yaklaşımın ve soru işaretlerinin hatırlatılması ve “Aşıların faz1- ve faz -2 çalışmalarına yönelik yayınlar var. Ancak akciğer kanseri aşısı olan Racotumumab etken maddeli ilacın Ağustos 2016'da yayımlanan faz- 3 çalışması konusunda bazı spekülasyonlar mevcut. Bu aşının etkinliğinin ileri sürüldüğü gibi fazla olmadığı, sağkalım süresini sadece birkaç ay uzattığı belirtiliyor, bu konuda neler söylersiniz?” şeklindeki soruya Dr. Anabely Estevez Garcia, “İlk onkolojik tedavinin sonunda evre 3 ve 4 küçük hücre dışı karsinomlu hastalarda istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde eden Racotumomab, Faz III'ün sonunda ve tıbbi uygulamada, hastalarda yaşam süresi ve yaşam kalitesini etkilemiştir” yanıtını verdi.

Kübalı onkologlar, 8- 9 Haziran tarihlerinde Türk hastalarla da görüşecek, İngilizceye çevrilmiş epikriz raporlarını değerlendirerek önerilerde bulunacak. Etkinlikte hastalardan herhangi bir ücret alınmayacak.

“BÖYLE BİR ORGANIZASYONDA TEDAVİ PLANLANMASI UYGUN DEĞİL”

Ancak hastaların Kübalı onkologlardan aldıkları görüşleri, halihazırda tedavilerini veya kontrollerini yürüten onkologlarıyla paylaşmaları, tedavilerini, kendi doktorlarının söyledikleri doğrultusunda devam ettirmeleri büyük önem taşıyor. 

Yanı sıra bazı onkologlar, hastaların bu şekilde yönlendirilmesinin doğru olmadığını belirtiyor. Dr. Esat Namal, Kübalı onkologların Türkiye’deki hastaların dosyalarını inceleyecekleri etkinlik için, “Hasta seçim kriterlerinin neye göre belirlendiğini bilmeden, böyle bir organizasyonda hasta tedavisi planlanması akla uygun gelmemektedir. Ayrıca uygun buldukları hastaları neye göre uygun bulduklarını nasıl denetleyeceğiz. Akciğer kanserinde diğer onaylı tedavilere üstünlükleri kaliteli bilimsel çalışmalarla kanıtlanmadan, tedavi edilen her hasta deneysel tedavi almış olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Onkolog Dr. Özlem Er ise, “Görüşüm; hastaların böyle bir ortamda konsültasyon yapılmalarının etik ve tıbbi açıdan doğru olmadığı yolundadır” şeklinde konuştu.

VİDEO: KANSER TEDAVİSİNDE BÜYÜK BAŞARI, 3 YIL ÖMÜR BİÇİLMİŞTİ, İYİLEŞTİ!