HAFTANIN GİŞE FİLMİ:
“YENİLMEZLER: ULTRON ÇAĞI”

Baktılar ki ilki tuttu, devamı gelecekti elbette. Avengers ekibi tam kadro yeniden karşımızda. Hikayeden yine çok fazla şey beklememelisiniz. İnsanlığın sonunu getirmeye çalışan Ultron’a karşı kahramanlarımızın güçlerini birleştirmesi anlatılıyor. Thor, Kaptan Amerika, Hulk, Iron Man, Nick Fury, Black Widow ve Hawkeye yani. Ultron’a sesini veren tecrübeli aktör James Spader kadronun sürprizi. Aksiyon gırla, espriler de öyle. Çünkü Joss Whedon yine yönetmen koltuğunda ve senaryoyu da kaleme alan isim.

İlk filmi sevdiyseniz, bir sürü süper kahramanın güçlerini birleştirip ortak düşmana karşı savaşması konseptini de benimsiyorsanız bu filmi de seveceksiniz demektir. İlk filmdeki oyuncu kadrosu da korunmuş. Özellikle Mark Ruffalo’nun harika Bruce Banner/Hulk yorumuna ayrı bir film yapmanın vakti geliyor galiba. Scarlett Johansson’un filmin çekimlerini hamileyken tamamladığını da ekleyelim.
(4.0/5)

HAFTANIN SÜRPRİZİ:
“AŞKI BULUNCA

Mutlu musun? Hayır, haklıyım. “Aşkı Bulunca”nın ressam karakteri Liam Price biraz bu duygusallıkta. Öldüğüne dair iddialar ortalıkta dolaşır. Bakar ki, ölümü resim satışlarını artırıyor, o da oyuna katılır. “Sanatımın değeri sonunda bilinecek” diye öldüğüne inandırır herkesi. O artık Liam Price’ın erkek kardeşidir. Sanatçının değeri öldükten sonra anlaşılır, diye bir inanış vardır ya, o hesap. Ama hesap sonsuza kadar ödenmeden kalamaz. Meraklı gazeteci McKenzie Grain girer hayatına. İntihar eden bu sanatçının hayatını merak etmektedir. Liam oyunu oynamayı sürdürmek ister ama aşk denen illet sarar bünyeyi. “Posthumous”ta yani “ölümden sonra” da aşk aynı işler, her türlü oyunu bozar. Kendin olmadan kendini nasıl verebilirsin ki? 

Lulu Wang’ın henüz ilk uzun metrajında böylesine büyük bir ustalıkla hem senaryoyu yazıp hem yönetmesi takdire şayan. Liam Price’da oyuncu bir aileden gelen Jack Houston, gayet inandırıcı. McKenzie rolündeki Brit Marling ile aralarındaki kimya da tutmuş. Ama filme büsbütün romantizm beklentisiyle de gitmemek lazım. Sanatın ve sanatçılığın kitabını yazmamakla birlikte “sanatın değeri nedir” sorusu etrafından filmin asıl derdi hayatla. Gayet de güzel cümleler söylüyor. Haftanın kaçırılmaması gereken işlerinden.
(4.0/5)

HAFTANIN KÜÇÜKLERE MASALI:
“KARLAR KRALİÇESİ 2”

Dağıtımcılar sağolsun işimizi kolaylaştırmış: bu bir “çocuk filmi”. 2012 tarihli ilk filmin çok daha iyisi diyebiliriz. En azından eleştiriler o yönde. İlk filmdeki Karlar Kraliçesi’nin laneti sonrası yaşananlar artık geride kalmıştır. Hatırlatalım: Kötü kalpli Kraliçe Kuzey Kutbu’nun bütün dondurucu soğuğunu insanların yaşadığı yerlere üflemişti. Hans Christian Andersen’in ünlü masalından uyarlanan filmde Kraliçe’nin gazabından kurtulmak kolay olmamıştı. Neyse ikinci filmde Cüce Orm, sağ salim evine dönüyor ama kalbinin prensesinin kalbini kazanabilmesi için maceralarını biraz cilalayarak anlatması gerekiyor. 

Çünkü sonuçta sıradan bir madenci ve gönlü cüce prensesinde. Söylediği yalanlar içinden çıkılmaz hal alınca eski kankaları Gerda, Kaid ve Luta ile birlikte yeni bir maceraya atılıyor. Animasyonun devam filminin ilkinden başarılı bulunmasının ardında yazar-yönetmen Aleksey Tsitsilin olmalı. Küçük çocuğunuzun (gerçekten küçük olsun ama) elinden tutup bu filme götürebilirsiniz. Türkçe seslendirmesinde Erkan Taşdöğen ve Figen Aksoy’un yer aldığını belirtelim.
(3.0/5)

HAFTANIN SOSYAL MESAJLI FİLMİ:
“YOLUNDA A.Ş. ÇİNÇİN BAĞLARI HİKAYESİ”

Sinemamızda hikayeler bazen sokaktan gelir, böylesi daha da iyidir. Yoluna internette başlayıp beyazperde uyarlamasıyla devam eden “Yolunda A.Ş.” de böyle bir iş. Ankara’nın ünlü Çinçin Bağları mahallesinde doğup büyüyen Fehmi ve arkadaşlarının “rantsal” dönüşüme karşı direnişlerinin hikayesi bu.

