NTV

Türkiye’de HIV hızla yayılıyor

Sağlık

Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya gibi HIV’in hızla yayıldığı ülkeler arasında yer alıyor. Her yıl 200 yeni HIV pozitif teşhisi konuyor. 2008’in ilk 6 ayında 250 kişilik artış olduğunu söyleyen yetkililer durumu, “Trend korkutucu” diye özetliyor.

Ortalama yılda 500 kişi anlamına gelen bu sayı son 20 yılın en ciddi oranı. Araştırmalar 2005 yılında resmi olarak kayıtlı HIV taşıyıcısı sayısının iki katına çıktığını ve bu durumun 2006 ve 2007 senelerinde de aynı şekilde devam ettiğini gösteriyor. Yani Türkiye’de HIV pozitif sayısı her geçen gün katlanarak artıyor.

Rakamlar adeta buz dağının görünen yüzünü oluşturuyor. Çünkü izleme ve değerlendirme mekanizmalarındaki eksiklik nedeniyle gerçek rakamların mevcut rakamların 10 katı kadar olduğu tahmin ediliyor. 70 milyonluk nüfusunun yüzde 50’si genç olan Türkiye’de HIV vakalarındaki bu ürkütücü artışa rağmen korunma ve önleme mekanizmalarının yeterince çalışmadığı belirtiliyor. Tüm dünyada ise 40 milyon HIV taşıyıcısı olduğu tahmin ediliyor. Ancak bunların ne kadarının hasta olduğu tam olarak bilinmiyor.

HIV/AIDS ile yaşayan kişiler arasında iletişim ağı kurarak tedaviye erişimlerini kolaylaştırmak, yaşam kalitelerini artırıcı bilgilendirme çalışmaları yapmak, kendilerinin ve yakınlarının fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan güçlenmelerini sağlamak, yaşadıkları hak mahrumiyetlerinde savunuculuk görevlerini yerine getirmek amacını güden Pozitif Yaşam Derneği verileri Türkiye’deki HIV/AIDS gerçeğini şu başlıklarla ortaya koyuyor:

HIV/AIDS YANITINDAKİ GÜÇLÜ YÖNLER VE KAZANIMLAR

ÜLKEMİZDE HIV/AIDS YANITINDAKİ ZAYIF YÖNLER
1-İnsan Haklarının tanıtımı ve uygulanması
Bu konunun gelişmesindeki en büyük engel CYBE ve HIV/AIDS’in korunması yönünde hükümetin ve Sağlık Bakanlığı’nın ayrılmış bir bütçesinin ve de kurumsal yapısının olmamasıdır. Ayrıca Türkiye’de bulunan Ulusal AIDS Komisyonunun yasal bir bağlayıcılığının olmaması da bu konu önündeki en büyük engel olarak gözükmektedir.

2-Ayrımcılık
Bir başka başa çıkılması gereken konu ise toplumdaki bilgisizliğe ve yanlış bilgilendirmeye bağlı olarak oluşan HIV ile yaşayan kişilerin karşılaştığı ayrımcılık konusudur. Psikolojik olarak yapılan baskı, kişilerin toplum içerisinde diğer vatandaşlarla eşit haklara sahip olmasını engellemektedir. Ülkemizde yaşanan bu gibi durumlarda, HIV ile yaşayan kişiler işlerini ve böylece sosyal güvencelerini kaybetmekte, sağlık hizmetlerinden yararlanma haklarından mahrum kalmaktadırlar. UNAIDS ve diğer BM Ajansları tarafından yapılan araştırmaların çoğunda HIV + kişilerin en fazla ayrımcılığa sağlık alanında maruz kaldıklarını göstermektedir ve bu vakaların çoğunda mahremiyet göz ardı edilmektedir.

3-HIV Tedavisi
Sağlık hizmetlerinde karşılaşılan ayrımcılığın yanı sıra karşılaşılan bir diğer problem de HIV tedavisinin mutidisipliner bir yaklaşımla yapılmamasıdır. Enfeksiyonun kabulü için gerekli olan psikolojik destek genel olarak sağlanmaktadır ancak HIV + kişilerin tedavi aldıkları taktirde sağlıklı bir yaşam sürdürebilecekleri gerçeği bu desteğin dışında bırakılmaktadır.

4-Genel Yasa Sistemi
Türkiye’de HIV ile ilgili olarak bir yasa bulunmamakta ancak genel yasalar HIV + kişilerin haklarını genel hasta ve vatandaş hakları bağlamında sağlamaktadır. 1998 senesinde onaylanan hasta hakları yasası kişilerin tedavi alma, sağlık hizmetlerine ulaşım ve ayrımcılıktan uzak bir yaşam sürdürmeleri haklarını garantilemektedir.

5-Gönüllü Test Merkezleri
Türkiye’de DSÖ ve UNAIDS gibi uluslararası organizasyonlar tarafından test öncesi ve test sonrası danışmanlık gerekli görülmesine rağmen her zaman bu servisler sağlanmamaktadır. Sonuç olarak, yeni tanı almış HIV + kişiler yanlış olarak bilgilendirilmekte ve bu nedenle çoğu vaka psikolojik travma ile sonuçlanmaktadır.

6-Genel Sağlık Sigortası
Türkiye’de tedaviye ulaşım genel sağlık sistemi tarafından sağlanmaktadır. Ancak sağlık sigortası olmayan HIV + kişilerin sigortalanması ve tedaviye ulaşması için başvuru sonrasında neredeyse 1-3 ay geçmektedir.

7-Medyanın Rolü
Türkiye’de özellikle televizyon en etkili bilgilendirme kaynağı olmasına rağmen HIV/AIDS ve cinsel sağlık konuları yeterli derecede ele alınmamaktadır. Bununla birlikte HIV/AIDS ile ilgili yapılan televizyon spotlarının fiyatlarının yüksek maliyetlere neden olmasından ötürü bu medya organı yanlış bir şekilde ve sınırlı kullanılmaktadır.