Efsaneye dönüşmüş bir seriye devam filmi çekmenin hem avantajı hem dezavantajı vardır. Avantajı şu: arkanda öylesine bir külliyat, öylesine oturmuş bir hikaye vardır ki ne yaparsan yap mahvetmen zordur. Dezavantajı ise şu: O efsaneye sahip çıkan büyük bir seyirci kitlesi vardır, onları memnun etmen gerekir. Hele hayal kırıklığı yaşatacak, geçmişe küfredercesine yenilik adı altında saçma sapan çizgi dışına çıkmalardan kesinlikle uzak durulmalıdır. 

(bkz. Terminator serisi) Adını geniş kitlelere ilk olarak fenomen tv dizisi “Lost”un yaratıcısı olarak duyuran, sonrasında beyazperdeye başarılı işler yapmaya başlayan JJ Abrams, “Star Trek” serisine yıllar sonra getirdiği yenilikçi bakış açısı beğenilince bu önemli göreve, yani 6 filmlik “Yıldız Savaşları” serisine 7. filmi eklemekle görevlendirildi. Gayet yerinde bir tercih olduğu sadece şu basit ayrıntıdan bile anlaşılıyor: Abrams, elindeki gelişmiş teknolojiye rağmen aksiyonun tavan yaptığı savaş sahnelerinde bile, 6. filmin dokusuna zarar vermemek için makyajını sadelikten yana kullanmasını, teknolojinin “renk paleti” konusunda devamlılık sağlaması gerektiğini bilecek kadar zeki birisi.

İlişkili Haberler

George Lucas’ın düşük bir motivasyonla çektiği yakın dönem üçlemenin son halkası “Revenge Of the Sith”in üzerinden 10 sene geçmiş olsa da “Güç Uyanıyor” aslında orijinal üçlemenin tamamlanmasından 32 yıl sonrasına denk geliyor. Yani uzak galaksilere ışınlanmayı özlemiş büyük bir kitle söz konusu. Kontrolün bu kez Lucas’ta olmaması aslında hayırlı bir haber. Zira yeni seri, orijinal üçlemeyi zamanında seyrederek büyüyen ve şimdi yenilik (yoldan çıkma değil ama) peşinde heyecanla yürüyen genç kuşak yönetmenlere emanet. Bu yenilikleri açıklayamıyoruz zira spoiler konusunda SW hayranlarının haklı bir endişesi var. Şu kadarını söyleyelim: “Güç Uyanıyor”, serinin 4. halkası olan “A New Hope” çizgisinde. Tıpkı genç Luke Skywalker gibi “Güç” ile bağını keşfeden bir karakter etrafında öykünün şekillendiğini söyleyip burada bırakalım. Senaryoda da imzası bulunan Abrams’ın orijinal üçlemeyle başarılı bir köprü kurduğunu, böylece sıradaki filmlerin işini kolaylaştırdığını da ekleyelim. “Yıldız Savaşları”nı seven ve anlayanların zaten bu filmi kaçırma lüksü bulunmuyor ama efsaneyle ilk kez tanışacakların elini çabuk tutup önce orijinal üçlemeyi izlemesi, “Güç Uyanıyor”dan alacakları seyir zevkini artıracaktır.