“Yolculuklarım insana duyduğum sevgiyi merhametle karışık bir borçluluğa dönüştürdü. Tekerlek seslerine eşlik eden bebek ağlamaları, camlardaki TCDD damgaları aidiyet duygumu pekiştirdi. Bu ülkede doğmuş olmaktan çaresiz bir kederle birlikte coşkulu bir sevinç de duydum. Maraş’ın pamuk tarlalarındaki işçi çadırları.

Kar altındaki Konya Ovası. Dolunayda ışıldayan kıraç tepeler. Çarşamba’nın ortasından akıp giden Yeşilırmak. Harran Ovası’nın o görkemli, havadan görünümü. Mersin’in portakal bahçeleri, Bolu’nun sonbahar ormanları... Bütün gündoğumları.

Limanlar. Rüzgârda balık ağları.

Sonra o mağrur dağlar. Suskun, görmüş geçirmiş kızıl, kara çileli topraklar ki kalbimi kaptırmış olduğumdan ben de o çilenin gönüllü bir parçasıyım artık...”

Türkiye’nin köy enstitülerinden günümüze ülkenin haritasını ortaya çıkarırken kendi anılarını da paylaşıyor İnci Aral bizimle. Tarihin unutulmuş karakterlerini hatırlıyor. Türkiye’nin güncel olaylarına da değiniyor tarihe değindiği gibi. Emeğin, barışın, adaletin önemini yazar olmanın insana yüklediği sorumlulukla dile getiriyor. Erkek iktidarında kadın olarak yaşamanın zorluklarından bahsediyor. Türk ve dünya edebiyatına yazar gözüyle değiniyor. Kültür ve sanat dünyamıza içerden bir bakış sağlıyor. Üç seneye yayılan yazılarıyla dokunaklı bir ülke ve insan günlüğü tutuyor.

İNCİ ARAL

Denizli’de doğdu. Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nü bitirdi. 1977’de dergilerde yayımlanan ilk öyküleriyle edebiyat dünyasına girdi. Eserlerinde, bireylerin ekonomik, kültürel olgu ve değişimlerin etkisiyle biçimlenen ruh hallerini, toplumsal savrulma ve çözülmeleri, kadın erkek sorunlarını, iletişimsizliği, aşkın imkânsızlığını anlatıyor ve sancılı varoluş durumlarını irdeliyor. Romanları; Fransa, İngiltere, İtalya, Hindistan, Romanya, Makedonya, Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerde yayımlandı. İnci Aral, 2014 yılında Kıbatek (Kıbrıs, Balkanlar, Avrasya Türk Edebiyatları) Ödülü’nün sahibi olmuştur.