"Otizmde özel eğitim saatleri artırılsın" (Ayda 40 saat talebi)

Otizmli çocukların aileleri, devletin katkısıyla özel gereksinimli bireylere ücretsiz verilen ayda 8 saatlik bireysel eğitimin en az 40 saate çıkarılmasını talep ediyor.

Anadolu Ajansı 24.02.2020 - 14:37

otizm-700-x-357.jpg

Doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan, etkileşim ve iletişim alanında belirgin gecikme, sapma ve kısıtlayıcı ilgi alanlarıyla kendini gösteren nöro-gelişimsel bir farklılık olan Otizm Spektrum Bozukluğu'na (OSB) sahip bireylerin gelişim süreçlerinde erken tanı ve akabinde başlatılan erken eğitim programı büyük rol oynuyor.

Bu kapsamda, gerekli sosyal ve akademik şartları karşılayan otizmli öğrenciler, "kaynaştırma eğitimi" ile uygun resmi okul ya da kuruma yerleştirilerek, normal gelişim gösteren akranlarıyla eğitim alabiliyor.

Ayrıca, otizmli çocuklar, eğitim ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla geliştirilen ve devletin desteğiyle ücretsiz verilen; 8 saati bireysel, 4 saati grup olmak üzere ayda 12 saatlik özel eğitimlerden yararlanabiliyor.

Ancak birçok aile, otizmli çocuklarının eğitiminde çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Kaynaştırma öğrencilerinin eğitimlerine, kimi zaman okul yönetimi kimi zaman öğretmen ya da diğer öğrencilerin velileri tarafından ket vurulabiliyor.

Ebeveynler, özel eğitimlerin alan mezunu tecrübeli öğretmenler tarafından verilmesi ve "Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Bireylere Yönelik Ulusal Eylem Planı" kapsamında ders saatinin en az 40'a çıkarılması talebinde bulunuyor.

"VAZGEÇMEDİK, OKUL DEĞİŞTİRDİK"

Ortaokul 8. sınıf kaynaştırma öğrencisi Ceren Gökçe'nin babası ve Otizm Dernekleri Federasyonu Başkan Yardımcısı Tolga Gökçe, otizmde ilerlemenin tek yolunun bilimsel temellere dayalı ve özel eğitimciler tarafından verilen eğitim olduğunu ifade etti.

Otizm tanısı 21 aylıkken konulan Ceren'i de hemen özel eğitime başlattıklarını aktaran Gökçe, kaynaştırma eğitiminde yaşadıkları problemlere ilişkin şunları anlattı:

"Eğitim hayatına başlarken kızım okuma yazma biliyordu, dört işlemi yapabiliyordu. İngilizce anlayıp konuşabiliyordu. Buna rağmen semtimizdeki adrese dayalı devlet okuluna başladığımız gün okuldan kabul edilmedik ve gönderilmeye çalışıldık. Çocuğumuzu okul hayatına sokabilmek için çok mücadele ettik. Öğretmenler ve okul idaresi kendilerinin donanımlı olmadığını, otizmli bir çocuk karşısında neler yapabileceklerini bilmediklerini ifade ediyorlardı. Aslında cesaretleri yoktu. Çocuklara fırsat verme konusunda sorunları vardı. Biz vazgeçmedik. Birkaç okul değiştirdik. Sınıf öğretmenimiz diğer velilere 'Otizmli bir çocuk varken sizin çocuklarınıza eğitimi düzgün veremeyeceğim.' deyince veliler de bize cephe aldılar."

Yaşadıkları olayların ardından ilkokul birinci sınıfın yarı dönemine kadar zor gelebildiklerini anlatan Gökçe, adrese dayalı okul sistemiyle kızının ikinci dönemde başka bir okula başladığını, buradaki öğretmeninin Ceren'e fırsat verdiğini ve her konuda yardım ettiğini belirtti. Gökçe, özel gereksinimli çocukların toplumsal hayata katılımları için öğretmenin önemini vurguladı.

Zaman içerisinde sorunları aştıklarını ve ailece edindikleri tecrübelerle sivil toplum kuruluşlarında çalışmaya başladıklarını söyleyen Gökçe, "Özellikle okulların kayıt dönemlerinde çok telefon geliyor. Okula kabul edilmeyen, uzaklaştırılmak istenen otizmli çocuklar... Bize ulaşan ailelere destek olmaya çalışıyoruz. Bu, devlet politikası haline gelmeli. Erken tanı, müdahale ve nitelikli özel eğitim ile ileri yaşlarda topluma ve devlete faydalı kişiler olacaklarını biz görüyoruz." dedi.

