Adana’da 5.5 aylık hamile Hatice Demet Buzpınar’ın karnındaki ikiz bebeklerden birinin Down sendromlu olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Evrüke, ailenin rızası ile bebeğin kalbini durdurmuş, bunun üzerine Hetice Demet Buzpınar ve karnındaki ikiz bebekleri hayatını kaybetmişti.

38 yaşındaki kadının ailesi kusurlu olduğu iddiasıyla doktor hakkında suç duyurusunda bulunurken, olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan ve üniversitenin Balcalı Hastanesi’nde de özel statüde görev yapan Prof. Dr. Cüneyt Evrüke’nin kontrolünde olan Hatice Demet Buzpınar’a yapılan amniyosentez testinde ikizlerden birinde down sendromu olduğu belirlendi.

Prof. Dr. Cüneyt Evrüke, Buzpınar’a down sendromu olan bebeğin kalbine iğne yapılarak gelişiminin durdurulabileceğini ya da bu şekilde dünyaya getirebileceğini söyledi. Genç kadın, down sendromlu bebeğin kalbinin durdurulmasını isteyince 13 Şubat’ta Balcalı Hastanesi’nde operasyon yapıldı, bebeğin kalbi iğne ile durduruldu ve küçülerek yok olmaya terk edildi.

ANNE KALP KRİZİNDEN ÖLDÜ
Taburcu edildikten 2 gün sonra fenalaşan Hatice Demet Buzpınar hastanede 2 gün yattıktan sonra 18 Şubat’ta ameliyata alındı. Bu ameliyatta genç kadının kalbi durdurulan bebeği, ikizi ve rahmi alındı. Ameliyatın ardından yoğun bakıma kaldırılan Hatice Demet Buzpınar, burada gelişen komplikasyon sonrası kalp krizi sonucu öldü. Aile, Prof. Dr. Cüneyt Evrüke hakkında ’ihmal’ iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Cumhuriyet Savcılığı olayla ilgili soruşturma başlattı.

’İSTEMEDİĞİMİZ BİR KOMPLİKASYON OLUŞTU’
İhmal iddialarını kabul etmeyen Prof. Dr. Cüneyt Evrüke, yaşananlardan kendilerinin de büyük üzüntü duyduğunu belirterek şunları söyledi:

"Aileye isterlerse bebeklerden birinin down sendromlu, birinin normal doğabileceğini veya ikisini birden alabileceğimizi veya bir gebeliği sonlandırıp diğerini devam ettirebileceğimizi söyledim. Aile down sendromlu gebeliğin sonlandırılmasını istedi. Bunun risklerini anlattım. Enfeksiyon veya düşük olabileceği gibi şeyleri anlattım. Gebeliğin sonlandırılmasıyla ilgili de sorun yaşamadık. Taburcu olup gittikten sonra, hastanın ateşi olması üzerine beni aradılar. Ben de bu durumu önemsediğim için Balcalı Hastanesi’ne gitmelerini önerdim. Oradaki ekip hastanın takibini yaptı, bebeklerden birinin kalbinin attığını, problem olmadığını, ateşi olmadığını söylediler. Ancak bir gün sonra muhtemelen ana rahminde değişik olaylar gelişerek problem çıkıyor. Pazartesi sabah ben muayene ettiğimde hemen hastanın ameliyata alınması gerektiğini söyledim. Kalbi durdurulan bebeğin ikizi de sıkıntıya girmişti. Annenin kanaması vardı. Acilen apar topar ameliyata aldırttım. Ameliyata da Balcalı’da hocalarımızla birlikte girdik. Böyle bir durumda ben de girmek zorundayım ve girdim. Fakat ameliyat sırasında her şey yolunda gitmesine rağmen, ameliyattan sonra yoğun bakımdayken ani bir kalp krizi ve kalp durması nedeniyle anneyi kaybettik. Kimse böyle bir şeyi istemez. Bu işi hiç bilmeyen birisi değilim. Aile acılı oldukları için haklı. Ben de olsam aynı tepkiyi gösteririm. Ailenin de doğal olarak bilmediği şeyler var. Her şeyin olduğu gibi ameliyata girerken de riski var. Ben aileye riskten bahsettim. Her şey prosedüre uygun yapıldı. Bu işi yıllardır yapıyoruz ama bu sefer kötü gitti. İstemediğimiz bir komplikasyon oluştu. Benim 5 aydır takip ettiğim bir hastaydı. Ben de çok üzgünüm."

TJOD: UYGULAMA NORMAL
Prof. Dr. Cüneyt Evrüke’nin de mensubu olduğu Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği de bir açıklama yaptı. Dernek başkanı Prof. Dr. Cansun Demir adına yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Prof. Dr. Evküre, aileye bebeklerden birinin Down sendromu taşıdığını ve bununla ilgili olarak gebeliği devam ettirme veya sonlandırma kararının kendilerine ait olduğunu belirterek yapılacak işlemler ile ilgili olası riskleri anlatmıştır. Zaten bu etik olarak olması gereken ve tıbbi olarak da zorunlu bir bilgilendirmedir. Bu tür talihsizliklerin bu tür komplikasyon riski olan vakalarda daima var olduğu gerçeğinin akılda tutulması gerekmektedir.

'HEKİMLER HEDEF HALİNE GETİRİLMEMELİ'
Tedavisi mümkün olmayan, doğumdan sonra bebeğin ve ailesinin hayatına ağır hasar verecek sakatlıklar hamileliğin 10’uncu haftasından sonra tespit edildiğinde, ailenin isteği doğrultusunda ve tıbbi bir kurul kararıyla gebelik sonlandırılması yasaldır. Yaşanan olay elbette son derece üzüntü vericidir, ailenin üzüntüsünü anlıyor ve acılarını paylaşıyoruz. Ancak bu ve bu tür olaylarda hekimin hedef haline getirilmeden soğukkanlı ve sağduyulu yaklaşımın hem toplum hem de biz hekimler için çok daha yararlı olacağı unutulmamalıdır."

DOWN SENDROMU HAKKINDA...
Trizomi 21 ya da mongolizm olarak da adlandırılan down sendromu, vücut hücrelerindeki kromozom sayısının anormal olması sonucu ortaya çıkan genetik bir anormallik. İnsan vücut hücrelerinin çekirdeklerinde 23 çift, toplam 46 kromozom bulunur. Down sendromunda 21’inci kromozomda fazladan bir genetik materyal vardır. Yani bu kromozomun iki tane olması gerekirken, down sendromlu kişilerde üç tanedir ve kromozom sayısı 47 olur.