Sık rastlanan reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna kaçması olarak tanımlanıyor. Görülme oranının fazla olmasına rağmen birçok hasta doktora gitmiyor ve ilaç kullanarak tanı konulmasını geciktiriyor.

Hekime başvuran vakaların yüzde 10 – 15 civarında olduğunu söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Bozkaya hastalığın, uzun dönemde yemek borusu kanserine yol açabileceği uyarısında bulundu.

ÇEŞİTLİ BELİRTİLERİ OLABİLİR

Kanser riski nedeniyle hastalığın takibinin ve doğru tedavisinin önemli olduğunu vurgulayan Bozkaya, göğüste ve boğazda yanma hissi, ağza acı su gelmesi, mide ve göğüs ağrısı dışında yutma zorluğu, ses kısıklığı, açıklanamayan öksürük, geceleri olan astım atakları, inatçı diş ve dişeti hastalıkları, kronik sinüzit ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonlarının reflü belirtisi olabileceğini söyledi.

TEDAVİ EDİLMEZSE YEMEK BORUSU KANSERİNE DÖNÜŞEBİLİR

Düzensiz ilaç kullanmanın reflü hastalığında kalıcı çözüm sağlamadığını dile getiren Dr. Bozkaya, “Bu durum, yemek borusu kanseri dahil yemek borusu veya yemek borusu dışındaki çeşitli hastalıkların geç tanı almasına sebep olabilir.

Reflü, yemek borusunda ülserler, larenjit, ses kısıklığı, akciğer enfeksiyonu, astım ve bronşektazi gibi kalıcı hasarlara da neden olabilir. Vurgulanması gereken bir başka husus ise reflünün şiddetinin şikayetlerle paralellik göstermeyeceğidir” dedi.

TEKNOLOJİ TANIYI KOLAYLAŞTIRIYOR

Günümüzde reflünün şiddetini ölçmek ve alt tiplerinin tanısını koymak mümkün. Bu yolla gereksiz ilaç tedavisi ve cerrahi işlemler de önlenebiliyor. Bu teknolojilerden biri de 24 saatlik pH-empedans monitorizasyonu. Yöntem ile reflünün alt tiplerini ve şiddetini tespit edip hastayı doğru tedaviye yönlendirmek mümkün oluyor.

NASIL TEDAVİ EDİLMELİ?

Yeni başlayan, kısa süreli ve hafif şiddetli hastalıkta hayat tarzı değişikliği (diyet, kilo verme, yatak başı yükseltilmesi gibi) ve ilaç tedavisi uygulanıyor. Tedaviye dirençli, sık tekrarlayan ve şiddetli hastalıklarda daha kuvvetli asit baskılama stratejilerinin kullanıldığını kaydeden Dr. Bozkaya, bu yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda ise cerrahi alternatiflerin devreye girdiğini belirtiyor.