Kronik ve metabolik hastalıklarla mücadele için çalışmalar yürüten Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi tarafından Harvard Üniversitesi’nde II. Metabolizma ve Yaşam Sempozyumu düzenlendi.

Nobel Tıp Ödülü sahibi konuşmacıların da katıldığı sempozyumda 5. Sabri Ülker Bilim Ödülü’nün kazanan isim de açıklandı. Ödülü, “Hastalıklarda Kök Hücrelerin Diyetle Kontrolü” başlıklı projesiyle Massachusetts Institute of Technology (MIT) Kanser Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ömer Yılmaz aldı. Yılmaz araştırmasında, özellikle beslenme bozukluğu durumunda ve yaşlanma sürecinde oluşabilecek kanserlerle ilişkili sorunların tedavisinde farklı beslenme tiplerinin bağırsak kök hücrelerinin biyolojisini nasıl etkilediğini ortaya koydu.

Yılmaz’a ödülü Harvard Üniversitesi Dış İlişkilerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Mark Elliott ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker tarafından takdim edildi.

İnsan vücudunda kolesterol mekanizmasının çözümlenmesini sağlayan buluşlarıyla 1986 yılında Nobel Tıp Ödülü’nü alan Michael Brown ve Joseph Goldstein’ın konuşmalarıyla açılan sempozyumun basın toplantısında konuşan Ali Ülker, toplumu bilimsel ve güvenilir bilgiyle aydınlatmak, bilinçlendirmek için çalıştıklarını belirterek şunları söyledi:

“Toplum için, dünya için, geleceğimiz için /bilim dünyasında yankılar uyandıran çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmaların bir Türk bilim insanının, liderliğinde yürütülmesi de hepimiz için ayrı bir gurur kaynağı… Ayrıca Türkiye ve diğer ülkelerdeki en iyi kurumlardan seçilen genç akademisyenlere burs imkanı sağlayarak, onların Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar Merkezi’nde araştırma projelerinde görev almasına, kariyer gelişim programlarına katılmalarına destek oluyoruz. Bunun yanı sıra ülkemizde de bilimsel verimliliğin artırılması için yeni projeler üzerinde çalışıyoruz. İnsanlığa hizmet için bilimin gelişmesine desteğimiz bundan sonra da artarak devam edecek. Harvard ile beraber gerçekleştirdiğimiz ve çok başarılı sonuçlarını aldığımız bu işbirliğinin ardından inşallah yakın bir sürede Türkiye’de benzer bir merkezin Türk bilim insanlarının öncülüğünde kurulmasını arzu ediyoruz, bu konuda girişimlere başladık.”

Harvard Üniversitesi Dış İlişkilerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Mark Elliott ise, “Evrensel bilimin gelişimi için lider kurum ve kuruluşlarla işbirliği çok büyük önem taşıyor. Geleceği öngörebilen, bilime yatırımı önemseyen Ülker ailesinin kıymetli bir Türk bilim insanını evrensel bir bilim kurumunda destekliyor olması gelecek için umut verici” dedi.

“MERKEZİMİZ BİLİM İNSANLARININ YETİŞMESİNDE ÖNEMLİ ROL ÜSTLENİYOR”

Kronik ve metabolik hastalıkların altında yatan mekanizmaları anlamak ve yeni tedavi yolları belirlemek amacıyla bilimsel araştırmalar yaptıklarını dile getiren Prof. Gökhan Hotamışlıgil, “Genç araştırmacılara da destek vererek araştırmalarını hayata geçirme, dünyanın en önemli bilim insanlarıyla çalışma ve işbirliği olanağı yapma fırsatı da sunuyoruz. Bu çerçevede Merkezimiz yeni bilim insanlarının yetişmesine çok önemli bir rol üstleniyor. Metabolizma araştırmaları konusunda yeni ufuklar açacak çok sayıda doktora sonrası burslu araştırmacının ve farklı ülkelerden stajyerlerin metabolizma alanındaki eğitim faaliyetlerine destek olmaktan mutluluk duyuyoruz” ifadesini kullandı.

OBEZİTE VE METABOLİK HASTALIKLARA YATKINLIĞIN NEDENİ KEŞFEDİLDİ

Basın toplantısında, merkezde yapılan son keşiflere ilişkin bilgiler de aktarıldı. Merkezde 2017 Kasım ayında hücrelerde bulunan Nrf1 molekülünü ve bu molekülün karaciğerdeki önemli fonksiyonu keşfedilmişti. “Metabolik koruyucu” adını verilen Nrf1 molekülü, hücrede kolesterol seviyelerini güvenli bir aralıkta tutarak bu şekilde karaciğer dokusu yağlanmasını ve hasarını önlüyor. Bu keşfin ardından devam eden çalışmalarda ise Nrf1 molekülünün kahverengi yağ hücrelerinin görevini sağlıklı bir şekilde yürütmesinde de kilit bir rol oynadığını tespit edildi. Bu keşifler obezite ve metabolik hastalıklara yatkınlık yaratan genetik zaafiyetin Nrf1 molekülünde olduğuna işaret ederken, bu konudaki çalışmalar uluslararası prestije sahip başta The Cell ve Nature olmak olmak üzere önemli yayınlarda yer buldu.

AMAÇ; SAĞLIK VE BESLENME ALANINDAKİ BİLGİ KİRLİLİĞİNİN ÖNÜNE GEÇMEK  

Bilim üreten kurumlarla işbirliğinin, sağlıklı yaşam farkındalığı açısından önem taşıdığına değinen Vakfın Genel Müdürü Begüm Mutuş da, “Özellikle sağlık ve beslenme alanında yaşanan bilgi kirliliğinin önüne geçmek için “Bilim Bunu Konuşuyor” platformu ile sağlık ve beslenmeyle ilgili gündemdeki konuları, bilimsel ve en güncel bilgileri tarafsız bir yorum ve anlaşılır bir dille kamuoyuyla paylaşarak gündeme taşıyoruz” şeklinde konuştu.