Mikroplu suların içilmesi veya bu sularla yıkanmış gıdaların tüketilmesi yaz aylarında ishal vakalarını artırıyor.

Acıbadem Ataşehir Cerrahi Tıp Merkezi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Tanzer Ölçer, ishalin yazın genç yaşlı, çocuk demeden herkeste görülebildiğini belirterek, ishal olan kişilerin çikolata, kuruyemiş ve kızartmadan uzak durması gerektiğini söylüyor.

Yaz ishalleri gözle görülmeyen bakteriler ve gözle görülmeyen mikroskobik parazitler nedeniyle ortaya çıkıyor. Yazın artan hava sıcaklığı, vücudun suya olan ihtiyacını artırıyor. İçme ve kullanma sularının temiz olmaması, mikroplu suların içilmesi veya bu sularla yıkanmış gıdaların tüketilmesi ile yaz ishalleri ortaya çıkıyor. Özellikle doğada insan ve hayvan dışkıları ile kirlenen sularda hastalığa yol açan mikroplar bulunuyor.

Bu suların kullanılması, çabuk bozulabilen sıcak ortamda iki saatten fazla beklemiş gıdaların tüketilmesi ile hastalık yapan mikroplar, ağız yolu ile alınarak bağırsaklara ulaşıyor. Mikropların bir kısmı barsak duvarında iltihap oluşturarak barsak hareketlerini artırmanın yanı sıra, bağırsağa su ve iltihap hücrelerinin geçişine neden oluyor. Bazen de bağırsakta iltihap yapmadan salgıladıkları toksin denilen zehirli madde etkisi ile su ve tuz geçişini artırarak ishale neden oluyor.

İSHAL DİZANTERİYE DÖNÜŞEBİLİR!
İshalin en önemli belirtileri arasında dışkılama sayısının artması ve dışkı özelliğinin değişmesi geliyor. Dışkı cıvık görünümde olabildiği gibi, sümüksü ve su gibi de olabiliyor. Kalın barsak hastalığına bağlı ishallerde dışkılama sayısı daha azken, dışkı miktarı daha az oluyor. Dr. Tanzer Ölçer, dışkının pirinç suyu görüntüsünü aldığı, dışkılamanın çok olduğu, ve kolera bakterisinin neden olduğu ishalin çok tehlikeli olduğunu belirterek, “Çok sıvı ve elektrolit kaybına neden olduğu için tedavisinde çok dikkatli olmak gerekiyor. Bazen dışkının karakteri sümüksü olur. Bu durumda amipli dizanteriden şüpheleniyoruz. Bazen de dışkı kanlı ve iltihaplı olur. Bu durumda da sigella bakterilerinin neden olduğu dizanteriden bahsedilebilir, genellikle ateş de yüksektir” diyor.

Dr. Tanzer Ölçer, ishalin tedavisi hakkında şu bilgileri veriyor:

Sıvı ve tuz kaybının az olduğu ve hastanın genel durumunun çok bozulmadığı ishal hastaları uygun bir diyetle ayaktan tedavi edilebiliyor. İshali olan hastaya posasız ve yağsız gıdalar verilmelidir. Kuruyemiş, çikolata, kızartmalar gibi gıdalardan uzak durmalı. Yağsız makarna, pirinç lapası, haşlanmış patates, haşlanmış yağsız et ve tavuk, yağsız ızgara köfte verilebilir. Ayrıca bol miktarda sıvı tüketimi tavsiye edilir. Aşırı su ve tuz kaybı, ağır dizanteri halleri, kolera gibi durumlarda hasta mutlaka hastaneye yatırılmalı. Öncelikle kaybedilen su ve tuzu yerine koymak amacıyla serum verilir. Daha sonra durumuna uygun ilaçlar başlanır. İshalden korunmada kaynağı bilinmeyen suları tüketmemek, elleri yemekten önce ve sonra sabunla yıkamak, kullanılan ve içilen suların klorlanması faydalı oluyor.

