İlişkili Haberler

Omurga çökme kırığı, omurga gövdesinin baskı altında ezilerek inceldiği kırıklar olarak ifade ediliyor. Kemik erimesi (osteoporoz),ağır veya hafif travmalar sonucunda, ya da kanserin omurgaya sıçraması (metastaz) neticesinde görülebiliyor. Omurilikten çıkan sinirlerde herhangi bir hasar oluşmuşsa durum daha da ciddi olabiliyor. Bu kırıklar, zamanla kemikte yükseklik kaybına yol açarak önce omurganın, sonrasında ise hastanın duruşunu bozabiliyor. “Kifoz” olarak adlandırılan kamburluk durumuna dahi yol açabiliyor.  

Kemik yapısının zayıflaması sonucunda, kemik kırılganlığının arttığını, kemiklerde kırılgan hassasiyet oluşumuna ise osteoporoz adı verildiğini hatırlatan Girişimsel Nöroradyoloji Uzmanı Doç. Dr. Eren Erdem, osteoporozun bir sonucu olarak kırık ortaya çıktığı zaman, genellikle sırt ya da bel bölgesindeki omurgaların etkilendiğini aktardı.  

Çökme kırığının, osteoporoza bağlı olarak görülebilen bir hastalık olduğunu söyleyen Erdem, tedavi edilmeyen çökme kırıklarının hastayı, 6 ay ve 1 sene arasında, bazen de ömür boyu yatağa bağlı kılabildiğini, menopoz sonrasında kemik erimesinin görüldüğü kadınlarda bu duruma daha sık rastlandığını ifade etti.  

BEL AĞRISINI CİDDİYE ALIN!

Omurga çökme kırıklarında en belirgin bulgunun, çökmenin görüldüğü  bel kısmında ağrı duyulması olduğunu belirten Dr. Erdem, “Çökme kırığı; osteoporoz, omurgaya kuvvetli baskı veya kanser olması gibi edenlerden kaynaklanmış olabilir. Çökme kırığının oluştuğu bölgede şiddetli ağrıların yanı sıra omurganın öne eğrilmesi, ayağa kalkma veya yürüme ile kötüleşen ağrı, nefes almada güçlük belirtileri verebilmektedir. Çökme kırığı tanısında hekim muayenesinin ardından röntgen, tomografi veya MR gerekebilir. Çökmenin kanser şüphesi nedeniyle olduğu düşünülüyorsa ilaçlı görüntüleme tetkikleri ve kemik biyopsisi uygulamalarına başvurulmaktadır” dedi.

Omurga çökme kırığı
Omurga çökme kırığı

“AĞRILAR KISA SÜREDE GEÇEBİLİR”

Çökme kırığı hastalıklarında koruyucu tedavinin artık günümüzde tercih edilmediğini dile getiren Girişimsel Nöroradyolog, “Çökme kırıklarında çimentolama (vertebroplasti) işlemi oldukça başarılıdır ve konservatif tedavi sadece vertebroplastiye uygun olmayan hastalarda düşünülmelidir. Konservatif tedavi ancak 6-12 ay sonrasında kırık kaynarsa geçebilmektedir ancak bu süre içerisinde kırığın ilerleleme riski çok yüksektir ve kalıcı kamburluğa ve daha başka omurga hastalıklarına da ön ayak olmaktadır. Çimentolama işlemi basit ve komplikasyon riski çok düşük olduğundan konservatif tedaviyi tavsiye etmiyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Minimal inzivaziv cerrahi olarak adlandırılan vertebroplasti (çimentolama) yönteminde hastanın uyutulmasına gerek kalmadığını belirten Erdem, “Özel görüntüleme cihazlarıyla çökme kırığının bulunduğu bölgeye iğnelerle girilerek medikal çimento olarak adlandırdığımız dolgu maddesi konulur. Bu sayede kırılan kemik stabilize edilir. Müdahale sonucunda, omurgadaki ağrı kaybolur ve hastanın yaşam kalitesi geri kazandırılmış olur” şeklinde konuştu. 

Hastaların işlemden sonra aynı gün veya birkaç gün içerisinde sosyal hayatlarına dönebildiğini ileten Dr. Erdem, “Çökme kırıkları tedavisinde açık cerrahinin artık bir yeri kalmamıştır” ifadesini kullandı.

VİDEO: 3 BOYUTLU YAZACIYLA KAFATASI, ÇENE VE OMURGA ÜRETİLİYOR