Test parası yüzünden donör olmak istemiyorlar

Hayatta kalmak için ilik nakline ihtiyaç duyan birçok hasta çareyi neden daha çok başka ülkelerde arıyor ve aranan ilik neden genellikle yurtdışından bulunuyor?

ntv.com.tr 04.03.2015 - 14:29

Test parası yüzünden donör olmak istemiyorlar

İlik nakli başta lösemi gibi kanser türleri olmak üzere birçok hastalıkta hayat kurtarıyor. Türkiye’de ilik nakli başarıyla uygulanıyor ama ihtiyaç duyulan ilik, genellikle yurtdışından bulunuyor, bu da hastalara zaman kaybettiriyor ve tedavinin seyrini etkiliyor. Çünkü Türkiye’de akraba dışı gönüllü kök hücre verici sayısı yetersiz.

Durumun böyle olmasında birçok faktör etkili. Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burhan Ferhanoğlu ve Ankara Üniversitesi Akraba Dışı Doku ve Kordon Kanı Bankası Sorumlu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meral Beksaç’a göre, gönüllü ilik donörlerinin test bedellerini karşılayacak bir sağlık bütçesinin olmaması bu tabloda rol oynuyor.

“İLİK UYGUNLUK TESTİNİN BEDELİNİ BAĞIŞÇI ÖDEMEMELİ”

Zira ismini açıklamak istemeyen çok sayıda gönüllü donör ve hasta yakınının işaret ettiği nokta da bu. İlik donörü olmak isteyip de vazgeçenlerin ifadesi, “Hem ilik veya kan vermek için bazı işlemlere tabi tutulacağız hem de bütçemizden para ayırmak zorunda kalacağız. Açıkcası birçok insan bu parayı vermemek için donör olmaktan vazgeçiyor” şeklinde.

Türkiye’de İstanbul Üniversitesi’nde (TRİS) ve Ankara üniversite’sinde (TRAN) olmak üzere 2 tane doku bilgi bankası var. Eğer Kızılaya gitmeyip bu üniversitelerden birine giderseniz ve gönüllü kök hücre bağışçısı olmak isterseniz, HLA testi için yaklaşık 300 lira laboratuar ücreti ödemek zorundasınız.

Ağustos 2014’de Sağlık Bakanlığı ile Kızılay arasında imzalanan protokol gereği, Kızılay artık ücret almadan bu testi yapıyor. Kızılay Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ahmet Özdemir, “Kızılay kan bankalarına müracaat eden vatandaşlar, kök hücre veya ilik vericisi olmayı kabul ederlerse laboratuar işlemlerinin giderlerini artık devlet ödüyor” dedi.

“KIZILAY TESTİ ÜCRETSİZ YAPIYOR AMA SÜREÇ YAVAŞ İŞLİYOR”

Bu testin yapıldığı iki merkezden biri olan Ankara Üniversitesi Akraba Dışı Doku ve Kordon Kanı Bankası Sorumlu Öğretim Üyesi ve TRAN Direktörü Prof. Dr. Meral Beksaç, Kızılay’ın böyle bir hizmet vermesinin olumlu bir gelişme olduğunu belirtti. Ancak Kızılay üzerinden yürütülen sürecin yavaş ilerlediğini, dolayısıyla verici araştırması yapılan hastaların verilerine henüz ulaşamadıklarını söyleyen Beksaç’ın görüşleri şöyle:

“Şu ana kadar Kızılay’da 30 bine yakın verici oluşmuş. Yeni bir yazılım programı kurmuşlar ama biz tarama için 30 bin kişilik bu sonuçlara henüz ulaşamıyoruz. Ancak bize bugüne kadar kaydolmuş 26 bine yakın gönüllünün doku tiplendirme testlerini 2009’da Devlet Planlama Teşkilatından aldığımız bir kaynakla karşılayabildik.

Prof. Dr. Meral Beksaç
Prof. Dr. Meral Beksaç

Halen 14 bine yakın kayıtlı verici kan örneğinin testleri, ödenek eksikliğinden dolayı yapılamıyor. Oysa 12 bin vericimizden son 6 ayda hem yurtdışına 3 kök hücre gönderdik hem de 3 kişiye yurtiçinde kök hücre yapılmasına aracılık ettik.”

SGK 30 KİŞİYE KADAR TESTİN ÜCRETİNİ KARŞILIYOR

Kızılay’a değil de İstanbul ve Ankara Üniversitelerindeki bilgi bankalarına bavurulması halinde ise sistem şöyle işliyor: Halihazırda tedavi gören bir hasta varsa, ilik veya kök hücre nakli için gerekli olan HLA testinin ücretini, aile ve akrabadan 30 kişiye kadar SGK karşılıyor. Ancak ortada bir hasta yokken, bir kişi gönüllü donör olmak istediğinde, İstanbul ve Ankara üniversitelerindeki merkezlere giderse testin ücreti olan 300 lirayı cebinden ödüyor.

