HAFTANIN FİLMİ:
“HIZLI VE ÖFKELİ 7”

Haftanın filmi olacak her şey onda. Tutkulu bir seyirci kitlesi var. Paul Walker trajik bir kazada ölmeden önce son kez görünecek perdede. Sonra filmin yönetmeni, 2004 tarihli ilk ve en iyi “Testere” filmini çeken James Wan. Hızsa hız, öfkeyse öfke, güzel kız ve erkekler tamam, üstüne bir de Jason Statham ve Djimon Hounsou gibi farklı kulvarlardan yıldız isimler ile kült aktör Kurt Russell eklenmiş. Güzel bir afiş çalışması yapılmış. Onca kadroya rağmen, bizim yerli filmlerimizdeki gibi 450 oyuncu yer almıyor mesela afişte. Endişelerimiz? Onlar da var tabii. Özellikle öyküyle ilgili. Ekibimiz bu kez ABD hükümeti için yaptırılan özel bir cihazı ele geçirmek zorunda kalıyor.

Onları bu maceraya sürükleyen ise, İngiltere kaynaklı bir intikam meselesi. Tabii işin içinde Jason Statham var. Öfkeli İngiliz, tutup bizim Dom’un evini havaya uçuruyor. Ama hikaye, ilk filmi saymazsak, hiç bir zaman bu serideki filmlerin önceliği olmadı zaten. Dostluk, ihanet ve sadakat temaları ekseninde dönen bir macera var yine karşımızda. Ama hep dediğimiz gibi, “vaat ettiğini yerine getiren her film iyidir”. Serinin 7. ve şimdilik son halkası da vaat ettiğini yerine getirecek donelere sahip. Hiç değilse çekimler sürerken ölen Paul Walker’ı son kez izlemek için bile izlemek isteyebilirsiniz. (3/5)

HAFTANIN ADAM SANDLER KOMEDİSİ
“ŞANS AYAĞIMA GELDİ”

Bir daha film çekmemesi için ABD’de internet üzerinden kampanyalar bile düzenlenen, diğer tarafta ciddi bir hayran kitlesi de olan bir isim, Adam Sandler. Geçmişte “The Waterboy”, “50 First Dates”, “The Punch-Drunk Love” gibi filmlerle kazandığı kredisini, son yıllardaki vasat komedilerle tüketse de yine de bir şansı hak ediyor aslına bakarsanız. Filme gelecek olursak, Sandler bu kez Max Simkin adında babadan kalma mesleği sürdüren bir ayakkabı tamircisi olarak çıkıyor karşımıza. Ama hayatından memnun değil. Bu kısır döngüyü kırıp yeni yerler keşfetmek, yeni insanlarla tanışmak ister. Bir gün, dükkanda babasından kalma bir makine bulur. Sihirli güçleri vardır bu makinenin.

Müşterilerinin ayakkabılarını ayağına geçirdiği anda onların kılığına bürünür. Max’e ilk başta eğlenceli gelse de başkasının ayakkabısıyla hayatın içine girmek giderek zorlaşır, hatta kabusa dönüşür. Gerçek ve fantastik dünyayı birleştiren yapısı ile yine Sandler’ın “Click” filmini anımsatan bu yapımın onun bile gerisinde kaldığını söyleyebiliriz. Filmin oyuncu kadrosu ve yönetmeni ümit verir gibiydi oysa ki. Örneğin Steve Buscemi, tam onuncu kez Sandler’le birlikte rol alıyor. Max’in babası rolünde ise usta isim Dustin Hoffman var. Bir başka usta Ellen Barkin de kadroda. Dan Stevens, müzisyen Method Man gibi isimler de yardımcı rollerde. Yönetmen ise, 2011’de çektiği “Kazananlar Kulübü” ile çok beğenilen, aktörlükten gelme Thomas McCarthy. Ama sonuçta, sadece fanatik Adam Sandler hayranlarına tavsiye edebileceğimiz bir film bu. Nitelikli bir komedi arayanlar için bu hafta işler kesat gibi. (2.0/5)

SİZİN ORALARDA KAHKAHA VAR MI? ...
“FİGÜRAN”

Kendine “yılın en kral komedisi” diyen bir filmle karşı karşıyayız. Kendini baştan öven filmler korkutur bizi. Onlar adına korkarız hem. Karakterimizin adı Mutlu. Figürandır. Bir gün kendi çekeceği filmin başrolünde hayal etmektedir kendini. Çalışkandır, azmetmiştir ama setteki bitmek bilmeyen sakarlıkları başını belaya sokar. Günün birinde o eşsiz filmi çekebilmek için hayal kuran sadece o değildir. Ev arkadaşı Cempo da benzer hayaller peşindedir. Ama kariyerlerinde yükselebilmek için tanınmış bir oyuncuyu projelerinde oynaması için ikna etmeleri şarttır. 