AŞIRI ALKOL SİNİR SİSTEMİNİ BOZUYOR
Tatil ortamında insanların alkol tüketimi artıyor, sıcaklar alkolün insan vücudundaki etkisinin de artmasına yol açıyor. Aşırı tüketilen alkol sinir sistemi bozukluğu ve ağır mide rahatsızlığı şeklinde ortaya çıkıyor. Bulanık görme, gözbebeklerinde genişleme, konuşma bozukluğu ve denge kaybı görülüyor. Dr. Tanzer Ölçer aşırı alkol alan kişinin baygın durumda değilse kusturulması veya midesinin yıkanmasının uygun olacağını belirtiyor. Alkol zehirlenmeleri aşırı düzeyde ise genellikle hastanede tedavisi gerekiyor.

AKREP VE YILAN SOKMASINDA ZEHRİN YAYILMASINI ÖNLEYİN
Böcek sokmaları özellikle yaz ve sonbahar başında tarlada çalışan, tatil ve piknik yapan insanlar için keyif kaçıran bazen de yaşamı tehdit edici bir sorun olabiliyor. Sivrisinek, tatarcık, örümcek gibi eklembacaklıların sokması ile deride kızarma, şişlik oluşabiliyor. Sivrisinek sıtma ve tatarcık humması denilen enfeksiyon hastalıklarının gelişmesine yol açabiliyor. Sivrisinek ve tatarcık sokmalarına karşı önlem almak için pencereler ince tül storlarla kaplanabilir. Kapalı alanda sprey şeklinde böcek öldürücü kimyasallar kullanılabilir.

Yılan ve akrep sokmalarında zehrin vücuda yayılmasını önlemek için kızarık olan bölgenin üzerinin sargı bezi ile atardamar dolaşımını engellemeyecek şekilde sıkılması önem taşıyor. Özellikle yılan sokmalarında diş izinin olduğu yerdeki deri emilerek dışarı tükürülmek suretiyle yılan zehrini vücuttan uzaklaştırmak gerekiyor. Ancak işlemi yapacak kişiye yılan zehrinin zarar vermemesi için ağzında açık yara, diş çürüğü gibi durumların olmaması önemli. Bu yardımın ardından en yakın hastaneye başvurarak, akrep veya yılan sokmalarına karşı özel serumlarla tedaviye devam edilmesi önem taşıyor.

GÜNEŞ, BİRİNCİ DERECEDE YANIGA NEDEN OLABİLİR
Güneş ışığı, görünür ışık, mor ötesi (ultraviyole) ışını ve kırmızı ötesi (Infrared) ışın ve radyasyondan oluşuyor. Güneş çarpmasından korunmak için güneş ışınlarının dik geldiği 10.00-15.00 saatleri arasında açık havaya mümkün olduğunca çıkılmaması, bol sıvı tüketilmesi, en az 30 koruma faktörlü koruyucu güneş kremi kullanılması büyük önem taşıyor. Sarışın, renkli gözlü ve beyaz tenli insanlar güneş ışınlarından çok daha fazla etkilendikleri için dikkatli olmaları gerekiyor.

Dr. Tanzer Ölçer güneş ışınlarına fazla ve korunmasız maruz kalanlarda oluşan güneş yanığı eğer sadece deride kızarıklık veya ağrı hissi ile kendisini gösteriyorsa bunun birinci derece bir yanık olduğunu belirtiyor. Dr. Ölçer, 24-48 saat kadar ağrı, deride gerilme ve yanma hissinin devam etmesi halinde, deriyi nemli tutacak kremler ve ağrıyı kesecek ilaçlar verilmesi gerektiğini söylüyor. Deride kabarma ve içi su dolu kesecikler varsa artık ikinci derece yanık sözkonusu oluyor. Bu durumda doktora başvurulması ve özel yanık pansumanlarının yapılması gerekiyor.