Sağlık Bakanlığı, Türkiye'de 2010 yılında verem savaşı dispanserlerine kayıtlı toplam verem vaka sayısını 16 bin 551, yeni vaka sayısını 15 bin 183 olarak gösteriyor. Bu hastaların yüzde 60'ını erkek, yüzde 40'ını ise kadın hastalar oluşturuyor.

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Nihat Tosun, 65. Verem Savaşı Eğitim ve Propaganda Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, halk arasında verem olarak bilinen tüberkülozun ''Mycobacterium tuberculosis'' basili tarafından oluşturulan ve solunum yoluyla bulaşan bir hastalık olduğunu söyledi.

Veremle ilgili toplumun bilgilendirilmesi ve bu hastalığa karşı bütün kesimlerin dikkatinin çekilmesi amacıyla her yıl ocak ayının ilk pazar gününden başlayan haftanın ''Verem Savaşı Eğitim ve Propaganda Haftası'' olarak belirlendiğini ifade eden Tosun, veremin tarihinin çok eski olduğunu ve hala tüm dünyada bir halk sağlığı sorunu olarak önemini koruduğunu vurguladı.

2-3 HAFTADAN UZUN SÜREN ÖKSÜRÜKTEN ŞÜPHELENİN
Tosun, veremin halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ateş, gece terlemesi, çocuklarda kilo alamama gibi bulgularla kendini gösterdiğini dile getirerek, akciğer tüberkülozunda öksürük, balgam, öksürükle kan tükürme, göğüs-sırt-yan ağrısı, nefes darlığı şikâyetleri görüldüğünü söyledi.

İki-üç haftadan uzun süren öksürüğün olması durumunda veremden şüphelenilmesi gerektiğinin altını çizen Tosun, bu yakınmaların başka birçok hastalıkta da görülebildiğinden bu tür şikâyetleri olanların aile hekimlerine ya da en yakın verem savaşı dispanserine müracaat etmesi gerektiğini belirtti.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) raporlarına göre, günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin (2 milyar kişi) tüberküloz mikrobu ile enfekte olduğunu dile getirerek, ''Bu insanların yüzde 10'unun, yaşamlarının bir döneminde vereme yakalanma ihtimali bulunmaktadır'' dedi.

DSÖ tarafından her yıl dünyada yaklaşık 9 milyon kişinin verem hastalığına yakalandığı ve 2010 yılında 1,5 milyon insanın bu hastalıktan öldüğünün belirtildiğine dikkati çeken Tosun, ''Dünya genelinde tüberkülozun en yüksek olduğu bölgeler; Afrika ve Güney Doğu Asya bölgeleridir. Verem, dünyada bir tek etkene bağlı olup tedavisi olmasına rağmen en çok ölüme yol açan hastalıklardan biridir'' diye konuştu.

RAKAMLARLA TÜRKİYE’DE TÜBERKÜLOZ
Tosun, ''DSÖ Küresel Tüberküloz Kontrolü 2011 Raporu verilerine göre Türkiye'nin 2010 yılı Tüberküloz prevalans hızının yüz binde 24, insidans hızının yüz binde 28, mortalite hızının ise yüz binde 3.1'' olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''Ülkemizde, 2010 yılında verem savaşı dispanserlerine (VSD) kayıtlı toplam tüberküloz vaka sayısı 16 bin 551, yeni vaka sayısı 15 bin 183'tür. Bu hastaların yüzde 60'ı erkek, yüzde 40'ı kadındır. Hastaların yaklaşık yüzde 65'inde akciğer tüberkülozu varken, yüzde 35'inde akciğer dışındaki organlarda (Lenf bezleri, plevra, kemik, böbrek, beyin gibi) tutulma görülmektedir. Türkiye'nin, 2009 yılı yeni yayma pozitif olgularda tedavi başarısı yüzde 91'dir. Yeni yayma pozitif olgularda tedavi başarısı konusunda Türkiye DSÖ Avrupa Bölgesinde yer alan 53 ülke arasında başarı sıralamasında 3. sırada yer almaktadır.''

