NTV

Tıpta Uzmanlık Sınavı nasıl olmalı?

ntv.com.tr

Sağlık
TUS ANA

ÖSYM’nin 2013 sınavındaki 6 yanlış sorunun mahkemece iptalini gerekçe göstererek Tıpta Uzmanlık Sınavlarında yazılı sınav sistemine geçileceğini açıklaması tıp camiasında tartışma yarattı.

Altı yıllık tıp eğitiminin sonunda uzmanlık için Tıpta Uzmanlık Sınavına (TUS) giren hekimler hedefledikleri alanlarda eğitim almaya hak kazanıyor. Her ne kadar tartışmalı sorularla karşılaşılsa da tıp camiası tarafından, bu sınavın en objektif yöntem olduğu kabul ediliyor. Hekimler çalışmaktan çekinmediklerini, ancak adaletli bir şekilde sınav ve yerleştirme yapılması gerektiğini dile getiriyor.

Sağlık ve İnsan Dergisi’nden Esra Öz’ün haberine göre, ÖSYM’nin TUS’ta açık uçlu, yazılı sınav sistemine geçileceğini açıklaması, tıp dünyasında paniğe yol açtı. Doktorlar, “TUS nasıl yapılmalı, değişim kararı çözüm mü ve çözüm sizce ne olmalı?” sorularını yanıtladı.

“OBJEKTİF VE YETERLİ BİLİRKİŞİLER DEĞERLENDİRME YAPMALI”

TUS’un bilgi ölçmeye yönelik bir yöntemle ve objektif değerlendirmeyle yapılması gerektiğini belirten Dr. Özlem Oğul, “Test de olsa yazılı da olsa sınavı yapan ve değerlendiren kurum açısından güvenli değil maalesef. Objektif ve yeterli bilirkişilerin soru hazırlayıp değerlendirme yapacağı bir oluşum gerekli. Bu değişim kararı kesinlikle çözüm değil. Bana göre daha çok suistimale zemin hazırlamaktır. Bu da daha çok emeğe haksızlık demektir. Bana kalırsa Tıpta Uzmanlık Sınavından ÖSYM uzak dursun, elini çeksin. Uzmanlık sınavı için tıp otoritelerinin sorumluluğunda bir oluşum düşünülebilir” dedi.

“TUS’UN OBJEKTİF VE KALİTELİ BİR SINAV OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

TUS’un bilgiyi ölçmek ve belli yeterlilikte olanları seçmek için değil adaylardan bir kısmını elemek için yapılan bir sınav olduğunu belirten Dr. Fatih Beşer’in yorumu ise şöyle: “Bu bir yarış olduğuna göre, sınav objektif, güvenilir ve hızlı açıklanan bir sınav olmalı. TUS mevcut haliyle 6 yıllık eğitimin tamamını sorgulayan ve eğitim sürecinde alışık olduğumuz sınavlar şeklinde yapılmakta. Ben bu haliyle TUS’un objektif ve kaliteli bir sınav olduğunu düşünüyorum. Oluşan mağduriyetlerin ÖSYM’nin açıkladığı gibi; yöntemle akalı olduğuna katılmıyorum.

“SINAV KAĞITLARINI HANGİ YÖNTEMLE, KAÇ AYDA OKUYACAKLAR?”

Yapılacak olan bu değişikliğin çözüme hiçbir katkısı olacağını düşünmüyorum. Sınavın tamamının açık uçlu sorulardan oluşabileceğini sanmıyorum. Sınavın içinde yüzde 10’luk dilimi kaplayan açık uçlu sorulan geri kalan yüzde 90’lık test sorularının hatasız olduğunu nasıl garanti edebilir? 10 bin kişinin katıldığı sınavı hangi yöntemle kaç ayda okuyacaklar? Bunun sınava tek etkisi, sınav sonuçlarının çok geç açıklanması ve belki de TUS’un senede bir kez yapılması olur.”

