Akdağ, ''Toplum Temelli Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı''nın açıklandığı basın toplantısına katıldı. Önemli bir eylem planını daha kamuoyu ile paylaşmak istediklerini belirten Akdağ, daha önce de kalp sağlığı, diyabet, obezite gibi çeşitli alanlarda eylem planı hazırladıklarını ve başarı ile yürüttüklerini söyledi.

Ruh sağlığının çok geniş bir kavram olduğunu belirten Akdağ, ruh sağlığı denildiğinde ilk olarak akıl hastalıklarının geldiğini söyledi. ''Bizim tarihimizde, kültürümüzde bu hastaların her zaman müstesna bir yeri olmuştur. İnancımızda, yine bu hastaların yaptıklarından mesul olmadıkları için günahsız olarak kabul edildiğini biliyoruz'' diyen Akdağ, bu kişilerin toplum tarafından her zaman şefkat gördüklerini anlattı. Akdağ, bu hasta grubunun batılı toplumlarda Orta Çağ'da çok büyük haksızlara maruz kaldığını belirterek, ''o zamandan bu yana bizim toplumumuzda büyük bir şefkat görmüştür'' dedi.

16. asır Edirne Şifahanesi'nde akıl hastalığı için musikinin teskin edici olarak kullanıldığını aktaran Akdağ, ''Ancak üzülerek ifade etmeliyiz ki, daha sonra şartlar kötüleşti, kabul edilemez hale geldi. Hatta 20. yüzyılda bile bu durumun sürüyor'' diye konuştu.

“HER İLİMİZE PSİKİYATRİ UZMANI ATANDI”
Akdağ, 2002 yılından sonra sağlık alanında önemli bir dönüşüm yaşandığını anımsatarak, ruh sağlığı alanında da mevcut hastanelerin fiziksel şartlarının olabildiğince düzeltilmesi ile başlandığını söyledi. Türkiye'deki yapılandırma hakkında bilgi veren Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ülkemizde 8 ruh sağlığı hastanesi inşa edilmişti. Bölgesel hizmet veren hastanelerdi bunlar. Bir anlamda Siirt'teki, Bitlis'teki hasta Elazığ ya da Adana'ya, bazen İstanbul'a gitmek zorunda kalıyordu. Şu anda her ilimize psikiyatri uzmanı atanmış durumdayız. Psikiyatri bozukluğu olan kişiler, bazı özel durumlar haricinde bir ilden bile gitmiyorlar. Çocuklarımız için bunu henüz sağlayabilmiş değiliz. Bunun için de üzülüyoruz. Çünkü çocuk psikiyatrisi uzman sayımız henüz yetersiz. Bu alanda da eğitim kontenjanlarını artırdık. Çok yakın bir zamanda bu uzman arkadaşlarımız da her ilde görev yapmış olacak. ''

TOPLUM TEMELLİ RUH SAĞLIĞI MERKEZLERİ AÇILIYOR
Tüm bu yapılanların, aslında hedefe ulaşmak için ilk adımlar olduğunu vurgulayan Akdağ, Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı'nı da bu nedenle hazırladıklarını ifade etti. Söz konusu plana bakıldığında, hizmetlerin odağında hastanın ve ailesinin ihtiyaçlarının olduğuna dikkati çeken Akdağ, ''Bunun altını çizmek isterim. Örneğin, ağır ruhsal sorunu olan bir vatandaşımıza nasıl hizmet vereceğiz? Bu hizmet, modelinde, hedefimiz hastanın evine en yakın yerde hizmet alabilmesidir. Eğer, kısa süreli bir yatış gerekiyorsa, o ildeki bir psikiyatri kliniğinde, yataklı bir kurumda kısa süreli yatışı sağlanacak. Bundan sonra, Toplum Temelli Ruh Sağlığı Merkezleri diye isimlendirilen bir merkezde takip edilecek'' diye konuştu.

Akdağ, saldırganlık gibi ağır durumlar gösterebilen akıl sağılı problemi yaşayan kişinin hastaneye müracaat edeceğini, hastanede kişinin acil tedavisinin yapılacağını, yatış gerekliliği halinde yatışının yapılacağı anlatarak, hastanın yatış durumunun gerektirecek sorunun ortadan kalkması halinde hastanın Toplum Temelli Ruh Sağlığı Merkezleri'nin gözetimine gireceğini vurguladı. Yaklaşık her 200-300 bin nüfus için bir Toplum Temelli Ruh Sağlığı Merkezi'nin oluşturulacağını anlatan Akdağ, bu merkezlerin her ilde açılmaya başlandığını anlatarak, şunları kaydetti:

MERKEZLERİN SAYISI ARTIRILACAK
''İlgili merkezlerin şu anda sayısı 29. Bu sayıyı artıracağız. İlk etapta, 236 Toplum Temelli Ruh Sağılı Merkezi düşünüyoruz. Bu merkezlerde, psikiyatri uzmanı, sosyolog, sosyal çalışmacı, uzman hemşirelerin çalıştığı alanlar olacak. Merkezlerde, hastaların rehabilitasyonlarına katkı sağlamak için uğraş terapistleri olacak. Mevcut merkezlerde bunlar şuanda var. Hatta buna rağmen hastamız, bu merkeze günübirlik olarak gidip evine dönemiyorsa, hastanın gelmeme durumu varsa, hizmete ulaşamıyorsa hizmeti hastanın ayağına götürerek, evinde mobil hizmet ekibiyle de acil tedavisi yapılacak. Yani, bu toplum temelli, hasta odaklı, kapsamlı ve entegre bir hizmet modeli olacak. Bu hizmet modeli, süreç içerisinde aile hekimlerimizle de irtibatlandırılacak.''