Devlet tarafından sağlanan ücretsiz eğitimin yetersiz olduğuna değinen Gökçe, "Devletimiz ayda 8 derslik rehabilitasyon desteği veriyor. 4 ders de grup terapisi şeklinde veriliyor. Şöyle düşünün, tipik gelişim gösteren bir çocuğun ilkokulda alfabeyi öğrenmesi için ne kadar zaman gerekiyor? Otizmli bir bireyin ayda 8 saatlik eğitimle bunları öğrenebilmesi kesinlikle mümkün değil. Bunun en az 40 saat olması gerekiyor. Devlete sunduğumuz ve 3 Aralık 2016'da kabul edilerek resmi gazetede yayımlanan Eylem Planı'nda hepsi var. Bunlar hayata geçerse ailelerimiz her alanda rahat edecek." değerlendirmesinde bulundu.

"TOPLUMUMUZUN BU DURUMLA İLGİLİ HİÇBİR FİKRİ YOK"

İlkokul 1. sınıf kaynaştırma öğrencisi Erkin Gedik'in annesi Berna Gedik, oğlunu kaynaştırma öğrencisi kabul eden ve otizmli öğrencilere aşina olan öğretmenlerin bulunduğu bir devlet okuluna kaydettirdikleri için diğer ailelerin yaşadıkları sıkıntılarla karşılaşmadıklarını, ancak bu okulların sayısının çok az olduğunu ifade etti.

Okuldaki eğitimin normal öğrenciler için yeterli olsa da otizmli öğrenciler için yetersiz kaldığını, bu nedenle dışarıdan muhakkak desteklenmeleri gerektiğini belirten Gedik, kaynaştırma eğitiminde yaşanan sorunlara ilişkin şunları söyledi:

"Kaynaştırmaya uygun çocuklar var, uygun olmayan ama normal çocukların olduğu sınıfa bir şekilde yerleştirilmiş olanlar da var. Toplum içinde nasıl davranacaklarını bilemediklerinden sıkıntı yaratıyor. Arkadaşına sevgisini göstermeye çalışıyor ama kendisini kontrol edemediği için vuruyor, kırıyor. Zarar gören çocuğun ailesi doğal olarak tepki gösteriyor. Halbuki çocuğun nasıl davranacağına dair fikirleri olsa medyada gördüğümüz durumları yaşamayacağız. Sıkıntımız şu ki, toplumumuzun bu durumla ilgili hiçbir fikri yok ve bu herhangi bir ailenin başına gelebilir. Birçok aile çocukları çok daha ağır durumda olduğu halde bunun farkında değil. Öncelikle bunun bilgisinin insanlara verilmesi gerekiyor. İnsanların bir fikri olursa, bu, eğitime çok daha güzel yansıyacak. En azından o çocuklara anlayış gösterilecek ya da çocukların diğer arkadaşları tarafından kabul edilmesi sağlanacak."

"EĞİTİMLERİ ÇOK DAHA EHİL ÖĞRETMENLERİN VERMESİ GEREKİYOR"

İlkokul 4. sınıf kaynaştırma öğrencisi Ali Cemil Soylu'nun annesi Rabia Büşra Soylu da haklarının daha iyi korunacağına inandıkları için eğitim sürecinde devlet okulunu seçtiklerini söyledi.

Otizmli bireylere ayrılan ders saatlerinin yeterli olmadığını ifade eden Soylu, şöyle konuştu:

"Ayda 8 saat bu çocuklar için çok az. Devletin tanıdığı limiti Ali Cemil'in aştığı zamanlar oldu. Bazı çocukların çok daha fazlasına ihtiyaç duyduğu anlar oluyor. Eğitimleri de çok daha ehil, bu alandan mezun öğretmenlerin vermesi gerektiğine inanıyorum. Normal gelişen bir çocuğa eğitim verdiğinizde bunun karşılığını görüyorsunuz ama otizmli çocuklarda bunun meyvesini çok geç alabiliyorsunuz, bazen alamıyorsunuz. Bu da ciddi motivasyon gerektiren bir iş. Mesleki tükenmişliği çok daha hızlı yaşayabiliyor bu alanda çalışan öğretmenlerimiz. Böyle riskleri olan bir meslekte alan mezunu olmayanların çalıştırılmasını doğru bulmuyorum. Siz çocuğunuzun eğitim aldığını düşünürken aslında gerekli eğitimi almıyor. Zaten kısıtlı verilen saatleri de, alan mezunu olmayan öğretmenlerle doldurmuş oluyorsunuz."

Soylu, oğlunun erken yaşta aldığı eğitim sayesinde topluma uyum sağlayabildiğini, bu yüzden otizmli çocukların hayatında eğitimin önemli olduğunu sözlerine ekledi.

VİDEO: 21 YAŞINDAKİ OTİZMLİ GENCİN İLHAM VEREN HİKAYESİ (06.07.2019)

Sayfa Yükleniyor...