ELEKTRONİK TÜBERKÜLOZ YÖNETİM SİSTEMİNE GEÇİLECEK
Türkiye'de veremle mücadelenin Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği ''Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisi (DGTS) ve Stop TB Stratejisi'' çerçevesinde yürütüldüğünü anlatan Tosun'un verdiği bilgiye göre, Stop TB Stratejisi hedeflerine ulaşabilmek için Bakanlık tarafından verem savaşı hizmetlerine ilişkin yeni faaliyetler gerçekleştiriliyor.

Bu kapsamda, Verem Savaşı Dairesi Başkanlığı tarafından verem savaşı dispanseri hekimlerine 2009 yılında ''Mesleki Gelişim Eğitimleri'' veriliyor. 2009 yılında 43, 2010 yılında ise 198 hekim eğitildi. 2011 yılı içinde bu eğitimler sertifikalı eğitim programı kapsamında uygulanmaya başlandı ve 181 hekime sertifikalı eğitim verildi. Ülke genelinde, tüberküloz tanı ve tedavisinde gerekli standartları yakalamak amacıyla ''Tüberküloz Tanı ve Tedavi Rehberi'' hazırlandı. Tüberküloz hastalarının eğitimi ve bilgilendirilmesi çalışmaları kapsamında ''Verem Hastaları ve Hasta Yakınlarını Bilgilendirme Rehberi ve Veremli Hastaların Hak ve Sorumlulukları'' kitapçığı hazırlandı.

Veri kalitesi ve tamlığını artırmak, programın izleme ve değerlendirmesinin anlık yapılmasının sağlanması ve bu sayede ulusal tüberküloz kontrol programının güçlendirilmesi amacıyla Verem Savaşı Dairesi Başkanlığınca Elektronik Tüberküloz Yönetim Sistemi (e-TYS) kurulması çalışmaları tamamlanmak üzere. Sistemin pilot uygulamasına 2012 başında geçilmesi planlanıyor.

Adana, Kayseri, Eskişehir, Samsun, İzmir, İstanbul, Bursa, Antalya, Trabzon, Erzurum, Diyarbakır, Edirne, Aydın, Muş, Konya, Sakarya, Van ve Gaziantep illerindeki mobil tarama ekipleri tarafından 1 Ocak-30 Haziran 2011 tarihleri arasında 181 bin 191 kişi tarandı ve 2 bin 495'ine tüberküloz şüphesi ile ileri tetkikleri yapıldı, 33 kişide tüberküloz saptandı.

Sağlık Bakanlığı, bugün itibariyle 196 verem savaşı dispanseri, 22 bölge tüberküloz laboratuvarı, 4'ü eğitim-araştırma hastanesi olmak üzere 16 göğüs hastalıkları hastanesi ve diğer bütün birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşları ile verem savaş hizmetlerini sürdürüyor.

TEDAVİYLE YÜZDE 95-99 İYİLEŞME SAĞLANIYOR
Verem hastalığında, ortalama 6-8 aylık bir tedavi süresi ile yüzde 95-99 iyileşme sağlanıyor. İlaç tedavisine başlandıktan 15-20 gün sonra bulaştırıcılık ortadan kalkıyor. Verem tedavisinde ilaçların düzenli kullanılması önem taşıyor. Çünkü tedavinin yarım bırakılmasıyla birlikte hastalar etrafa basil yaymaya devam ediyor. Tedavi süresinde ilaçların eksik ya da düzensiz kullanılması nedeniyle hastalık düzelmiyor, aksine kullanılan ilaçlara direnç geliştirebiliyor. Bu durumda hastalığın tedavisinde daha fazla ilaç kullanmak gerekiyor ve tedavi süresi iki yıla kadar uzayabiliyor. Türkiye'de verem hastalığının teşhis ve tedavisi ücretsiz olarak yapılıyor. Tedavide kullanılan birinci ve ikinci seçenek tüberküloz ilaçları verem savaşı dispanserlerinden ücretsiz olarak veriliyor.