“Her ebeveyn tartışır… Her ailede tartışma olur... Tartışma sağlıklı bir gelişim yoludur. Hiç tartışma yaşanmayan bir ailede çocuklar tartışmanın ne olduğundan haberdar olamazlar. Bunun sonucunda da kendilerini korumak ve gerçekleştirmek konusunda zorluk yaşarlar” diyen Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Kültegin Ögel’e göre, önemli olan tartışmanın kendisi değil, niteliği.

Tartışmanın bir ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Ögel, anne-babaların özellikle çocuklarının önünde tartışırken bazı noktalara dikkat etmesi gerektiğini söylüyor:

“Huzurlu aile, tartışmaların yaşandığı ama bunun bir sona ulaştığı ve yaşam biçimi haline gelmediği ortamları oluşturuyor. Duygusal boşalımların aile ve onu oluşturan bireyler için bir ihtiyaç. Ancak aşağılamalar, ağır eleştiriler, kişilik haklarına yönelik saldırılar ve çocuğu tartışmanın içine katmak, tartışmanın sağlıksızlığız olduğuna işaret ediyor. Örneğin “A” konusunda başlayıp “B”nin tartışıldığı ortamlar, ‘neden-sonuç’ ilişkisini zaten zor kuran çocuklar için büyük bir kaos yaratıyor. Odaklanmamış, dağınık, sadece üstünlük sağlamaya yönelik tartışmalar çocuğun olanı biteni anlamasını zorlaştırıyor. Çocuklar somut düşünceye sahipler. Dolayısıyla tartışmalarda kullanılan soyut kavramları olduğu gibi kabul edebiliyorlar. Soyutlama yetenekleri daha gelişmediği için de her şeyi yalın haliyle anlamaya eğilimli oluyorlar. Örneğin ‘öldürdün beni’ dediğinizde gerçekten eşinizin sizi öldürdüğünü zannedebiliyor. ‘Gideceğim, o zaman değerimi anlayacaksın!’ şeklinde yakındığınızda gerçekten gideceğinize inanıyor.”

TARTIŞMA İLETİŞİM BİÇİMİ HALİNE GELMEMELİ
“Tartışmanın yaşam veya iletişim biçimi olan ailelerde, çocuklar da yaşamları boyunca diğerleriyle iletişimlerini bu biçimde kuruyorlar” uyarısında bulunan Prof. Dr. Kültegin Ögel sözlerine şöyle devam ediyor:

“Onlar için artık ilişki kurmak tartışmadan ibaret oluyor ve sorun çözme yöntemleri de sadece bu yoldan geçiyor. Şiddetli tartışmaların olduğu ortamlar çocukların kendilerine ve yaşama karşı duydukları güven ve emniyette olma hislerini yaralıyor. Bunun sonucunda yaşamlarında ‘kötü bir şey olacak’ hissi hâkim olmaya başlıyor. Dolayısıyla her sorunla karşılaştıklarında ‘kötü bir şeyler olacağı’ kaygısına kapılıyorlar. Bir kısmı da anne babasının tartışmalardan dolayı kendilerini sorumlu hissediyor ve suçluluk duyuyorlar. Bu nedenle hep dikkatli veya sessiz olmaya özen gösteriyor ve yaşamları boyunca da hep kendilerini gerçekleştirmekten kaçıyorlar. Çünkü eğer kendilerini ortaya koyarlarsa, şiddetli bir tartışma yaşanacağı korkusunu duyuyorlar”

HER YAŞIN KAYGISI BAŞKA
Anne-baba kavgasının çocuklarda her yaş için başka kaygılara yol açtığını belirten Prof. Ögel, tartışmanın sık yaşandığı evlerde çocukların ebeveynlerinden kaçmaya eğilim gösterdiklerine dikkat çekiyor:

“Örneğin küçük yaşlarda kendilerine bir şey olacağından korkuyorlar. İlkokul çağlarında ise kendilerini suçlamaya başlıyor veya anne ve babalarının ayrılacağından korkmaya başlıyorlar. Ne de olsa bu yaşlar her şeyden korktukları bir dönemi oluşturuyor. Ergenlik döneminde ise taraf olma zorunluluğu duyuyor veya ebeveynlerine karşı bir tavır geliştirmeye ve onlardan kendilerini izole etmeye başlıyorlar. İleri yaşlarda da yetişkin olan çocuklar artık anne veya babalarına bir şey olacağı kaygısına kapılıyorlar. Tartışmanın sık yaşandığı evlerde çocuklar ebeveynlerinden kaçmaya eğilim gösteriyor. Sonra da ebeveynler ‘ya bu çocuk bizimle olmayı hiç istemiyor’ veya ‘tatile neden bizimle gelmiyor’ ya da ‘hiç bizi ziyaret etmiyor’ diye yakınmaya başlıyorlar.”

HAKEMLİK YAPMASINI İSTEMEYİN
“Çocuklar muhakeme yetenekleri gelişmemiş insancıklardır” diyen Prof. Ögel, muhakeme yeteneği olmayanlardan hakemlik yapmalarını beklememek gerektiği uyarısında bulunarak sözlerine şöyle devam ediyor:

“Çocuğumuza sokağa tek başına çıkmasına izin vermediğimiz zaman korkumuz nedir? Doğruları ve yanlışları ayırt edemeyeceğinden korkarız. Ama aynı çocuğa tartışmamız sırasında hakemlik görevini vermek de aynı derecede saçma bir davranış. Ayrıca nasıl ki ebeveynler tartıştıktan sonra çalıştıkları işte kendilerini mutlu hissetmiyorlarsa, çocuklarda okulda rahat edemiyor ve derslerine konsantre olamıyorlar. Çünkü o anda evde neler olup bitiğini ve başka neler olup biteceğini de merak ediyorlar.”

ADABIYLA TARTIŞIN
Prof. Dr. Kültegin Ögel, çocukların kişiliklerini ve okul hayatını olumsuz yönde etkileyeceği için yanında tartışmaktan kaçınılmasında fayda olduğunu belirtiyor ve “Ancak bazen bu gerçekleşmeyebiliyor. Bu durumda adabıyla tartışmaya özen gösterilmeli, çocuk tartışmanın içine çekilmemeli. Zaten çocuğun olduğu ortamda tartışmak bazen tartışmayı uzatan bir etken olabiliyor. Kendi başlarına kalan anne ve baba daha rahat tartışabiliyor. Ayrıca kendilerini seyreden çocuk bir anda tartışmanın nesnesi haline gelebiliyor” şeklinde öneride bulunuyor.

TARTIŞMA KONUSUNDA BİLGİLENDİRİN
Prof. Dr. Kültegin Ögel, tartışma sonrasında çocuğunuza hiçbir şey olmamış gibi davranmanın da doğru olmadığı uyarısında bulunarak, “Çünkü onu bilinmezlerle bırakmak da kaygılarını artırıyor. Bu nedenle tartışma sonrası çocuğunuzu tartışma konusunda bilgilendirin. Tabi ‘anan böyle dedi’ veya ‘baban böyle yaptı’ biçiminde değil. Bilgilendirme, ‘Annenle şu konularda anlaşamamıştık, şimdi konuştuk anlaştık’ biçiminde olmalı” diyor.