Emre Aydın 1981 yılında Isparta’da doğdu. Müziğe bağlama ile başladı. Hala bağlama çaldığını ancak öncesinde biraz çalışması gerektiğini söyleyüyor. Gitar için ise, “bir grubun gitarcısı olabilecek kadar çalarım” diyor. 

Ona göre rock bir duruş meselesi. Bunu, “Mesela Gökhan Türkmen bence rockçıdır. Okan Bayülgegen rockçıdır ama Beyazıt Öztürk rockçı değildir. Bir magazin programını da rockçı bir taraftan ele alabilirsiniz” sözleriyle anlatıyor. Emre Aydın’ın müzik yolculuğu ve daha fazlası...

“MÜZİĞE BAĞLAMA İLE BAŞLADIM”

Ailem devlet memuriyeti sebebiyle şehir şehir gezerdi. İkinci sınıfa kadar Isparta’daydık. Okulda bağlama kursu açılmıştı. Müziğe bağlama ile başladım diyebilirim. Ortaokul zamanlarında da rock müziği keşfettim ve gitar çalmak istedim. Hiç bir enstrümanla ilgili virtüöz derecesinde değilim. Ama bir türküyü bağlamayla baştan sona çalabilirim. Gitarı ise bir grubun gitarcısı olabilecek kadar iyi çalıyorum. İşimi görecek kadar da piyano çalıyorum. Gitar hevesim başladığında bir grubum olsun istiyordum. Liseye başlamadan hemen önce müzikle ilgili bir şeyler yapacağım kesindi.

“HİT NE DEMEK GÜLPEMBE İLE ANLADIM”

Ortaokuldayken Cem karaca’nın Türkiye’ye döndükten sonra yapığı ilk albümü “Merhaba” çıkmıştı. Yine o dönemde Barış Manço’nun bir konserine gitmiştik. Isparta ya da Anltalya’da gerçekleşen bir konserdi. Hit ne demek orada anladım. Gülpembe’nin ne kadar büyük bir hit olduğunu orada görmüştüm. Aileme “bu eski bir şarkı değil mi, nasıl bu kadar çok dinleniyor ve hala çalınıyor?” diye sormuştum.

 “YAVUZ AYDAR’IN SEVMEDİĞİ ARŞİVİ”

Ntv Radyo programcısı ve benim eniştem Yavuz Aydar dünyanın en büyük arşivcisidir diyebilirim. Ben ondan gidip gidip metal kasetleri alıyordum. O, 1980’den sonra grup çıkmadığını, iyi müzik olmadığını iddia ederdi. Yani sevmediği bütün kasetler bana kalırdı. Onlardan çok fazla beslendim.

 “PARA KAZANMAK ZOR(MUŞ!)”

Üniversiteyi İzmir’de okudum. Okula başlamadan burada neler yapabilirim diye bakındım. Nasıl sahne alabileceğimi araştırdım. Bir grup kurduk ve çok uğraştık. Çünkü bir yerde sahne almak için o mekanın işletmecisini tanıman lazım falan... Müzik para kazandırmayan bir şey diye düşünmedim ama para kazanmanın çok zor olduğunu anlamış oldum. Dört saate yakın programlar yapıyorduk ve para almadığımız zamanlar oluyordu. Belki bir yerden bir yere gidecek kadar; 20 liraya ihtiyacımız vardı ama yol parası bile alamıyorduk.

“SEN ŞARKI DA SÖYLE”

Sesimin güzel olduğunu ilk annem söyledi. Ben gitarcı olmak istiyordum. Evde Sepultura şarkıları çalıyordum. Annem “söyle bakayım” dedi. Ben de “ben gitarcıyım, o işler böyle olmuyor rock başka bir şey!” gibi bir şey söyledim. Ama annem ısrarla “sen şarkı da söyle yoksa işler pek istediğin gibi gitmeyebilir” dedi. Beni şarkı söylemeye tamamen annem teşvik etti diyebilirim.

“AFİLLİ YALNIZLIK’LA BU DÜNYAYA GİRDİM”

Afilli Yalnızlık’tan önce “6.Cadde” isimli bir albümüm var. O başarısız oldu. O albüm çıktıktan ve başarısız olduktan sonra bu işi seviyorum diye yaptım. Umutsuzdum çünkü. Afilli Yalnızlık albümü hazırlandı klip çekildi. Bu albüme en çok inanmayan kişi bendim. Yine olmayacak gibi geliyordu. Ama albüm çıktıktan on gün sonra falan bu camiaya girdiğimi anladım. Klip çok ses getirdi. Şembem Dönmez oynuyordu. Beyoğlu’nda gezerken birkaç yerde şarkımı duydum ve “acaba?” dedim. Olmuştu! Ama her albümden önce bir tedirginlik oluyor o endişe hali geçmiyor.

 “OKAN BAYÜLGEN ROCKÇIDIR”

Rock bir duruş meselesidir. Bir rap sanatçısı da rockçı olarak nitelendirilebilir. Mesele overdrive ne kadar açtığınız değildir. Protest müzik her zaman rock olmayabilir. Bugün çok sakıncalı bir şeyi savunan ama protest bir müzik yapan bir grubu rockçı katagorisine koymayız. Tepki gözteririz sosyolojik olarak. Benim için Gökhan Türkmen rockçıdır. Sanatçının olan biteni nasıl algıladığı, kendinden ne kadar ödün verdiği, neyi nasıl paylaştığı önemlidir. Hayatı, konuyu ele alış biçimi önemlidir. Bir magazin programını da rockçı bir taraftan ele alabilirsiniz. Bence Okan Bayülgen rockçıdır, Beyazıt Öztürt değildir. Bunu kötü bir şeymiş gibi söylemiyorum, yanlış anlaşılmasın. Rockçı olunca iyi, popçu olunca kötü gibi bir şey de demek istemiyorum.

“ZEKİ MÜREN’E BAYILIYORUM”

Neşet Ertaş dinlerim. Dünyanın en biricik, en kendine özgü ve başkasında duymadığım armonileri kullanan bestecisi. Bir yerde çalar ve sonra o şarkıyı nasıl dizdiğine bakarım. Her seferinde şaşırım. Ha şöyle yapmış dediğim olmadı. Aslında popüler müzikte akor dizilimleri bellidir, üç aşağı beş yukarı aynı dizilimde döner. Neşet Ertaş’ta hiç bir zaman aynı dizilimde dönmez. Neşet Ertaş’ta çok enteresan bir besteci. Zeki Müren’e de bayılıyorum. Bence dünyanın en inanılmaz şarkıcısı Zeki Müren. Ciddi söylüyorum böyle bir şey olamaz! Çok önemli bir yorumcu.

“ÇOCUĞUM BELKİ”

Son çıkan parçalarımdan “Çocuğum Belki” şarkısında İzmir, Ege havası var. Başta biraz çekindim çünkü diğer şarkılarımdan çok farklı. Benim dinleyicim de muhafazakardır. Bu Ege tınılarından dolayı endişeliydim ama sonuç endişelendiğim gibi olmadı. Çok sevildi. “Sensiz” ise benim alışılmış parçalarıma benziyor. O da çok sevildi.