Türkiye'de şu anda birçok hastanede uzman hekimler tarafından incelenen cihazın, hiçbir teknoloji ile saptanamayacak kadar küçük 1 milimetre altındaki kanser oluşumları saptayabildiğinden çok erken dönemde teşhis imkânı verdiği öne sürülüyor.

Cihazın, meme kanseri teşhisinde kullanılan ve radyasyon yayması nedeniyle zararları tartışılan, en önemli tanı yöntemi ''mamografiye'' alternatif olup olmayacağı tartışılıyor.

Cihaz, meme kanseri teşhisinde mevcut yöntemlere göre oldukça pratik kullanımı ile kanserin erken teşhisinde önemli bir avantaj sağlıyor.

DEM-KAR Medikal Şirketi tarafından Türkiye'ye getirilen MEİK adlı cihaz, radyasyon yaymadığından dolayı hamilelerde de güvenli bir şekilde kullanılabiliyor. Cihaz, memelerde sıkıştırma yapmıyor ve kanserli hücreyi net olarak görüntüleyebiliyor.

“1 MM’NİN ALTINDAKİ KANSER OLUŞUMLARINI GÖSTERİYOR”
Şirket Genel Müdürü Demet Kara, yaptığı açıklamada, tüm kanser türlerinde olduğu gibi meme kanserinde de erken teşhisin hayati olduğunu vurguladı. Yıllardır meme kanseri taraması için tek çarenin mamografi, ultrasonografi ve MR olduğunu ifade eden Kara, söz konusu cihazın bu yöntemlere bir alternatif olduğunu ve tarama programlarında kullanılarak erken teşhis imkânı sağlanabildiğini söyledi.

Kara, cihazın ''hiçbir teknoloji ile saptanamayacak kadar küçük 1 mm altındaki kanser oluşumlarının bile otomatik erken teşhis imkânı verdiğine'' dikkati çekerek, ''MEİK'' sayesinde ileride hastalığın tekrarlama veya metastaz yapma ihtimalleri erkenden öğrenebilecek ve önlem alınabilecek'' diye konuştu.

"RİSK GRUBUNDAKİLERİN TARANMASI AÇISINDAN ÖNEMLİ"
Prof. Dr. Barış Diren de meme dokusunun MR yöntemi ile hiç radyasyona maruziyet olmadan hassas bir şekilde taranabildiğini ve buradaki kötü huylu olabilecek lezyonların ortaya çıkarılabildiğini belirtti.

Uygulamada ultarasonografi yöntemi ile inceleme yapılabildiğini ifade eden Diren, mamografinin ise kötü huylu lezyonların tespitinde çok önemli bir yöntem olduğunu vurguladı. Diren, bunların dışında çeşitli merkezde farklı metotların da uygulandığını anlatarak, ''Özellikle son yıllarda Elektro İmpedance Mamografi (MEİK) adıyla tanıştığımız bir tetkik yöntemi de meme dokusundaki kötü huylu lezyonların elektriksel akım iletim hızlarındaki değişkenlikleri görüntüleyerek, buralara dikkat çekebiliyor'' dedi.

Bu teknik yönteminin, önümüzdeki süreçlerde daha geniş kullanım ve klinik alanda yararlanılabileceği görüşünde olduğunu ifade eden Diren, ''Dolayısıyla çocuk yaş grubundan başlayarak risk grubundaki hastaların bu tür tarama testleriyle izlenebileceğine inanmaktayız'' diye konuştu.