Yönetmen Emre Budak’ın özellikle amatör oyunculardan yüksek performans aldığını söyleyelim. Emre Budak aynı zamanda filmin oyuncuları arasında. Erdağ Yenel de bir diğer başrol. Ama Cezmi Baskın, Defne Yalnız ve Tuna Orhan’ın kadrodaki varlığı, filmi bir üst lige taşıyor.
(3.0/5)

İŞÇİ SINIFI KOMEDİSİ:
“GURULDAYAN KALPLER”

“Karnı açtı ama aşka da acıkmıştı”. Böyle demiyor film tamam ama ismi ve konusu bunu çağrıştırıyor sanki. Heykeltıraş bir kadın ile atölyesinde çalışmaya başlayan vasıfsız bir işçinin hikayesi bu. Komedi türündeki film, sınıfsal farklılıkların aşkla değilse de sanatın gücüyle ortadan kalkmasını izlettirmeyi vaat ediyor. 

Filmin yönetmeni Ömer Uğur’u “Yarım Elma”, “Geniş Aile” gibi sevilen beyaz cam yapımlarından tanıyoruz. Oyuncular arasında Devin Özgür Çınar, Algı Eke, Necip Memilli ve Tanju Tuncel var. Ufak bir rolde Fırat Tanış da gözünüze ilişebilir.
(2.5/5)

HAFTANIN GÖRSEL ŞÖLENİ:
“TOPRAĞIN TUZU”

Nuri Bilge Ceylan sevenlerin izleyip hayran kalacağı bir film bu. Fotoğraf nerede biter, sinema nerede başlar? En hasından anlatılıyor filmde. Kaşif ve fotoğraf sanatçısı Sebastio Salgado, yanına oğlu Juliano Riberia Salgado ve ünlü yönetmen Wim Wenders’ı da almış; insanlığın henüz kirletmeye fırsat bulamadığı Vrangel Adası, Batı Papua ve ülkesi Brezilya’nın Panatanal bölgesinde çekimler yapmış.

Önceki işlerinde açlık, göç gibi kavramları araştıran Salgado, gözünü insansız topraklara dikmiş bu kez. Arada baba-oğul meselelerine de değinmiş. Cannes’da “Belirli Bir Bakış” bölümünün özel ödülünü alan ve Oscar için de yarışan bu belgeseli, sinema ve fotoğrafçılıkla ilgilenen herkese tavsiye ediyoruz. Her karesi özel çünkü. (4.5/5)

BİR MÜZİK GRUBUNUN VAR OLMA ÖYKÜSÜ:
“TEHLİKEYLE FLÖRT”

Flört adlı müzik grubunun öyküsü bu. Ozan, Çağatay ve Timsah’dan oluşan grup, müzikten para kazanamamaktan muzdarip. Yalvar yakar düğünlerde sahne alırlar ama bir türlü albüm yapacak parayı denkleştiremezler. Yaptıkları müzik de pek öyle düğünlerde çalınacak türden değildir zaten.

Hele, çaldıkları düğünde gelinin kalbini de çalmaya çalışmak olmayacak iştir! Grup üyelerinin yani Ozan Kotra, Çağatay Kehribar ve Hakan Çağlar’ın senaryoyu yazıp başrolleri paylaştığı filmin yönetmeni Murat Şenöy. Oyuncu kadrosunda Mete Horozoğlu’nun yanı sıra tanınmayacak bir makyajla MFÖ’nün F’si Fuat Güner ile yönetmen Ezel Akay da var.
(3.0/5)

HAFTANIN YERLİ “ÜRKÜNÇLÜ” FİLMİ:
“EZAN”

 Baş karakterimizin adı Ali. Neler gelmiyor ki başına. Asabidir, hiç bir işte tutunamaz. Yine öyle olmuştur. Girdiği son işten de kovulmuştur. Alkol alır. Çıkışta araba kullanır. Küçük bir kız çocuğuna çarpar. Öldü sanarak hızla kaçar. Ama olay yerinde yüzüğünü düşürür. O yüzük üzerinden Ali’ye büyü yapılır. Daha neler neler?

Cinler de var. Yerli gerilim sinemamızda yeni bir deneme sayılabilecek filmin senaristliğini ve yönetmenliğini Fuat Yılmaz yapmış. Oyuncuları Osman B. Keser, Yeliz Yeşil, Şahin Özden ve Leyla Metin olarak sıralayabiliriz.
(1.5/5)