Yazar Ayşe Acar'ın, "Anneee! Anne oluyorum!" isimli ilk kitabından sonra "Kanadalılaştırmadıklarımızdan mısınız?" adlı ikinci kitabı çıktı...

Kitapta, 40 yaşından sonra okyanus ötesi bir ülkede hayata yeniden başlamak, tutunmaya çalışmak, eski olana veda edebilmek gibi felsefi kavramlar Ayşe Acar'ın kişisel deneyimleriyle anlatılıyor. İki çocuk annesi bekar bir kadının yaşadığı sıkıntılar, çektiği zorluklar, düşülen komik durumlar kitapta yazarın kendine özgü esprili diliyle anlatılıyor. Kitap aynı zamanda  "Kanada'da nasıl okul bulunur?”, “İş nasıl kurulur?” gibi stratejik konuları da içeren bir yol gösterici...

YAZAR HAKKINDA: AYŞE ACAR KİMDİR?

Karakarga Yayınları 148 sayfa, 22 TL
Karakarga Yayınları 148 sayfa, 22 TL

Ayşe Acar, 10 Ağustos 1974’de doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra 1996 yılında Sabah Gazetesi'nin reklam departmanında işe başladı. Sonraki yıllarda NTV ve Vatan Gazetesi'nin reklam departmanlarında yönetici olarak çalıştı. Kariyerini değiştirmesine yol açan olay, 2004 yılında ikizlerine hamile kalmasıyla gerçekleşti. Yazı işlerindeki arkadaşlarına hamilelik maceralarını anlatırken, kendini hafta sonu eklerinde köşe yazısı yazarken buldu. Ayşe’nin İkizleri’nin ilk yazısı Vatan Gazetesi'nde 11 Eylül 2004’de yayınlandı ve çocukları Defne ile Ege'nin ilkokula başladığı 2011 yılına kadar sürdü. Bu süre zarfında, bu köşede tüp bebek tedavisi, prematüre doğum, hamilelik, bebeklik ve büyüme dönemlerini kapsayan her konuda, makaleler yazdı; alanında uzman doktorlarla röportajlar yaptı. Nisan 2009'da "Anneee! Anne oluyorum!" isimli ilk kitabı yayınlandı. 2007-2011 yılları arasında Vatan Gazetesi'nin hafta sonu eklerinde spor, sanat, siyaset, iş, moda dünyasının etkili isimleriyle röportajlar yaptı. 2011 sonrası farklı medya grupları için serbest çalışmaya devam eden Ayşe Acar, şu anda Kanada'nın Vancouver şehrinde ikizleri Defne, Ege ve dört ayaklı çocuğu Mişka ile birlikte yaşamaktadır.

CHRISTMAS GECESİ DİLEK TAŞI DİNLEMEK (KİTAPTAN...)

Bir gün kafam atıyor. Gitmeye karar veriyorum. Akıllı insan işi değil. Üzerinde uzun uzun düşünülerek verilebilecek bir karar hiç değil. Fevri bir kişiliğe sahip olman, "Önce yapayım, sonuçlarını sonra düşünürüm!", "Memleket kaçmıyor ki, baktım yapamıyorum, dönerim" diyebilecek rahatlıkta biri olman lazım. Ben tam böyleydim. Şahane bir şuursuzluk hali. Tek bir amacım vardı. Beş yıl sürecek lise eğitimleri boyunca, çocuklarımın yanında olacaktım. Bu süreçte mutlu olup olmamak, bilmediğim bir kültüre alışıp alışamamak benim için önemli değildi . Çocuklar üniversiteye girdiklerinde ise, ister kalacak, ister dönecektim.
Bu düşünceyle, bütün evimi kaplumbağa gibi sırtımda taşıyarak, iki çocuk ve bir köpekle haritada yerini bile bilmediğim Kanada'nın Vancouver şehrine göçüyorum.
İlk bir yılda başıma neler gelmiyor ki, yolda ayı ile karşılaşmaktan, polis tarafından takip edilip durdurulmaya, Kuzey Amerika kıyafet kodunu tutturamayıp ortamlarda gülünç duruma düşmekten, hayatında spor yapmamış bir insan olarak dağa taşa tırmanmaya, matkapla duvarları delip resim asmaktan, avize tamir etmeye, kar küremekten, çöp yıkamaya,  Christmas gecesi rakı içip "Dilek Taşı" dinlemekten, Ramazan Bayramı'nda aşure yapıp komşulara dağıtmaya, derken... Ben başka bir Ayşe oluyorum.

"Mevlana Celaleddin Rumi 'Yola çıkana, yol görünür' demiş"

Yolda yürüdükçe, yol bana kendini göstermeye başlıyor. Çocukların eğitimi buzdağının görünen yüzü... Esas ben hayatımın en büyük öğrenme sürecine çıkmış oluyorum. Ülkemden binlerce kilometre uzakta ve sevdiklerimin yokluğunda, bambaşka bir kültüre adapte olmaya çalışırken kendi gücümü yeniden keşfetmek zorunda kalıyorum. Doğru bildiklerim zamanla değişiyor, ön yargılarım kırılıyor, egom sıfırlanıyor. Kendimle başbaşa kaldıkça, kendime sorular sordukça yıllardır kapanmayan yaralarım kapanıyor. İyileşiyorum.
Zamanla Kanadalıların kurallarını, kültürlerini anlamaya, adapte olmaya başlıyorum ama bu Kanadalılaştığım anlamına gelmiyor. Benim zenginliğim geldiğim yer, kültürüm, toprağım... İnsan kökünden kopmaz, kökünden gelişir, yayılır, büyür. Çok özlüyorum. Her an özlüyorum ama bu yolculuğun bana kattıklarına da şükrediyorum.

ARKA KAPAK YAZISI: ESKİ OLANA VEDA

Ayşe Acar, "huzurlu ülke" Kanada'da kaleme aldığı kitabını dünyanın her yerindeki göçmenlere adamış.
Ayşe Acar, "huzurlu ülke" Kanada'da kaleme aldığı kitabını dünyanın her yerindeki göçmenlere adamış.

Yeniden başlamak, tutunmaya çalışmak, eski olana veda edebilmek, beklenmedik taraflarıyla geleceği kucaklamak, kaç yaşında olursak olalım ve nereden gelirsek gelelim çok zor.
Ayşe Acar, bu kitapta, 40 yaşından sonra, bekar bir anne olarak, iki çocuk ve bir köpekle Kanada’ya yerleşme sürecinde yaşadığı zorlukları, düştüğü gülünç durumları kendine özgü esprili diliyle anlatırken, konuyla ilgili en çok merak edilen "Okul nasıl bulunur?”, “İş nasıl kurulur?”, “Eşyalar nasıl taşınır?” şeklindeki soruları da cevaplandırıyor.
Bu yolculukta, zihinsel sınırların aşılmasına, insanın doğru bildiklerinin zamanla değişmesine, içindeki gücü yeniden keşfetmesine eğlenceli bir şekilde tanık oluyoruz.