“TUS TARİHİNDE BÖYLE BİR SORU ÖRNEĞİ YOK”

ÖSYM açıklaması ile TUS’a gireceklerin şaşkına döndüğünü belirten Dr. Fatih Batı ise şöyle konuştu: “ÖSYM açık uçlu sınavdan bahsediyor ve TUS tarihinde böyle bir soru örneği şimdiye kadar hiç uygulanmamıştır. Öncelikle şunu belirteyim ki TUS, iyi bir hekimliğin önündeki en büyük engeldir! Çünkü tıp fakültesi öğrencilerinin neredeyse tamamı bu sınava endeksli ve bu sınavı kazanmak için çalışıyor, çabalıyor. TUS, dünyanın en zor 2.bilim sınavı unvanını elinde bulunduran, ülkemizin en zorlu sınavıdır. Bu zorluklar içinde TUS’u açık uçlu sınav haline getirip, insanların anayasal hakkı olan bilgi edinme ilkesi çerçevesinde, girdiği sınavın sorularını görme yetkisini dahi gasp ederek işi yokuşa sürmesi, en adil, en adaletli olması gereken kurumların başında gelen ÖSYM’ye asla yakışmamaktadır.”

"YAZILI SINAVDA NASIL BİR DEĞERLENDİRME YAPILACAK?"

6 yıl tıp fakültesinde okuduktan sonra mesleki anlamda tatmin olmak için meslektaşlarının uzman olmak istediğini kaydeden Uzm. Dr. Erdinç Nayır şunları söyledi: “Bir sınava giriyorsunuz, bir yeri kazanıyorsunuz, 1-2 yıl sonra deniliyor ki, sorular hatalıydı, baştan hesaplama yapacağız ve kazandığınız yer değişebilir. Belki de o kişi kazanamamıştı. Kaç sınav oldu hatırlamıyorum ama sürekli sınavlarda sorularda hata çıkıyor ve yeniden hesaplama yapılıyor. Her TUS’a ortalama 10-12 bin doktor katılıyor. Sınav çoktan seçmeli olmasına rağmen her sınavda 6-9 soru civarında yanlış, hatalı soru yöneltiliyor. Sınavdaki hatalar insan hayatını nasıl olumsuz etkiliyor, bunu ben çevremdeki meslektaşlarımda maalesef çok net görüyorum. Çoktan seçmeli bir sınavda soru hazırlamada ve değerlendirmede hata yapılırken, açık uçlu ve yazılı bir sınavda nasıl bir değerlendirme yapılacak çok merak ediyorum. Adil olacak mı?”

“10 BİN KİŞİNİN KAĞIDINI BİR MEMUR MU, BİR DOKTOR MU OKUYACAK?”

10 bin kişinin kağıdını aynı kişi okuyabilecek mi? Belli bir standardı olacak mı bu işin? 10 bin kişinin kağıdını bir memur mu okuyacak, yoksa bir doktor mu değerlendirecek? Akut böbrek yetmezliğini, ABY diye kısaltan bir doktorun sorusu doğru olarak kabul edilecek mi? Henoch-Schönlein Purpurası gibi hastalıkların veya Pseudomonas aeruginosa gibi yazılması sıkıntılı mikroorganizmaların isimlerini sınav stresi ile kaç doktor doğru yazabilecek? Hatta 1-2 harf yanlış olsa doğru kabul edilecek mi?”

TUS DEĞİŞİKLİĞİNİN HUKUKİ BOYUTU 

Yaşam Bilimleri Hukukçusu Avukat Burçak Ünsal’ın değerlendirmesi ise şu şekilde: “Sağlık Bakanlığı yönetmeliğinde TUS’un çoktan seçmeli mi, yazılı mı olması gerektiğine ilişkin bir açıklama yer almamakta, bu açıklama ÖSYM tarafından yayınlanan ve tebligat hükmünde olan ilanlarda belirlenmektedir. Yani teorik olarak ÖSYM’nin bu değişikliği yapması, idari ve yasal denetime tabi olmakla birlikte, mümkündür. Devletin anayasal görevi olan sağlık hizmetini ve kamu sağlığını ilgilendiren pozitif bir bilim dalının meslek sınavı “ucu açık” sorulardan oluşamaz. Bu anlamda yapılan açıklama çok talihsizdir. On binlerce kişinin yazılı sınavını kaç bin kişi okuyacak ve notlayacaktır? TUS’un en objektif ve yapılabilir şeklinin; net cevapları olan, çoktan seçmeli bir sınav olduğu açıktır. Eğer bir sınavda yanlış soru çıkıyorsa yapılması gereken en basit, masrafsız ve hakkaniyete uygun şey yanlışların olmamasını sağlamak, yapılan yanlışı da telafi etmektir. ÖSYM’nin bu beyanlarının sadece açıklama olarak kalması mantığa daha yakın geliyor.”

ETİKETLER