O yıldız, setinde çalıştıkları dizinin başrol oyuncusu Pelin Şafak neden olmasın-dır? Belaltı esprilerin ve küfürlerin havada uçuştuğu haliyle bu film, hikayesiyle ilginç olsa da herkese hitap etmeyeceğe benzer. Oyuncu kadrosunu sayalım: Ceyhun Fersoy, Ferdi Kurtuldu, Erdal Cindoruk, Cem Kılıç ve Serenay Aktaş. Bakın, hala ilgilenmediniz. Yönetmen ise beyazcama yaptığı işlerden tanıdığımız Tolga Çetin. (1.0/5)

..YOKMUŞ
“AŞKOPAT”

Ülkemizde artık çok fazla film çekiliyor, evet. Bunların önemli bir kısmı da komedi. Nicelik, beraberinde kendiliğinden nitelik getirmiyor ne yazık ki. Daha güzel, daha farklı bir film yapalım diye ilham da vermiyor anlaşılan. Artık şöyle sırtını kaba-komediye yaslamayan, iki haftadan daha uzun sürede çekilen filmler göremeyecek miyiz? Bu soruları sorduran bir film var karşımızda. Filmde ilginçtir bir de senaryo var. Yetimhanede yetişen üç kafadar Emre, Salih ve Duman, suç döngüsüne kendilerini kaptırınca hapse düşer. 

Çıktıklarında artık iyi birer insan olacaklarına yemin ederler. Ama girdikleri her düzgün işte çuvallarlar. Hayatlarını değiştiren ise Hadise olur. Hadise ile tanışınca kendilerine çeki düzen vermeye karar verirler. Filmde bazı oyuncular da var. Yıldız Asyalı mesela ama o da her sahnesinde “bu filmde ne işim var” gibi duruyor. Üç kafadarı ise Teoman Gelmez, “Afrikalı” Ali ve şarkıcı Doğuş ile pazuları oynuyor.

Bir yerlerde gözünüze Hakkı Bulut da ilişebilir. Romantik-komedi türünde olduğunu iddia eden filmimizin yönetmeni ise Haydar Işık. (1.0/5)

HAFTANIN “LÜTFEN KORKAR MISINIZ” FİLMİ:
“MÜNAFIK”

Paranormal olaylar denizine hoşgeldiniz. Hikaye 1984 yılına uzanıyor. O dönemin Sovyet ülkesinde paranormal olaylar üzerince araştırmalar yapan Valeria, esrarengiz bir vakayı araştırması için eski sevgilisi Nazım tarafından Türkiye’ye davet edilir. Valeria bayılır bu işe.

“Cinli” diye anılan Nazife Hanım’ı araştıracaktır. Nalbant köyüne gider.

Ama burada kaybolur. Dahası, Nazife Hanım felç geçirir. Nazım ise delirir. Aradan 30 yıl geçer. Ceyda, eşi ve çocuğuyla birlikte babaannesinin terk ettiği bu köye gelir. Ceyda hamiledir. Doğum sancılarıyla birlikte dehşetengiz(!) olayların önündeki sır perdesi de kalkmaya başlar. Özel efektleri için emek harcanan, çekimleri 4 haftada tamamlanan filmin senarist ve yönetmeni Özkan Aksular. Oyuncu kadrosunda ise Levent Sülün, Zeynep Okan ve Balım Gaye Bayrak mevcut. Filmin müziklerini hazırlayanlar arasındaysa, Redd grubundan olaylı biçimde ayrılan Berke-İlke Hatipoğlu kardeşler var. (2.5/5)

HAFTANIN KAHRAMANLIK ÖYKÜSÜ
“MERDİVEN BABA”
(Gösterim tarihi değişebilir)

Ailesi dahil herkes tarafından yetersiz ve silik biri olarak görülmek, kanser sebebidir. Fazlı’nın hayatı da böyledir işte. O hayatını yeterli görür ama eşi, çocukları da alıp evi terk eder. Fazlı’nın hayatı satın aldığı hurda bir kamyonetle değişir. Öyle bildiğiniz kamyonetlere benzemez. Havalimanlarında uçaklara biniş ve inişlerde kullanılan merdivenli bir araçtır bu. Tabi yeni aracı mahalleye getirdiğinde yine alay konusu olur Fazlı. Ama yaşanan bir olay, onu bir anda kahramana dönüştürür. Beyazcama yaptığı işlerden sonra birbiri ardına sinema için de yazmaya başlayan Birol Güven, filmin senaristi. 

Bu duygusal komedide diğer yerli komedilerin klişelerinden mümkün olduğunca uzak durduğu için tebrik etmek gerek. Öyküsünü, “mutluluğa merdiven” gibi kurgulamış. Ama filmin fragmanının bile her şeyi belli ettiğini üzülerek söylememiz gerek. Başrollerde Esra Dermancıoğlu ve Hazı Ali Konuk yer alıyor. Yönetmen ise Hasan Tolga Pulat. Filmin gösterim tarihinin ertelenebileceğini de ekleyelim. (2.5/5)

HAFTANIN EN “FRANSIZ KALAN” FİLMİ:

“FRANSIZ KADINLARI”

Paris’te yaşayan bir değil, tam 11 kadının öyküsü bu. Kariyer, aşk, aile, çocuklar ve bitmeyen kompleksler. Fransız kadınları denilince eski yeni akla gelenlerden bir bölümü filmde boy göstermekte. Isabelle Adjani, eski süper model Laetitia Casta, Vanessa Paradis, Julie Ferrier. Oyuncu Audrey Dana aynı zamanda filmin yönetmeni ve senaristlerden biri. 

Saydığımız isimlerin hayranıysanız ne ala, yoksa şarap eşliğinde gevezelik eden bir dizi kadının başına gelenler hiç çekici olmayabiliyor. Filmin gösterim tarihinin ertelenebileceğini de not düşelim. (1.5/5)