Şarap ve pekmez kansızlığı önlüyor mu?

19.05.2009 - 12:51

Şarap ve pekmez kansızlığı önlüyor mu?

Aneminin pek çok nedenleri ve türleri bulunuyor.Halkın en çok tanıdığı “demir eksikliği” sorunu ise aslında anemi ile nitelenen hastalıkların sadece bir tanesi.

Kan yapımında vücutta yeterli demir bulunmasının şart olduğunu belirterek ve kansızlık hakkında bilgi veren Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Önder, 15-55 yaş grubundaki kadınlarda demir eksikliğinin sıkça görülmesinin nedenlerini şöyle özetliyor:

15-55 yaş dönemindeki aylık regl kanamaları, hamilelikler ve emzirme, düşükler, kürtajlar, ameliyatlar, başta mide-barsak kanalından olmak üzere uzun bir zamandan beri süregelen kan kayıpları.

TEK BAŞINA SOLUK CİLT KANSIZLIK BELİRTİSİ DEĞİL
Cilt solukluğu genellikle kansızlığın muayene bulgularının başında geliyorsa da yanıltıcı olabiliyor. Prof. Dr. Oğuz Önder, soluk benizli olmanın kansızlığa dair bir ipucu olabileceğini, ancak avuç içleri, tırnak yatakları, göz içine bakılarak değerlendirilmesinin  daha  doğru olacağını belirtiyor.

Halsizlik, yorgunluk, enerjisizlik,  egzersiz kapasitesinde kısıtlanma, hareket edildiğinde nefes nefese kalma ve kalp çarpıntısı aneminin derinliğine  bağlı  olarak görülen  belirtiler arasında yer alıyor.

Bir de anemiye sebep olan tıbbi durumların tabloya eklediği başka belirti ve bulgular var. Kemik iliğinin ciddi hastalığına bağlı anemilerde sık tekrarlayan bakteriyel enfeksiyonlar, kanama ve çürümeler, küçük kızarık lekeler, kan hücrelerinin yıkımının hızlandığı durumlarda sarılık, iltihap veya enfeksiyon türü bir hastalığa eşlik eden ateş, terlemeler, kilo ve iştah kaybı gibi.

DEMİR EKSİKLİĞİ KADINLARDA SIK GÖRÜLÜYOR
Kadınlarda demir eksikliğinin erkeklere kıyasla çok daha sık ortaya çıktığına değinen Dr. Oğuz Önder, kan yapımında demirin temel bir girdi olduğunu vurguladı. Ancak sanıldığının aksine şarap, üzüm ve pekmezin kan yapıcı özelliklerinin demir içeriklerin düşük olması ve bitkisel kökenli demirin kana daha az geçmesi nedeniyle sınırlı olduğunu söyledi.

Et ve sakatatta daha yüksek oranda demir bulunduğunu belirten Dr. Önder, diyetimizdeki esas demir kaynağını daha kolay emilen hayvansal kökenli demirin oluşturduğunu belirtti.

“Gıdalarımızla yeterli miktarda  demir alıyor  olsak  da  ikinci  bir koşul, bunun ince barsaktan  emilimin  de sorunsuz  olması. Kişinin birim zamanda vücuduna kazandırabildiği demirden daha fazlasını yitirmiyor olması da üçüncü bir gereklilik.  Yaşamlarının önemli bir kesidinde yukarıda değinilen onlara özgü nedenlerden ötürü kadınların demir bilançoları negatif olabiliyor” dedi.

TEDAVİ NEDENE GÖRE PLANLANIYOR
Uygun kapsamda bir laboratuvar incelemesiyle anemi varlığı ve nedeni saptanabiliyor. Ulaşılan tanıların pek çoğunun tedavisinin bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Oğuz Önder, bazı örnekleri şöyle sıraladı:

Demir Eksikliği: Bedenin demir eksikliğini giderecek, ağız yolu  veya  injeksiyonlar şeklinde  ilaç tedavisi ve beslenme desteği veriyoruz. Demirden zengin gıdalarla beslenilmesi önem taşıyor. Vejetaryen  ve tahıla dayalı beslenme  biçimi sorunu  yaygınlaştırabiliyor.

B12 Vitamini: Demir eksikliği kadar olmasa da pratikte oldukça sık görülen B12 vitamini eksikliği de anemiye neden oluyor. Bu vitamin  genellikle injeksiyonlar ile yerine konulduğunda  anemi  kolayca düzeltiliyor.

Tiroid Az Çalışıyorsa: Anemi ortaya çıkıyor. Bu durumda  hormon takviyesi yapılıyor ve kansızlık da diğer belirti ve bulgularla birlikte düzeliyor.

Diyaliz Hastalarında: Kan yapımında gerekli olan “eritropoietin”, böbreklerde  yapılıyor. Böbreklerin cerrahi olarak alınması veya çok daha sık olarak hastalık sonucu tahrip olması gibi nedenler anemiye yol açıyor. Diyalize girme durumuna yaklaşmış veya hayatını ancak düzenli dializ ile sürdürebilen  hastalarda, ilaç olarak Eritropoietini injeksiyonlarla vererek anemi hafifletiliyor. 

Kronik Hastalık Anemisi: Hastanede yatmakta olan hasta nüfusunda batı ülkelerinde en sık görülen kansızlık nedeni  “kronik hastalık anemisi” dir. Bu anemi türünün çok tatminkar tedavisi yok. Altta yatan hastalığı düzeltme yaklaşımı geçerli. Örneğin tüberkülozun, abselerin, kalp kapaklarına yerleşmiş müzmin enfeksiyonların başarıyla tedavi edilebilmesi durumunda kansızlık da kendi kendine düzeliyor.

Kan  Yıkımı  Ve  Yapımının  Hızlandığı durumlar: Bu durumların bazılarında ilaç tedavileri ve gerektiğinde dalağın alınması  ile  süreç kontrol  altına alınabiliyor. Doğuştan ve genetik olarak  geçen  anemiler de var. En sık  karşılaşılanları  Akdeniz anemisi ve orak hücreli anemi. Geçmişte bu hastalar için eldeki yegane tedavi  sürekli ve düzenli kan transfüzyonları idi. Halen ağır kansızlıkla malul bazı hastaları kemik iliği  veya kök hücre nakli ile normal bir yaşama döndürmek mümkün olabiliyor.

Kemik İliği Hastalığı: Kemik iliğinde kan hücrelerini üreten kök hücrelerin hastalıkları, ya da kemik iliğine ait olmayan başka dokuların ve hücrelerin ilik alanını işgali sonucu oluşan anemiler de var. Burada kemik iliğinin asal öğeleri olmayıp orada biriken myelomu, lenfomayı, lenfoid  lösemileri, metastatik solid tümör hücrelerini geriletmek anemiyi düzeltebiliyor.

Kemik iliğindeki kök hücrelerin hastalıklarının tedavileri ise çoğu kez  karmaşık,  külfetli  ve uzun soluklu.  Kök hücre veya ilik naklini de içeren  bu  tedaviler değişik  tanılarda  belli  oranlarda    başarılı olabiliyor. Tedavisi mümkün olmayan durumlar ve hastalar da vardır.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...