TIM BURTON BİLDİĞİ SULARDA...

“BAYAN PEREGRİNE’İN TUHAF ÇOCUKLARI”

Doğru hikaye ile doğru yönetmenin buluştuğu bir yapım olunca beklentiler de yükseliyor elbette. Fantastik filmin yönetmeni bu tür dünyalar yaratmakta mahir Tim Burton. Hal böyle olunca, Ransom Riggs’in çoksatan romanından yapılan uyarlamada tüm taşlar yerine oturmuş gibi. Paranormal güçleri olan bir grup çocuğun Bayan Peregrine’in himayesinde “özel bir kampta”ki eğitimleri belki herkesin ilgisini çekmeyecektir ama “vaat ettiğini yerine getiren” her film gibi bu yapım da en azından meraklılarını memnun edecektir. Kaldı ki oyuncu kadrosunda Burton’ın yeni gözdesi Eva Green ile garip makyajıyla Samuel L. Jackson da var. Ayrıca “baş çocuk” oyuncu Jake rolündeki Asa Butterfield, “Hugo”daki sevimli performansını tekrar ediyor.

(5 üzerinden 3.5 puan)

FARKLI ZOMBİ FİLMİ..

“TÜM SIRLARIN SAHİBİ KIZ”

Zombi filmlerinden hoşlanıyor ama “farklı bir şey” izlemek istiyorsanız aradığınız yapım “Tüm Sırların Sahibi Kız” olabilir. Konunun çıkış noktası bildik aslında: bir virüs insanlığa musallat olur ve onları zombileştirir. Birbirini yemeye çalışan insanlarla dolu çok da uzak olmayan bu karanlık gelecekte, bir grup çocuk ise virüsten etkilenmemiştir. Virüs kanlarındadır ama duygu ve düşüncelerini kontrol edebilmektedirler. Film işte bu noktadan sonra ilginçleşiyor zaten. İngiltere’deki bir askeri üste doktor kontrolünde tutulan çocuklar, bir anda insanlığın en büyük umudu haline geliyor. Yönetmen Colm McCarthy’nin henüz ikinci uzun metrajında gayet iyi iş çıkardığını söyleyenler çoğunlukta. Başrollerde Gemma Arterton, Glenn Close ve Paddy Considine gibi kalite isimler barındıran filmi, öncelikle elbette zombi gerilimi seyretmek isteyenlere öneriyoruz.

(5 üzerinden 3.5)

FATİH AKIN BU KEZ GÜLÜMSETİYOR..

“ELVEDA BERLİN”

1915 olaylarına belirli bir akış attığı “The Cut”tan sonra sıradaki filmi merakla beklenen Fatih Akın, bu kez daha “soft” bir işe imza atmış. Alman yazar W. Hemdorfs’un 2 milyondan fazla satan romanından uyarlanan filmde Berlin’de iki ergen kafadarın macerası anlatılıyor.

Maik, zengin ailede büyümüş bir çocuk. Ama evde sorunlar var. Uzak diyarlardan göç etmiş Tschick ile yolu kesişiyor. Ebeveynlerinin yalnız bıraktığı Maik, macera konusunda pek cesur yeni arkadaşıyla çalıntı bir arabayla yollara düşüyor. Gerisi, Akın’ın gayet güzel sahneleri eşliğinde eğlenceli bir yolculuk. Filmin Almanya’da büyük beğeniyle karşılandığını belirtelim.

(5 üzerinden 3 puan)

TÜRK’ÜN BOLLYWOOD’LA İMTİHANI..

“BİR BABA HİNDU”

Bollywood filmlerini merak ediyorsanız, ama daha önce hiç başarılı bir örneğini izlemediyseniz, “Bir Baba Hindu” kesinlikle ilk izleyeceğiniz film olmamalı. Bu uyarıyı baştan yapalım zira Sermiyan Midyat’ın büyük bir enerjiyle yazıp yönetip başrolünü oynadığı film başka sularda seyrediyor. Öyle “Bollywood’a giriş” gibi bir vaati de yok aslında. Midyat, Hint sinemasının o güzel renklerini, coğrafyasını ve müzik-dans cümbüşünü kullanıyor elbette ama daha çok “kültürel farklılık”tan beslenen bir mizaha sırtını dayamış görünüyor. Türklerin Hint adetleri karşısında neler yaşayabileceğine dair bir skeçler bütünü mü yoksa özünde samimi bir aşk hikayesi mi anlattığına ise, filmi izleyince siz karar vereceksiniz.

(5 üzerinden 2,5)

GERÇEK BİR OLAYDAN...

“BÜYÜK FELAKET”

Nisan 2010’da Meksika Körfezi’nde yaşanan gerçek olaya dayanan filmde, insanoğlunun yol açtığı o büyük felakete adım adım nasıl gidildiği, sonrasında neler yaşandığı anlatılmış. Hayatta kalmaya çalışan 126 kişilik personel arasında Mark Wahlberg, Kurt Russell ve John Malkovich gibi kalibreli isimler var. Aksiyon konusunda tecrübeli sinemacı Peter Berg’in temiz bir teknik işçilik sergilediği söyleniyor. Sonunu bildiğiniz bir maceranın ayrıntıları ve bir parça adrenalin için önerilebilir.

(5 üzerinden 3)

BARİ MARADONA?

“PELE”

Tamam belki yaşımız canlı izlemeye yetmedi ve evet, Pele dünyanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu olabilir ama onun hikayesinin günümüz seyircisine hala çekici gelebileceğini düşünmek enteresan. Hani Maradona ya da nesil sürümü Messi olsa anlayacağız ama zaten daha önce de filmlere, kitaplara ve belgesellere konu olan Pele için “neden şimdi” diye sorası geliyor insanın. Jeff-Michael Zimbalist ikilisinin kotardığı filmin yerinde dramatik dokunuşlarla vasatın üstünde bir biyografik filme imza attıkları söyleniyor ama dediğimiz gibi, futbolu seven geniş bir kitle olmasına karşın o golleri beyazperdede izlemek isteyenlerin sayısının görece az olacağını üzülerek tahmin ediyoruz.

(5 üzerinden 2)

OLMADAN OLMAZ..

“LANET: UYANIŞ”

Yerli korku sinemamız üretmeye devam ediyor. Felsefe eğitimi gören Zeynel, paranormal olaylarla da ilgilidir. Bu nedenle okulda arkadaşları onunla dalga geçer. O arkadaşlardan birkaçı bir gece mezarlığa gidip “afacanlık” yapınca başlarına “bela” musallat olur. Filmin yönetmeni Kemal Özdemir..

(5 üzerinden 1,5)