Uğur, dernek başkan yardımcısı Prof. Dr. Seyfettin Ilgan, genel sekreter Doç. Dr. Cüneyt Türkmen ve yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. Özlem Kapucu ile bir basın toplantısı düzenledi.

Türkiye Nükleer Tıp Derneği tarafından 23. Ulusal Nükleer Tıp Kongresi'nin İzmir'de başladığını ve pazar gününe kadar devam edeceğini belirten Uğur, bu yıl ana tema olarak hibrid görüntülemenin seçildiği kongrede, 10'u uluslararası olmak üzere 87 bilim adamının konuşmacı olarak katıldığını, klinik ve deneysel 257 araştırmanın sunulacağını söyledi.

Nükleer Tıp'ın her yıl 400 bin hastaya tanı, 50 bin hastaya da tedavi hizmeti verdiğini kaydeden Uğur, şöyle devam etti: ''Nükleer Tıp alanında uzun yıllardır kullanılan Gama Kamera ve Pozitron Emisyon Tomografi (PET) görüntüleme sistemlerinin Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Nükleer Manyetik Rezonans (NMR) gibi konvansiyonel görüntüleme sistemleriyle bir araya getirilmesi, bu yöntemlerin tek başlarına kullanılmasına kıyasla çok önemli avantajlar getirmiş, bunun sonucunda da PET/BT, SPECT/PT ve şimdi de PET/NMR gibi hibrid görüntüleme yöntemleri büyük popülarite kazanmıştır. Böylece gama kamera ve PET cihazlarından elde edilen fonksiyonel görüntüleri, ayrıntılı anatomik görüntüler eşliğinde değerlendirmek mümkün olmuştur.''

Özellikle Pozitron Emisyon Tomografisi'nin Türkiye'ye gelmesiyle büyük ivme kazanan Nükleer Tıp bilim dalının toplumda yeterince tanınmadığından yakınan Uğur, Nükleer Tıp'ın radyoaktif maddeler kullanarak hastalıkların tanı ve tedavisiyle uğraşan klinik bir tıp dalı olduğunu vurguladı.
DAHA ERKEN VE ETKİN TEDAVİ İÇİN...
Prof. Dr. Özlem Kapucu ise, ellerindeki radyoaktif işaretli görüntüleme ajanlarıyla hastalıkları henüz anatomik bozukluk gelişmeden önce erken dönemde tanıyabildiklerini söyledi. Kapucu, ''Alzhemer gibi hastalıklar nörodejeneratif hastalıkların erken ve ayırıcı tanısında önemli rol oynar, doğru tedaviye yönlendirir. Epilepsi hastalıklarında anotomik olarak gösterilmeyen odağın tespitinde ve cerrahi proynozu öngörmede en değerli parametredir. Böylece hastalıkların daha erken ve etkin biçimde tedavi edilmeleri mümkün oluyor. Yine işaretli plukoz ile yapılan PET çalışmalarıyla kalp kasının canlılığını belirlemek, kanserlerin erken tanı ve evrelemesini yapmak bu hastalıkların tedaviye yanıtlarını değerlendirmek mümkün olabilmektedir'' dedi.

Nükleer tıp uzmanlık alanının en az tanı kadar önemli olan bir uğraş alanın da radyoaktifi tedaviler olduğuna işaret eden Kapucu, belli bir hedefe yönlendirilmiş radyoaktif ajanlarıyla başta tiroid kanserleri, zehirli guatr, bazı endokrin tümörler, bazı eklem hastalıkları ve karaciğer tümörleri gibi çok iyi ve kötü huylu hastalıkların da tedavi edilebildiğini kaydetti.