ÜNİVERSİTELER TEST HIZLI SONUÇ VERİYOR, HASTA ZAMAN KAZANIYOR

Üniversitelerde yapıldığında hızlı sonuç veren test maliyetinin devlet tarafından karşılanması için daha önce bazı girişimlerin olduğunu ancak sonuçsuz kaldığını belirten Prof. Burhan Ferhanoğlu, “Basında bu konu her gündeme geldiğinde devlet, ‘Evet ben buna bir bütçe ayıracağım’ diyor ama bu söylem o günkü heyecanla kalıyor. Ne yazık ki Türkiye’de herhangi bir üniversite veya laboratuara bunun için ayrılmış fon yok, testi yapan kurum da doğal olarak maliyeti donörden istiyor. Bu, test yapan kurumlardan değil, devletin bütçe ayırmamasından kaynaklanan bir sorun” değerlendirmesinde bulundu.

“MELZEMELER İTHAL, ANALİZİN MADDİ BEDELİ VAR”

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Zülfikar da, “Alınan para ‘doku analizleri için katkı payı’ olarak talep edilebilmektedir. Yani masraflar için para talep edilebilmektedir. HLA tiplendirmede kullanılan malzemeler ithal üründür ve her analizin bedeli vardır. Bu durum, ilik vericilerinin az olmasının nedenleri arasında sayılabilir” ifadelerini kullandı.

“EN ÖNEMLİ PROBLEM BÜROKRASİ”

Prof. Beksaç, SGK’nın laboratuar ücretini ödediği kişi sayısı olan 30’un aslında bir hasta için yeterli olduğunu belirterek, başka bir noktaya dikkat çekti: “Sistemdeki en büyük sorun, verici azlığının ötesinde organizasyon sorunudur. Biz, verici tarama sürecinde her yapılacak tetkik veya işlem için tek tek SGK’dan onay almak zorundayız, inanılmaz bir bürokrasi var. Gönüllü verici sayısı ile ilgili sorun çözülse bile bürokrasiden kaynaklanan sorunlar devam edecek. Yani bu sistemsel ve yeni bir yapılanmayı gerektiriyor. Türkiyenin sağlık harcamaları ile ilgili düzenlemeler uluslararası işlemleri düşünerek planlanmamış ve değişime karşı engeller bu sorunları çözmeyi zorlaştırıyor.”

SORUN NASIL ÇÖZÜLÜR?

Birçok ülkede bu test için ayrılmış devlet fonu olduğunu vurgulayan Prof. Ferhanoğlu’na göre sorunun çözümü için devletin Kızılay’a olduğu gibi üniversitelerdeki bilgi bankalarına da fon ayırması gerekiyor: “Laboratuarlar, bu testi yapacak malzemeyi bedava almıyor. Dolayısıyla bunun bir fonu olmalı. Bütün dünyada buna ayrılmış bir fon var ama Türkiye’de böyle bir para yok. Devlet veya Sağlık Bakanlığı bu alana para ayırmadıkça, bu sorunun çözülme şansı yok. Bu testi yapan kurumların elinde para olmadıktan ve devlet bu kurumlarla, ‘her donör olacak kişinin test parasını ben karşılıyorum’ şeklinde bir protokol yapmadıktan sonra bu durum devam edecektir.”

“BAZI HASTALAR İLİK NAKLİ BEKLERKEN ÖLÜYOR”

Prof. Beksaç’ın çözümle ilgili görüşleri ise şöyle: “Biz DPT’den aldığımız o fonla 12 bin verici kaydına ulaştık, o fon olmasa bu rakama da ulaşamazdık. Erişkin vericiler için bizde yeterince kaynak yok. Geçtiğimiz yıl Maliye den temin ettiğimiz ödenek akraba dışı kordon kanı bankasının gereksinimlerini ve kapasitesinin artmasını ancak karşılıyor. Son yıllarda Ankara ve İstanbul’daki doku bankalarının faaliyetleri ve yurdumuzdaki başarılı nakil merkezleri nedeniyle ilik nakli için kimse yurtdışına gitmiyor. Biz yurtdışından kanları getirtip burada analiz ediyoruz ama bu durumda da zaman kaybı oluyor, hem iş yükü hem de bürokrasi artıyor. Bazen hasta bu kadar bekleyemiyor ve belki de beklerken ölüyor. (www.kokhucrebagisla.com
www.kordonkanibagisla.com) Bu sorunların yaşanmaması için biraz daha destek gerekiyor. Yani Sağlık Bakanlığı kaynağını Kızılay’a aktarıyor, maalesef Ankara ve İstanbul’daki üniversitelerdeki doku bilgi bankaları bu desteklerden yoksun.”

Sayfa Yükleniyor...