Üsküdar Üniversitesi Nörobilim Anabilim Dalı Başkanı, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, “Romanlar Yoluyla Beyni Öğrenmek-Edebiyatta Beyin Hareleri” isimli yeni kitabında nörolojiye edebi açıdan yaklaştı. Kitapta edebiyat dünyasının en önemli yazarlarının eserlerinde kahramanları aracılığıyla değindikleri beyin hastalıklarının yanı sıra sahip oldukları hastalıkların hayatlarına ve eserlerine nasıl yansıdığına değiniliyor.

EDEBİYAT-BEYİN İLİŞKİSİNE FARKLI PENCERELERDEN BAKILIYOR

Boyut Yayınları’ndan çıkan kitap, “İnsan belleğinin yapısı nasıl anlaşılabilir?” “Nörobilim neden koyu renkli takım elbise giyer?”, “Dünya sağ beyinliler tarafından yönetilseydi nasıl bir yer olurdu?”, “Bir nörolog nasıl edebiyatçı olur?”, “Gözün gördüğünü beyin neden kabul etmez?”, “Günümüzde nöro-romanların işlevi ne olabilir?”, “Roman okurken kafamızda neler olur biter?”, “Dostoyevski ve epilepsi ne türden bir bütünlüktür?”, “Dostoyevski nöron teorisini nereden biliyordu?”, “Alzheimer hastalığı bir edebiyatçıyı nasıl yok eder?” ve “Proust’un kayıp belleği Eco’da nasıl ortaya çıkar?” bölümlerinden oluşuyor. 

Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, “Edebiyatta Beyin Hareleri” isimli kitapta, farklı edebiyat örneklerinde karşımıza çıkan beyinle ilgili izlenimleri, düşünce tarihi bütünlüğü içerisinde nörobilimdeki karşılıklarıyla birlikte ele alıyor. Eserlerinden örnekler verdiği bu yazarlar yoluyla bazı beyin işlevleri ve hastalıkları konusunda sahip olduğumuz bilgilerin, bize söylenildiğinden daha eski tarihlerde veya güncel ama alışılmışın dışında kabul edilen kaynaklar içinde yer aldığını ve okunmayı beklediklerine dikkat çekiyor.

NÖROESTETİK, BEYİN VE SANAT İLİŞKİSİNİ ARAŞTIRIYOR

Sosyal ve kültürel beyin araştırmalarının insan sosyal ve kültürel hayatının evrimsel ve sosyal psikolojiler eşliğinde incelendiği ve beyindeki sosyal ve kültürel mekanizmaları sorgulayan araştırmalar olduğunu belirten Prof. Tanrıdağ, “Bu araştırmalar sayesinde beynin sanatın temel kavramlarıyla ilişkisini de anlamaya başladık. Böyle bir zeminde beyin sanat ilişkileriyle ilgili yeni bir deney ve bilgi alanı ortaya çıktı. Bu alan nöroestetiktir. Nöroestetik, sanatın insanda biçim ve içerik olarak uyandırdığı güzellik ve haz duygularının insan yapısındaki ve tabii ki beyindeki biyolojik mekanizmalarının araştırılmasıdır” dedi.

DÜNYA SAĞ BEYİNLİLER TARAFINDAN YÖNETİLSEYDİ

“Dünya sağ beyinliler tarafından yönetilseydi nasıl bir yer olurdu?” sorusuna yanıtlar arayan yazar, daha önce bir yazı dizisinde ele alınan bazı siyasetçilerin özelliklerini göz önünde bulundurarak tespitlerde bulunuyor. Dr. Tanrıdağ, aralarında eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in de bulunduğu çeşitli ülkelerin cumhurbaşkanlarından örnekler verdiği bölümde “Dünya sağ beyinliler tarafından yönetilseydi çok daha az ırkçılık, sömürgecilik, ayrımcılık, savaş, ölüm ve açlık olurdu” tespitinde bulunuyor.

DOSTOYEVSKİ’NİN ROMANLARINDAKİ EPİLEPSİLİ KARAKTERLER

Kitapta epilepsi hastası olan Dostoyevski’nin hastalığı ile ilişkisi, epilepsiyi eserlerinde nasıl ele aldığı da değerlendiriliyor. Prof. Dr. Tanrıdağ, Dostoyevski’nin Budala romanını bu kitapta ele almasının nedenlerini şöyle açıklıyor: “Romanın başkarakteri olan Prens Mişkin’in saralı yani epilepsili olmasıdır. İkinci ise edebiyatçılar arasında Dostoyevski’nin epilepsi hastası olarak bilinmesi ve hastalığının romanlarında yazdıklarını etkilediğine hatta şekillendirdiğine inanılmasıdır” diyor. 

“Edebiyatta Beyin Hareleri” isimli kitapta 2006 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan yazar Orhan Pamuk ve çağdaş Alman edebiyatının kurucularından Friedrich Schiller’in de aralarında bulunduğu birçok edebiyatçı ve eserlerinden örnekler yer alıyor.