İki albüm peş peşe oldu. Beklemiyordum, sürpriz oldu. Funkbook Alaturka albümü Halil İbrahim Işık stüdyosunda kayıtlarını yaptık. Erhan Seçkin davulda, Mehmet Özen bas gitarda, Önder Focan aranjmanlar ve parçalar, Batu Şallıel alto saksafon, ben de tenor saksafon çaldım. Bu albümde türkçe eski parçaları caz haliyle yorumladık. Türk müziğine yakın çaldım. Daha dinlenebilir hale getirdik. Diğer albümün aranjmanını Tolga Bedir yaptı. Caner Üstündağ bas gitarda ve Volkan Öktem davulda yer aldı.

“BENİM MÜZİK HİKAYEM...”

Benim müzik hikayem Adana’da başladı. Babam Kurtuluş adlı bir şarkıcının yanında çalışıyordu. Beni ve kardeşim Batu’yu da yanına alırdı. Her konser sonrası saksafonunu temizlerdi. Yanında oturur onu saatlerce izlelerdik. Babam 7 – 8 yaşlarımdayken bir gün “ya konservatuvar ya okul; hangisini istersin?” diye sordu. Ben okulu tercih ettim fakat bunun yanında enstrüman eğitimi almaya başladım. Çello, keman ya da nefesli bir enstrüman çalmam gerekiyordu. Nefesli enstrümanı tercih ettim. Öncesinde bir hafta kadar keman çalmaya çalıştım ama sonunda fırlattım attım.

“İSTANBUL’LA GELEN MÜZİKAL YAŞAM”

11 yaşında İstanbul’a geldik ve yavaş yavaş müzikal hayatımız başladı. İKSV Genç Caz yarışmasına katıldık. Onun dışında ufak ufak gösteriler yapmaya başladık. Hamdi Akatay ve Mehmet Akatay önderliğinde Dramfest vardı. Orada Laço Tayfa çok popülerdi ve onlardan önce sahneye çıkardık; “Şallıel Bros” olarak.

“Sİ BEMOL KLARNET”

Nefeslilerle alakalı her enstrümanı çalıyorum diyebilirim. Klarnet çalıyorum; si bemol klarnet. Çoğu kişi Hüsnü Şenlendici’den sonra sol klarnet çalmaya başladı. Ama ben her zaman si bemol klarnet çalmayı tercih ettim. Çünkü Batı müziğine çok daha uygun. Onun dışında yan flüt çalıyorum. Normalde ismi “flüt” ama yan olarak tutuluyor. Ve trompetin bir büyüğünü üflüyorum.

“HAYATIMIZDA SİBEL CAN YOKTU”

Evde devamlı Michael Brecker, Bill Evans, Stangenes, Paul Desmond çalardı. Babam bize hep onları dinletirdi. Bize de o parçaları enjekte etti. Sibel Can yoktu hayatımızda mesela.

“RUHUNA VE KULAĞINA GÜVENMELİSİN”

Caz bence ritim üzerine kurulan bir müzik. Ben sahnede her zaman piyano, bas ve davulu dinliyorum. Davulcu ve basçı iyi çaldığı zaman sana da iyi çaldırıyorlar. Ben caz müziğinde kesinlikle notaya bakarak –solo çalarken özellikle- çalma taraftarı değilim. Çünkü sizi engelliyor. Bence ruhuna ve kulağına güvenmen gerekiyor. Parçayı dinleyip, iyice hazmedip ondan sonra solo çalmak çok daha iyi bir şey.

“ANIL’IN GÜNLÜK YAŞANTISI...”

Evden çıktığım zaman mutlaka albüm kayıtlarım oluyor. Radyoda dinlediğiniz nefesli, nefesliyle alakalı şeyleri biz çalıyoruz. Sezen Aksu’da tutun Ajda Pekkan’a, Ajda Pekkan’dan Kenan Doğulu’ya, Volkan Konak’tan Mehmet Erdem’e; bütün popüler parçalarda biz çalıyoruz. Bir nefesli grubumuz var. Solo performans olarak da çalıyoruz. Onun dışında Akustikhane’de en başından beri çalıyoruz. Caz dışında her tarzda çalmaya özen gösteriyorum. Bir tarafımda alaturka çaldığı için; bunu da saksafonda yapan biri yok. Ve bunu en güzel şekilde icra etmeye çalışıyorum.

“SEZEN AKSU İLE ÇALIŞMAK BAŞKA!”

Benim için Sezen Aksu ile çalışmak acayip bir şey! Sezen Aksu divadır! Çok iyi bir insan. Sahnesi harika! Kenan Doğulu da öyle!

“WHAT DA FUNK”

Benim en büyük hayallerimden biri “What Da Funk”dı! Bunu bir şekilde başardım. Böyle bir grubum olsun istedim, başardım ve albüm de çıkardım. Birçok isimle çalışıyoruz, sanatçı dostlarım beni yalnız bırakmıyor. Şimdi tanınan bir grup olduk. Bunun dışında, müzikle istediğim her yere gidiyorum. Birçok ülkede konserler veriyoruz. Böylece hayallerimi gerçekleştiriyorum diyebilirim.

PROGRAMIN TAMAMINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN