İlişkili Haberler

Anadolu Ajansı Editör Masası'nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, son günlerde çok tartışılan aşı konusuna değindi.

Müezzinoğlu, Anayasa Mahkemesi'nin çocuğa aşı yaptırılmasına ilişkin kararı anne ve babaya vermesiyle ilgili olarak, aşılara ilişkin kararın bilim kurullarına ait olduğunu söyledi. 

Anayasa Mahkeme'sinin aşı yaptırmama hakkını da anneye ve babaya verdiğini dile getiren Mehmet Müezzinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Anne babanın hangi hastalığın kalıcı sekel oluşturduğunu, hangi bulaşıcı hastalığın ölüme vesile olduğunu bilme gibi bilinci olabilir mi? Varsa bile, 'ben bunu bu kadar biliyorum ve çocuğumda uyguluyorum' deme hakkı olabilir mi? Çocuk, yarın engelli olduğu zaman, çocuğun yaşam hakkını engelli bir şekilde sürdürmesinin yetkisi anne ve babada olabilir mi? Bu da yine bilim kurullarının görevidir.

Bu anlamda, Anayasa Mahkemesi verdiği kararla, 'bunun yasal düzenlemesini yapın', dedi bize. Yasamız, 1930'lu yıllara dayandığı için, bunun üzerine gelişen bilimsel hadiseleri de bu yasanın genelgelerine ve yönetmeliklerine dayandırdığımız için Anayasa Mahkemesi de 'bunun yasal zeminin oluşturun ve buna göre şekillendirin' dedi. Dolayısıyla, her ikisi konusunda da Türkiye'nin, bakanlığın durduğu nokta doğrudur. Yasal olarak varsa yeni düzenlemeyi hızla yapacağız."

"4 YIL SONRA MİLLİ AŞISINI ÜRETEN TÜRKİYE OLACAĞIZ"

Yerli aşıya ne zaman geçileceği yönündeki bir soru üzerine de Müezzinoğlu, ihale sürecinin tamamlandığını söyledi. 31 Temmuz 2015'te yerli aşı süreci ile ilgili sözleşmeyi imzaladıklarını hatırlatan Müezzinoğlu, "Dört yılın sonunda tüm aşılar, Türkiye'de üretilecek noktaya gelecek. Önce difteri, tetanos üzerinden yol haritasını belirledik. Şu anda dünyanın en gelişmiş ülkeleri düzeyinde aşı yelpazesinde 13 aşıyı çocuklarımıza takvim olarak uyguluyoruz. Geniş bir yelpazeyi başarı ile uygulayan dünyanın sayılı ülkelerinden biriyiz ama aşıyı üretebilen bir dinamizmi de devreye soktuk. Bu süreç inşallah olağanüstü bir sıkıntı yaşamazsak 4 yıl sonra kendi milli aşısını üreten bir Türkiye olacağız" dedi.

"25 BİNİN ÜZERİNDE İNSAN ORGAN NAKLİ BEKLİYOR"

Bakan Müezzinoğlu'na sağlık gündeminin bir diğer başlığı olan akraba dışı vericiden organ nakli de soruldu. Organ bağışının çok önemli olduğunu ve şu anda 25 binin üzerinde kişinin organ nakli beklediğini söyleyen Müezzinoğlu, bu kişilerin her gün dokularına uygun organ bulunduğuna ilişkin haber beklediğini ifade etti.

"Ömürden ömür çıkartmalıyız' diye bir cümle söylüyorum. Ölümden ömüre vesile olabilmek, bu çok önemli" diye konuşan Müezzinoğlu, şöyle devam etti: "Ben, bu dünyadan göçer gider oluyorsam, benim karaciğerimin, böbreğimin, kalbimin ve diğer organlarımın birini yaşatıyor olması, belki de geriye bırakacağım en hayırlı işlerden biri olacak." 

"ORGAN TİCARETİNE ASLA MÜSAADE EDİLEMEZ"

Türkiye'de organ bağışındaki duyarlılığın daha çok artmasını isteyen Müezzinoğlu, şöyle devam etti: "Özellikle, gelişmiş ülkelerde kadavradan organ bağışı yüzde 75'lerdeyken bizde yüzde 25'lerde. Burada bir çelişki var. Bizde daha çok organ bağışı canlıdan canlıya yapılıyor. Niye? Benim kardeşim, benim amcam, duygusal olarak hayattayken verebiliyoruz ama beyin ölümü gerçekleştiğinde 'böbreği bir başkasına verilmesin' denilebiliyor. Hatta, sağlığında kişinin organ bağışında bulunduğuna dair kartı da var ama kızı ya da eşi 'ben babamın karaciğerinin alınmasını istemiyorum' diyebiliyor. Burada, duygusal bir an var. Halbuki duygusallığımızı hem onun vasiyetine hem de onun yaşatabilecekleri üzerine kurabilirsek, inanıyorum ki, Türkiye olarak fotoğrafımızı daha iyi hale getirebiliriz."

Organ ticaretiyle ilgili tartışmalara da dikkat çeken Bakan, "Bazen, belirli çıkar grupları birilerinin organını ticarileştirebiliyor. Diğer taraftan da ihtiyacı olan var. İhtiyacı olan zaten her türlü riski almaya razı. Bunu, devlet olarak önlememiz lazım" diye konuştu.

"AKRABA DIŞI ORGAN NAKLİNDE KARARI VERECEK BİLİM KURULUDUR"

Müezzinoğlu, etik komisyonlar sayesinde, Türkiye'nin gündeminde organ ticaretinin olmadığını ve bu nedenle de dünyada saygın bir yeri bulunduğunun altını çizerek, "Türkiye, bunu zedeleyecek hiçbir yanlışın içinde olamaz. Sağlık Bakanlığı da olamaz. Hukukçular da olamaz. Burada kararı verecek Bilim Kurulu'dur. Buna Sağlık Bakanlığı karar veremez, buna Adalet Bakanlığı karar veremez, hukukçular da karar veremez. Burada bilim kurulları ve etik komisyonları karar verir ve yetki onlardadır. Bununla ilgili yasal düzenleme gerekiyorsa yasal düzenlemeleri yapacağız" değerlendirmesinde bulundu.